"Herkessusmalı sadece kadınlarımız konuşmalı,

onlarkonuştukça yürekler kanamalı, yürekler yanmalı,

bizikendimize getirmeli.

İçimizdekiinsana ait özler,

insana ait canlar ortayaçıkmalı."

Zulümaltındayız; âh u figan ediyoruz. Duyanımız yok!. Sesimize ses veren yok.Sesimize ses verecek yürek yok!. Zulüm altındayız; bîçarelikler içindekaranlığın hükmettiği paçavralar altındaki kirli görüntülerde kayboluyoruz.Karanlığımızı aydınlatacak bir ışığımız yok!.. Bu zavallı çirkinliği görecekgözler arıyoruz. Hani o gözleri rahmetiyle yıkayacak göz yaşları!

Kadınlar;kimi zaman annemiz, kimi zaman yârimiz, eşimiz kimi zaman kardeşimiz kimi zaman da candan özge kızımız.Hayatımızın diğer yarıları. Bizi güzelleştiren, duygu iklimlerinde yediverenlerlekuşatan velhasılı insan yönümüz. Varlık kaynağımız; varlık sebebimiz. Onlarınçileleri, göz yaşları, ezilmişlikleri, bir yardım bekleyen bakışları. Her gün,her gün yeniden kararmakta kadınlarımızın yaşamı, çileleri biz erkeklerinelinde çoğalmakta. Haberlerin ardında, insan olmaktan utandığımız dakikalar .

"Bir toplum aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyleberaber yürümezse ilerlemesine ve medeni olmasına teknik bakımdan imkân, ilmîbakımdan ihtimal yoktur." diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği gibiTürk kadını geçmişte olduğu gibi bugün de gelecekte de her daim hak ettiğiyerde olacak bir kartal gibi bu milletin varoluşuna kaynaklık edecektir. Buyüzden herkessusmalı sadece kadınlarımız konuşmalı,onlar konuştukça yürekler kanamalı, yürekler yanmalı, bizi kendimize getirmeli.İçimizdeki insana ait özler, insana ait canlar ortaya çıkmalı.

Masumiyetinruhu çocuklarımız; hele çocuklarımız, hele çocuklarımız!. Evladımız, canımız,candan içre canlarımız, geleceğimiz, yaşam sebebimiz. Kâh bir deniz kenarındadonmuş avuçları kapanmış bir çocuk kâhinsanı donduran soğuklarda elleri donmuş, umutlarını kaybetmiş çocuklarımız.Kâh boşanmalar kâh terk edilmişlikler, kâh bir kenara itilmişlikler. Terörmeydanlarında kötülüğe kurban edilmiş çocuklarımız. Her yerde onlarınfotoğrafları, haberleri. Gösteriş namına baş okşamalar, ardı sıra siparişedilmiş cilâlanmış sözler. Aynı minvalde büyükler susmalı sadeceçocuklarımız konuşmalı, onlar konuştukçayürekler kanamalı, yürekler yanmalı, bizi kendimize getirmeli. İçimizdekiinsana ait özler, insana ait canlar ortaya çıkmalı.

" Güneş yanar, âlem döner,

Bir gün gelir, hepsi söner,

Ey sâhib-i ilm ü hüner

Bilir misin sebebi kim?" (A'mâk-ıHayâl'den..)

Zulüm altındayız! İnsana inancımızsorgulanmakta. Her gün iletişim organlarında aynı klişe uyarılar. Duygusalsömürüler, kandırılmalar, gasplar, kapkaçlar, hırsızlıklar. Evet adı kapkaç,hırsızlık, kandırma, sömürü; cinayetten farkı ne? Farkı sadece insan canınakast etmeme!. Ötesinde insanlığı öldürme, doğru, güzel, iyi olan ne varsatüketme, yok etme!. Ben buna olsa olsa cinayete teşebbüs derdim. İnsanlıkcinayeti!.. Bazı kafalar sadece kötülük, fenalık, şer, nifak üzere çalışıyor.

Aslında tüm hikâyemiz kötülüğünüzerinde tamamlanmıyor mu? Hiç akmasaydı kir, şer, kötü; farkına varabilirmiydik öbür yanda akan nûrun, hayrın ve de iyiliğin? Keşke kötülük, şer,fenalık, nifak hiç olmasa, kaybolup yok olsa. Adları, sanları silinse tümkötülüklerin. Bu da bizim elimizde değil mi?

Ey güzellikleri, iyilikleri, doğrularıkendine şiar edinmiş güzel insan! İnsan olma adına iyi ki varsın. Oncakaranlığın içinde mısra mısra akıtmaktasın içimize nûrunu. Kiminden çıkan kirhükmünce yağan rahmetler gibi yıkamaktasın, arıtmaktasın yürekleri.

Ey güzel insan! Adın âşık! Aşkınrehberliğinde kanatlanıyorsun. Okşuyorsun başımızı, ne de çok ihtiyacımız vardıbaşımızı okşayan bir ele. Göz yaşımızı siliyorsun, sırtımıza bir dost eliyleşefkat kanatları takıyorsun. Yürek hazinende neler saklı aslında: Sabır, haya,erdem, kanaat, tevazu, sadakat, feragat, saygı, sevgi!.. Daha neler, neler!. Açbize yüreğini. Isıt taşlaşmış kalplerimizi. Kırılsın tüm karanlık eller, terkedilsin tüm karanlık yürekler.

Adı terör! Adlar değişmekte,yaftalanmakta!. Her "barış" diyenin barışı terk ettiği, kana buladığıhatta "barış, kardeşlik" adı altında akıl oyunları yapıp kitlelerikanlı senaryolarında boğmakta!. Taraf olmaya zorlamakta, taraf olma adınabertaraf etme derdinde! Onca masum çocuğun, ananın, babanın, eşingözyaşlarından beslenmekte!. Onları karanlığına kurban etmekte. Sabırlarsınanmakta! Onlar konuştukça beyinler uyuşmakta, akıllartutulmakta. Karanlığın içinde ışığı, el yordamıyla bulmaya zorlanmaktayız. Nezaman bitecek bu yalan masallar, sahte destanlar, parlatılmış, yaftalanmış yalanlar.

"Her insan, akıl ve vicdan sahibiherkes, hatta en basit bir hayvan bile bu dünyada kendini bilmeye başlarbaşlamaz saadetin peşine düşer. Bu öyle sabit bir kuraldır ki bütün tabiatkanunları değişse bile bu kaide, mümkün değil değişmez." (A'mâk-ıHayâl'den..)

Adı kadın, adı yaşlı, adı çocuk neolursa olsun hiçbir ayrım gözetmeden öznemizi insana çevirmeden maalesef kadınada, yaşlıya da, çocuğa da hak ettiği güzellikleri yaşatamayız. Önce insandabuluşmadıktan sonra hep aynı konuları konuşmaya, aynı acıları yaşamaya devamederiz. Sevgi ise sevgi, yaptırım ise yaptırım bir şekilde bu konuların üzerineciddiyetle gidilmeli konuşmaktan çok ötesi hayatımıza bir an evvel katmamızgereken düzenlemeleri gerçekleştirmeliyiz.

Adı kadın olsun, adı çocuk olsun, adıyaşlı olsun öznemiz insansa eğer kanunların, yönetmeliklerin ya da yaptırımlarçok çok ötesinde hep birlikte insan yüreğinde arınmalı, bu sorunlara sahipçıkmalıyız. Çünkü bugün sadece isimlerini saydığımız kurbanlar yarın bizim enyakınımızın isimleri olabilir.

Her şey sende insan!. Sende başlayan,sende biten, seninle devam edecek olan. Dünya kurulalı senin hikâyelerinkapladı her yeri. Her hikâyen iyiye, güzele, doğruya ve de sana hasretledokundu. Sana muhtacız, sana sarılmaktayız. Umut ışığımız gözlerinde,yüreğinde. Bırak kanasın, bırak acısın, bırak göz yaşları aksın. Konuşmayıbırakalım, önce dinlemeyi öğrenelim. Önce fikredelim, sonra zikredelim.