Şükürler olsun Avrupalılardan şanslıyız. Orman yangınları ara verdi soluk aldık. Ateş savaşçıları da dinlenip kendilerine gelsin. Bugün Vali Dr. İdris Akbıyık’ın onlara teşekkürünü yazacaktım. Bugünlerde herkes yangından çok yangında bile Deli Dumrul gibi davranan Göcek Tünelcilerini konuşuyor kulaklarını çınlatıyor. Bundan söz edecektim. Hatta bir yerel gazetemizin yalanlanmış “Ahmet Aras’ın AK Parti yolculuğu” hikayesini yine ısıttığını yazacaktım.

Yer kalırsa onu da yazarız. Herkes “Ne oluyor?” diyor, bende merak ediyorum…

Bugün DİSK Genel İş Sendikası üyesi MUBEP çalışanlarının “kendi göbeklerini kendilerinin kesmesinin” yarattığı zaferi konuşalım.

Aklıma rahmetli Süleyman Demirel’in “Galibiyetin sahibi çoktur, mağlubiyetin sahibi yoktur. Yenilgi yetimdir.” sözü bir kere daha gerçek oldu. Yetim olan ise Ender Akbay değil, Tayfun Yılmaz’ın makam şoförü olduğu söylenen Ali Esen… Sonucun açıklanmasına 4 saat kala kendisini Ahmet Aras Başkan da yetim bıraktı…

*

Yola iş verenlerin gazı veya desteği ile değil de emekçi yoldaşlarına inanarak, güvenerek çıkan “sendikacılar” zafere yakın olanlardır. Zafer inanan ve ilkeli davrananlarındır.

Bir de “Muğla’da yaşananlarla nerede durmaları ve yegâne dostlarının işçi sınıfı olduğunun farkına varmışlardır umarım” bugünkü durumu ne kadar tartışılırsa tartışılsın TÜRKİŞ gibi eskilerin “sarı sendika” dediği “ücret sendikacılığı” geçmişine sahip olmayan DİSK’in, eski gücünde olmasa da CHP gibi tarihi yeter…

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin en büyük, en kalabalık iş yeri MUBEP'te yürütülen sendikal yetki süreci tamamlandı. Toplam 4 bin 536 çalışanın bulunduğu işyerinde, paylaşılan verilere göre 2 bin 294 çalışan DİSK/Genel-İş'i tercih etti. Böylece Genel-İş, yetkili sendika olmayı sürdürdü. Tarihini bilmiyorum bu iş yerinde 4 bin 536 çalışan adına 2027 Toplu iş Sözleşmesi için Ahmet Aras Başkan ve Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz’ın karşısına Genel İş Sendikası Muğla 2 Nolu Şube Başkanı Heybet Özman oturacak.

Dün sabah arayanlardan biri “Senin danışman Tayfun Yılmaz’ı yendi.” dedi. Benim nereden danışmanım oluyormuş diye çok kızdım, sonra da çok güldüm…

Ah şu bizim klasik muzip Muğlalılar yok mu…

*

Tabii bu yetki süreci yaşanırken Ahmet Aras Başkan’ın uzatmalı danışmanının paylaşımları dikkat çekici oldu. Hepsinin altına imza atarım. Aslında Genel İş’e göre Belediye İş de bir sürü dostum olduğu gibi, Genel İş te de danışman gibi “bana uzak dursun” dediğim bir sürü insan var. Ki aynı şeyleri Heybet Özman için bile söyleyebilirim, Ali Esen’i tanımam etmem…

Ama ben kişilere, ‘söyleyene’ bakmayı bırakalı çok oldu. Ne söylendiğine ne yapıldığına bakıyorum.

Uzatmalı danışmanın “İşçi Sendikası Yönetmek, Makam Şoförlüğü Yapmaya Benzemez” başlıklı paylaşımda yer alan “Bir kase yoğurdun en iyisini değil, en ucuzunu bulabilmek için üç harfli marketleri tek tek dolaşan, acımasız hayat şartları karşısında her gün biraz daha yoksullaşırken harama el uzatmadan namusuyla şerefiyle çalışan belediye işçilerinin parasıyla Muğla’nın en lüks ofis binalarından birinde 20 milyon liraya ofis satın alarak Belediye İş Sendikası 2 nolu Muğla Şubesi’ni açan aklın, belediye işçisine hiçbir faydası olmaz. Çünkü sendika yöneticiliği, işçinin parası ile lüks yaşama yeri değildir.” sözüne bere çıkarıyorum…

Belediye İş Sendikası Muğla Şube Başkanı Ender Akbay bu görgüsüzlüğü, şımarıklığı nasıl görmezden geldi şaşıyorum. Kendisi dururken bu “çocuğun” cepheye “idarenin kuklası” gibi sürülmesine neden nasıl sessiz kaldı?

Çok merak ediyorum…

Şimdi o 20 milyon liraya alınan lüks ofis ne olacak? Ender Akbay kaç milyonluk ofiste faaliyet gösteriyor?

*

Merak ettiğim bir konu daha var…

Ender Akbay nasıl bir oyunun içine düştü. Ortada rüştünü ispatlamış bir sendika şubesi varken 2 Nolu bir Belediye İş Şubesi daha açılmasına ve üstelik bırakın “barikatları” sendikal mücadelenin içinden gelmemiş “işyeri temsilciliği bari var mı bilmiyorum” bir çocuğun bu şubenin başına getirilmene, “Yürü sen arkandayız” denilmesine nasıl göz yumdu veya kendi de bu oyunun bir parçası mıydı?

Yoksa Ender Akbay olup bitenlere tepkiliydi de “Beter olun” deyip seyirci kalmış olabilir mi bilmiyorum. Anlaşılan Tayfun Yılmaz’ın makam şoförü Ali Esin’e sendika şubesi kuruverenler kendisini MUBEP’te yetkili kılmak için kendilerini aşırı güvenmişler!

Üstelik karşılarında Genel İş Sendikası Örgütleme Daire Başkanı Ali Haydar Kara, Eğitim Daire Başkanı Salim Şen ve Genel İş Genel Sekreteri Çetin Çalışkan varken… Hepsi işçi sınıfı mücadelesinde saç dökmüş, saç ağartmış, kırk baharın yoğurdunu yemiş “sendikalistler” …

Heybet Özman’dan daha deneyimli olduğunu bildiğim Ender Akbay kardeşim üzülme sadece seni değil, Tayfun Yılmaz’ı, Ahmet Aras’ı da yenip gittiler. Tayfun Yılmaz’ı danışmanın yendiğini söyleyenlerinde işin dalgasında olduklarını düşünüyorum!

Ama hakkını teslim etmek lazım. Güzel yorumdu…

*

Evet örgütlü mücadele kazandı. Baskılara, telkinlere boyun eğmeyen MUBEP çalışanlarını kutluyorum. Ancak mücadele sokaktaki insana göre, Genel Sekreter ve Danışmanın arasındaki bir bilek güreşiydi.

Bilek güreşini hangisinden çok kimin kaybettiği kimin yıprandığı olmuştur. Farkındalar mı bilmiyorum. Bu süreçte emekçi çok yıprandı. Sanıyorum canı yananlar oldu. Yaraları sendika sarar.

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yaralarını kim saracak?

Muğla Büyükşehir Belediyesi MUBEP’te hangi sendikanın yetkili olduğunun anlaşılmasına 4 saat kalmış Ahmet Aras Başkan üstelik (oraya danışmanın baktığı söyleniyor ondan mı bilmiyorum) sosyal medya hesabından da değil, Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’ndan yapılan haber servisi ile “tarafsızlığı” ilan edildi.

Bu çok manidar oldu. Tabii manidar olan “tarafsızlık ilanının” basın biriminden servis edilmiş olması değil, sonuca 4 saat kalmış olmasıydı. Ki artık sonuç üç aşağı beş yukarı belliydi.

Keşke Ahmet Aras Başkan o tarafsızlığını baştan ilan edip, mesai arkadaşlarını engelleyebilseydi…

*

Nejat Altınsoy da dün “MUBEP’te Yetki DİSK/Genel-İş’te: Asıl Sınav Şimdi Başlıyor” başlığı altında yaptığı değerlendirmede “Eğer dile getirilen baskı iddiaları doğruysa, bütün bu girişimlere rağmen işçilerin büyük bölümü neden tercihini değiştirmedi?” diye sordu.

Yerinde ve doğru bir soru. Yanıtı da kısaca “Etki tepki” meselesidir. Mesela 12 Eylülcüler seçmenin önüne adı “Milliyetçi Demokrasi Partisi” mi neydi, ‘Horoz Partisi’ni koydu, seçmen Özal rahmetlinin Anavatan Partisini iktidara getirdi…

Sevgili NejatEğer gerçekten çalışanlar üzerinde baskı kurulduysa ve buna rağmen sendikal tercih değişmediyse, kazanan yalnızca bir sendikanın ötesinde işçilerin ortak iradesi olmuştur. Böyle bir tabloda kaybeden ise, iddialar doğruysa, çalışanların özgür tercihine müdahale etmeye kalkışan anlayıştır.” diye devam etmiş.

Aynen katılıyorum…

Nejat Altınsoy bir de “MUBEP’teki sonuç, yalnızca DİSK/Genel-İş’in kazandığı bir yetki yarışı olarak görülmemelidir. Sonuç, aynı zamanda yerel yönetimlere de önemli bir mesaj veriyor: Çalışanların sendikal tercihi, yönetimlerin değil, işçilerin özgür iradesiyle belirlenmelidir. Örgütlü emek, ancak özgür iradeyle anlam kazanır. Eğer süreçte öne sürülen baskı iddiaları yargı ve idari soruşturmalar sonucunda doğrulanırsa, bu yetki sonucu yalnızca bir sendikanın başarısı olarak değil; baskıya karşı dayanışmanın, korkuya karşı örgütlü mücadelenin ve işçinin iradesinin zaferi olarak tarihe geçecektir.” diyor.

Sanırım katılmayan yoktur. Tabii Nejat’ın anlatmak istediğini ‘sosyal demokrat’ olmayanlar” ve “CHP kültürü almamış olanlar” anlayamaz… “Emek en yüce değerdir” den nerelere geldik…

*

Nejat Altınsoy yazısının sonuna doğru da “Ancak asıl sınav şimdi başlıyor. Yetki süreci geride kaldı; bundan sonra önemli olan, belediye yönetiminin bu sonuca nasıl yaklaşacağıdır.” ifadesinde bulunmuş.

Gerisini ben getireyim…

Umarım MBB Yönetiminden birileri Heybet Özman Başkanlığındaki Genel İş 2 Nolu Şubesi ile hesaplaşmaya girmez ve kırıp döktüklerini tamir eder. Ve umarım bir daha da çalışanların içine burunlarını sokmazlar ve yine umarım sendikacılarda işverenle aynı fotoğraf karesinde yer almanın dayanılmaz hafifliğine kapılmazlar.

Evet MUBEP işçileri çok önemli bir sınav verdiler ve bu sınavdan örnek bir zaferle çıktılar. Şimdi önümüzde ikinci sınav var. O da emekçilerden bir bakıma “güven oyu” olan Genel İş Yöneticileri yakında 2027 Sözleşmesi için masaya oturacaklar. Umarım bunun ikinci sınav olduğunun farkında olurlar. Burada en önemlisi işverenin o sınavın farkında olup olmamasıdır.

İşçininözgür iradesiniel koyma hatasına düşenler dikkatsiz kalırlarsa bu MUBEP’liler bu yönetimegrevide tattırırlar.

MUBEP’i kutluyorum…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Her iktidar, denetlenmediğinde karanlığa yaklaşır. --Joseph Conrad