Değerli dostlarım; eskiler, dedelerimiz ve babalarımız hakikaten büyük insanlarmış. İnsan gözünün önündeyken kıymetini bilemiyor. Bugünlerde büyükbabasını ve büyükannesini elbette seven sayan vardır şüphesiz. Ancak geniş aile dediğimiz büyükanne, büyükbaba, oğul gelin ve çocuklar aynı hayatta olan bir aile yaşamını bir düşünsenize. Çok oldu geniş aile yaşamını yitireli, şimdilerde de aile kayramı ver aile yaşantısını sona erdirelim diye yozlaştıralım diye çaba sarf edenler var. Neyse konumuz bu değil ama, böyle bir grizgah yapmamın iki sebebi var. Büyükbaba ve büyükannemiz yol gösterici ve engin bir tecrübeye sahiptirler. Tecrübe para-pul  ile satın alınamaz. Tamamen yaşanmışlık örnekleridir. Bu yaşanmışlık örneklerinden tecrübeden faydalanamaz bir toplum haline geldik. İkincisi de yapılacak edilecek bir iş var ise onu bir defa söyler. Beki sonra bir defa daha hatırlatır. Sonra belli cümleleri sarf ederek muhatabının dikkatini çekmeye başlar.   Ne o cümleler büyükbaba çok şey söyledi, izah etti, bak oğlum bak kızım dedi ki olmuyor. Derki büyükbaba “’Kellim kellim la yenfa’”. Osmanlıca bir terimdir. Söyle söyle kendin dinle demektir.  Muhatabına laflar sözler ulaşmamıştır. Dedemizin canı sıkılır ve bu tarihi sözü söyler. Oğlum, kızım, torunum belki ders alır diye.  Benim durumum da aynı oldu. Bendeniz evet büyükbabayım ama büyük falan değilim. Sadece İlçem Ula’da hayatını rahat ve huzur içinde insanlara zararım dokunmadan kimseden de zarar görmeden bir hayat talep ediyorum Yaradanımdan.

Günlerdir okulumuzun önündeki caddede öğrenci, veli normal trafik ve devam eden hayat dan söz ederken bir trafik yoğunluğu var, öğrencilerin ve velilerin oldukça sıkıntıları var. Yetkili mercilere duyurdum zannediyordum.  Maalesef duyduklarına dair hiç ama hiçbir emare (*) yok. Yine sabah 08’00-09’00,öğleyin 12’00-13’00-akşamüzeri 14’40-15’00 arasında caddemizde adeta köşe kapmaca oynanıyor araçlarla.  Çok defa kazalar oldu. Şükür ölümlü kaza olmadı.  Ölümlü kaza mı olması gerekiyor bilemedim.  Onun için kendi kendime dedim ki, Reşat “’Kellim kellim la yenfa’” söyle söyle kendin dinle. Ne yapalım sesimiz demek ki duyulmaz olmuş.

İkinci ilgilendiğim yada toplumun tepkisini ortaya koyduğum nokta camii, cemaat ve cami görevlileri. O konuda da ayni devran ayni düzen devam ediyor. Sağ olsun İlçe Müftümüz ilk gündeme getirdiğimizde onunun farkında olduklarını, acil ve kalıcı çözüm bulacaklarını izah ederek bizimle sohbet esnasında paylaşmışlardı.  Geçen zaman dilimi içinde artık söylemeyecek ve dile getirmeye gerek duymayacağım. Sebebi ise yukarıda ki örnek gibi. Değişen yada değiştirilen bir şey bir çalışma yok. Hani eskiler ayni şeyi tekrar tekrar ederseniz ve söylersiniz ee kabak dadı verdi ha yeter gari derler.  Onun için yukarıdaki her iki konuyu da öncelik ve özellikle yetkili, duyarlı amirlere, sonra da yaradana havale ediyorum.

Hepimizin Akıllı !?... telefonları vardır. Bu işaretleri de bilerek koydum. Makinanın akıllısı olmaz. Kullanıcısı ne yükledi ve neler depoladıysa çağırdığı zaman göz önüne getirir. Telefonlarda Whatsapp bulunuyor. Yada yüklüyorsunuz. Bendenizin telefonuna da bir mesaj geldi. Bir dost ve saygı duyduğum kardeşimden.  Açtım ve baktım ki Ula İlçe Belediyesi gayrimenkul satış ilanı ile karşı karşıya kaldım. Sonra araştırdım ve resmî ilan bölümüne baktım. Kardeşlime inanmadığımdan güvenmediğimden değil, hakikaten resmen Ula Belediyesi gayri menkullerini satıyor mu? diye inceledim. Gayrimenkul demiyor taşınmaz diyor. Akçapınar Mahallemizde 2.609.25 M2 Tarla 14.000.000. Tl.ye, Yine Akçapınar da 1.685.96 M2 Tarla  660.000 TL.ye ,Akyaka da İşyeri 2.250.000. TL ye, yine Akyaka’da işyeri 2.350.000. TL’ye, yine Akyaka da işyeri  1.890.000. TL’ye ,yine Akyaka’da işyeri 4.500.000 TL’ye satılacaktır diye resmi ilan sitesinde yayımlanmaktadır. 20 Kasım 2024 tarihinde ihale ile satılacaktır ibaresi var.

1970 yılını baz alırsak, 1973 yılına kadar Rahmetli Hafız Yusuf Ziya Kanat ağabeyimiz Belediye Başkanlığı yaptı. Mülkiyetinde bulunan taşınmazları sattığını hatırlamıyorum. Sonra gelen Merhum Gökalp Gündüz ağabeyimiz de taşınmaz sattığını hatırlamam. Sonra gelen (1980 Askeri Darbesinden sonra) Sadi Dündar ağabeyimiz de taşınmaz sattıklarını hatırlamam. Belki satmışlardır da diyemiyorum. Zira mutlaka duyulurdu. 1989 yılından sonra kesintisiz olarak Belediye Başkanı seçilen değerli, dürüst ve doğru insan Ümit Karaarslan  Koçoğlu dediğimiz Mevkii de arsa ofisinden alarak (tahsis) yaklaşık 75.000M2’lik taşlık kayalık olan taşınmazı parselleyerek açık ihale yöntemi ile sattığını biliyoruz. Ancak bir konunun altını çizmem lazım.  İlçem Ula 1973 Yılından 2009 Yılına kadar muhalefet partisine mensup Belediye Başkanları idare edildi. Halk yerel anlamda da genel anlamda da muhalefete rey verdi iktidara getirdi. 2009-2014 döneminde yine muhalefetten bir ağabeyimiz seçildi. Sonradan İktidar Partisine geçti.  Ama, mensubu olduğu İlçe teşkilatı verilen karara sadık kalmadığından Nadi Başkanım bağımsız olarak göreve devam etti. O zaman da taşınmaz sattığına şahit olmadık. Ne zaman ki merhum İsmail Akkaya beyefendi iktidar ile buluştu. Ömrü kısa imiş. Allah rahmet eylesin. Kısa zamanda ilçem Ula’ya devasa yatırımlar gerçekleştirdi. Vefatından sonra meclis içinden Mimar Özay Türkler kardeşimiz bayrağı aldı ve devam ettirdi. 2024 seçimlerinde tüm Türkiye’de tüm İlçelerimizde olduğu gibi Ula İlçe Belediye muhalefet Belediye Başkanlığı ile tanıştı. Polemiğe girmem hiç istemem, sevmem de. Dedikodular var. Efendim İsmail Akkaya’da, Özay Türkler’de sattı taşınmazlarımızı. Hatta hatta, onlar iktidar gücü arkasında olmasına rağmen sattılar ve taşınmazı veya taşınmazları.

Elimi vicdanıma koyuyorum ve diyorum ki, satmış olabilirler. Ancak İlçem Ula’ya 40 yıldır yapılamayan yatırımları yaptılar. Hizmeti getirdiler, saymakla bitirilemez.

Efendim borç var, belediyenin borcu olur. Parası bankada olmaz. Zira belediye hizmet halka hizmet birimidir. Para biriktirmez, yatırım yapar, hizmet getirir. Borcu elbette olacaktır. Zaman içinde borçlar ödenir. Sırf borç ödeyeceğim diye taşınmazların satılmasına karşıyım. Devlet belediyelere her ay muntazaman ödenek gönderir. İsraf etmeden, çar çur etmeden zaten borcu var belediyenin yatırım yapmak gibi bir imkanı da yok, belki derdi de yok. Borçlarını zaman içinde bir takvim çerçevesinde öder diye düşünürüm.

Zaman zaman duyuyoruz. Efendim borç devraldık. Belediyenin borcu var, sıkıntımız var. Tamamda siz bu göreve talip olurken bu borç ve borçluları bilmiyormuydunuz? Ya dilim sürçtü alacaklıları diyecektim. Makamlar hele hele seçimle gelinen makamlarda mazeret üretmek kolaycılık olur. Var ise borçları zaten bir takvime bağlanır, ödenir. Hesap ettim eğer hepsi satılırsa  açık ihalede çok da fiyatlı satılsın. Toplam 30 -40 milyon eder satış sonrası. Tabii bu abartılırakam. İnşallah çok yüksek fiyata satılır da Mehmet Başkanımız devraldığı borçlardan kurtulur. 

Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız…

Emare= belirti/İpucu