Herkesin farklı karakter özellikleri, öne çıkan bazı huyları var. Kırılgan, neşeli, karamsar, vurdumduymaz, yardımsever veya küskün... Bazıları küsecek birini, küsmek için bir bahane bulmakta zorlanmıyor. Hatta ne zaman ya da neden küstüğü bile çoğu zaman fark edilmiyor.
Ben hayatım boyunca kimseye küsmedim. Kırıldım ama darılmadım. Bu da benim bir huyum. Üzüldüm, kavga ettim ama bugüne kadar kimseye küsmedim. Bir süreliğine aktif iletişimi durdurdum ama küserek iletişimi tamamen kesmedim.
Uzak durdum, muhatap olmadım, kâle almadım ama küsmedim. Kimseye kapıları kapatmadım. Selamı hiç kesmedim. Çünkü iletişimi durdurmak ve kesmek birbirinden farklı iki durum. İletişimi durdurmak, sorunu çözmek için zaman kazanmak iken iletişimi kesmek kaçmak demek.
Şuna inandığım için kimseye küsmedim. Küstüğün biri ile kıyamete kadar konuşmamam gerekiyor. Her ne sebeple olursa olsun bir daha o kapıyı açmamam gerekiyor. Kaçtığım yere bir daha dönmemem gerekiyor.
Fani dünyada bu mümkün değil. Büyük konuşmamak, iddialı olmamak gerekiyor. Çünkü hayat, çoğu kez insana tükürdüğünü yalatıyor. Çocuk yaşlarda bu farkındalığım geliştiği için kırgınlıklarım oldu ama hiç küslüğüm olmadı.
Peki insan neden küser? Tartıştığınız, farklı düşündüğünüz bir insan neden size küser? Hatta arada hiçbir sorun veya olumsuz diyalog yokken neden küsülür?
Birincisi, kafasındaki problem her ne ise insan buna bir tepki vermek için küser. Ki küsmez ise kendini tepki vermemiş, hakkını savunmamış hatta yenilmiş hisseder. Bunun içindir ki küsmek, onun için tek tepki yöntemidir.
İkincisi, alternatifi olmadığı için küser. Onun için tek doğru vardır. Esneklik, anlayış, hoşgörü yoktur veya çok zayıftır. Hayatı “kendi”nden ibarettir ve ancak onun onayladığı kimseler onun hayatına girebilir. Bunun içindir ki küsmek, kendine kapanmak ve kendini korumaya almaktır.
Üçüncüsü başka bir yol olduğunu bilmez. Konuşarak sorun çözme ve ikna becerisi yoktur veya çok zayıftır. Dolayısıyla iletişim kuramaz, tartışamaz. Konuşmaya çalışılsa da “kendi” bildiğinden şaşmaz. Her şeyi bildiği için sizin söylediklerinizin ya da meselenin gerçekte ne olduğunun bir hükmü de yoktur. Bunun içindir ki küsmek, onlar için başka bir iletişim yöntemi olmadığı için başvurulan ilk ve tek yöntemdir.
Asıl önemlisi de insan, gerçekle yüzleşmek istemediği, buna cesaret edemediği için küser. Bunun içindir ki küsmek, gerçekle karşılaşma ihtimaline karşı kapıyı kapatmaktır. Kapıyı kapatır ki onunla karşılaşmasın; onu görmesin, onu duymasın.
Nedeni her ne olursa olsun küsen insan; karşısındakinin bu küslükten bir anlam çıkarmasını, geri adım atmasını, özür dilemesini, kendi doğrusunu kabullenmesini, onun çizgisinde yürümesini istiyor da olabilir.
Peki, bu mümkün mü? Bir insan, sırf muhatabın gönlünü almak ve onunla arayı düzeltmek için geri adım attığında mesele hallolur mu?
Belki bir süre… Sonrasında nedeni bilinen veya bilinmeyen başka sorunlar ve küslükler mutlaka olacak ve bant tekrar başa sarılacaktır. İşler ve ilişkiler yeniden sarpa saracaktır.
İşlerin ve ilişkilerin sarpa sardığı bir durum daha var ki o da muhatabın, küsen kişinin niyetini anlamaması. Olup bitenden ve tepkilerden, küsenin çıkardığı anlamı çıkaramaması. Yani “Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.” durumu…
İşler sarpa sardıkça basit sorunlar büyüdükçe büyüyor. Araya başka olaylar, kişiler girdikçe başka sorunlar ortaya çıkıyor. Eski defterler açılıyor, eski mevzular gündeme geliyor. Yeni deliller ve hikâyeler masaya geliyor. Basit bir olay, karmaşık bir hâl alıyor.
Sorunu çözmek, haklı olduğunu ispatlamak, haksızlığa uğradığını göstermek için küsmeye gerek var mı? Farklılıktan kaynaklanan durumları kişiliğe yönelik bir tehdit olarak görmek ne kadar sağlıklı?
Konuşarak bu meseleler halledilemez mi? Hallolmadığını düşünelim. Peki, küserek neyi halledebiliriz? Küserek neyi başarabiliyoruz?
Mesele, muhatabın bizi anlaması ise her türlü niyeti ve hesabı bir kenara bırakarak kendini açık olarak ifade etmekten başka yol var mı? Araya kirli duygular sıkıştırmadan duygularını net olarak ifade etmekten başka yöntem var mı? Kendimizi ve muhataptan beklentilerimizi samimiyetle ortaya koymaktan başka çare var mı?
Küsmek, kaçmaktır. Küsmek, çaresizliktir. Oysa hep bir çıkış, bir başka yol vardır. Düşündüğümüz, inandığımız şeylerin aksi her zaman mümkündür. Dahası insan ilişkileri söz konusu olduğunda 2+2’nin 4 etmediği bir dünyada neyin iddiasındayız!
13.11. 2024