Milas ve Beçin,yerleşim merkezi olarak Muğla merkez (Şimdi ona ne yazık ki "Menteşe" diyoruz;oysa bu ad daha çok il adı olmaya yakışırdı.)'den daha eski bir yerleşimmerkezi. İskender Milattan Önce 330'larda Milas'tan geçmiş. Menteşe Beyliğininmerkezi Milas-Beçin. Beçin Kalesi ve yerleşimi, merkezdeki mimari eserler;Şenköy (Aslı "Şeyh Köyü") ve İkiz Türbeler gibi pek çok Türk-İslam eseri ile dahaönceki dönemler kadar zengin bir yöre Milas ve çevresi.
Milas ile ilgim1995 yılında orada bir Meslek Yüksek Okulu açılması vesilesiyle başlamıştır. Ogünden bugüne Milas'ın kültürel zenginliğiyle ilgili 15 kadar yazı yazmışımdır;birkaç tane de bilimsel yazı hazırlamaktayım.
Milas'ın dikkatçeken özelliklerinden birisi AbdülazizAğa sülalesidir. Bu sülale 18. yy ortalarından beri Milas'ın yönetimindedirve yaptıkları pek çok hayrat ile Milas'ın kültürel ve sosyal zenginliklerine dekatkıda bulunmuştur. Said Nohut 'un2018'de çıkan Vakfiyelerin IşığındaMilaslı Abdülaziz Ağa ve Ailesi adlı kitapta ayrıntılı bilgiyibulabilirsiniz. Sevgili Olcay Akdeniz de Milas Ticaret Odası Dergisi'nin birinde sülâle hakkında bilgi vermişti.
Benim busülâleye ilgim, merkezdeki aile mezarlığını görmemle başladı. Aile mezarlığınınelden geçip tadilat ve restorasyon gördüğü belli idi ama zemin 30 cm kadartoprakla kaplanmıştı. Zamanın Belediye başkanı Sayın Fevzi Topuz 'dan rica ettik ve o toprak katman temizlendi. Bu arada ben de eski yazılı mezar taşlarınıyeni harflere çevirdim ama henüz yayınlamak kısmet olmadı.
Milas'a gelipgiderken sevgili Olcay Akdeniz'in rehberliğinde Osmanlı dönemi eserlerinigörüyorduk. O gezmelerden birinde bir çeşme kitabesi görmüş ve fotoğrafınıçekip yeni harflere çevirmiştim. Geçen hafta sonu Yeni Asır muhabiri sevgili kardeşim Volkan Yıldız o çeşmenin çöplüğe dönüştüğü haberini verince yüreğimcızzz etti. Öyle ya!... Yerelyönetimlerin ilgisizliği kültürle ilgilendiklerini zannedenlerin bilgisizliğiyüzünden çeşme metruk bir hal almış ve gelen geçen çöpünü oraya bırakmayabaşlamış.
Öyle miolmalıydı?
Çeşmenin gayetokunaklı bir kitabesi vardı ve o kitabede şöyle yazıyordu:
Sâhibü'l-hayrât ve'l hasenât
Ve râgıbu'l-cenne ve'd-derecât
Abdülaziz Aga-zâdelerden
Es-Seyyid Muhammed Sa'îd Ağa
Sene 1249
Kitabesindeverilen bilgilere göre Hicri 1249 senesinde, Miladi 1833-34 senesinde AbdülazizAğa torunlarından Muhammed Sa'îd Ağa'nın yaptırdığı anlaşılan bu çeşme, heryönüyle tarihi bir eserdi ve korunması gerekirdi ve çöplük olmaya terkedilmemeli idi. Milas'ta Muğla'da yaşayan herkes böyle bir esere sahipçıkmalıydı ama sahip çıkması gerekenlerin, başta kültür işlerine bakan müdürlerdâhil kimsenin böyle bir eserden haberleri bile yoktu. Lafa geldi mi "Herşeyden haberimiz var. Biz olayı hallederiz" diyerek çözüm üretmeye çalışanlarıda engelleyen zihniyetin böyle bir eserden haberi bile yok.
Halkımız dagüzel görünsün, "appacık olsun" diye basmış kireci, basmış kireci!... Tabii ne taş süslemeler kalmış ne dekitabe!... Kültür işlerinin başına, bu tür kültürden nasip almamış insanlargelirse olacağı budur.
İnşallah MilasBelediyesi ve Kaymakamlığı işe el atar da o güzelim çeşmeyi kurtarıpzenginliğimize zenginlik katarlar.