“Bilgi çağı içindeyiz.” cümlesini hep duyarız. Bilgi çağı ne zaman başladı, sorusu eşlik eder. Kimisi İkinci Dünya Savaşı’nın akabinde bilgi çağının başladığını söyler. Kimisi ileri tarih verir. Bir de dijital çağ vardır. Bilgisayar teknolojisi ve internet kullanımının dünya toplumlarında yaygınlaşmasıyla beraber dijital çağın başladığı söylenir. Dünyanın hızla değişim- dönüşüm geçirdiği bir evrede hep yeni adlandırmalarla karşı karşıyayız.

Değinmek istediğimiz konuya gelirsek Sanayi Devrimi’nden içinde bulunduğumuz güne kadar dünyada bilgi akışı inanılmaz hızlandı. Bu durum gün geçtikçe öyle bir ivme kazandı ki onlar, yüzler, binler, milyonlar diyerek katlandı. Kısacası bir gün içinde bile dünyada milyonlarca haber ve bilgi akışı kolayca karşımıza çıkabiliyor. Bu durumda insan zihnini çok zorlayan bir durum meydana getiriyor. O kadar çok habere ve bilgiye maruz kalıyoruz ki neye inanıp neye inanmayacağımızı veya neyin doğru neyin yanlış olduğunu bile akıl süzgecinden geçiremiyoruz.

“Niçin böyle bir kargaşa noktasına geldik?” diye soracak olursak iki binli yıllarda kurulan sosyal medya platformları insan hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Dünyada yerel veya genel tüm gelişmelere dair bilgi akışı bir tık uzağımıza geldi. Artık parmağımızı kaydırdıkça Kolombiya, Avustralya, Malezya, Güney Afrika gibi ülkelerden bile haberdar oluyoruz. Bu ilk bakışta güzel bir durum gibi görünüyor. Lakin perdenin arkasını araladığımızda iş öyle değil. Önemli sosyal medya platformlarını kuran kişilerin veya devletlerin mutlaka bir ajandası vardır. Bu ajanda kendileri hariç pek hayır yazmaz. Örnek verecek olursak X gibi platformlarda haber akış hızı, olayların manipülasyonu, isimsiz hesapların algı operasyonlarını düşünürsek nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlarız. Zaten bireyin bu kısıtlı yazma anlayışı olan platformlarda bir alana dair önemli malumat edinme ihtimali çok zayıftır. Çünkü yazan kısaca yazar, geçer. Okuyan ise aceleci olarak sayfayı kaydırma derdindedir. Efendim bazen kamuoyu oluşturmak için etkili oluyor, yoksa bazı şeyler sümen altı edilecek denilebilir. Bu bazen geçerlidir ama bazen de kamuoyu oluşur ve sen vicdanını rahatlatırsın, bir zaman sonra sorunun çözülmediğini öğrenirsin ya da yanlış bilgi akışı ile suçsuz kişiyi de suçlayabilirsin, bu durum da mağduriyet yaratır.

O zaman bilgi edinmenin yolu nedir? Bilgi somut alanlardan elde edilir. İşinde uzman olan kişilerin çalışmaları sonucunda sunulan bilgiyi alır akıl süzgecinden geçiririz. Bunun yöntemi geleneksel medyayı takip etmektir. Televizyon, radyo ve gazeteler akla gelen haber platformlarıdır. Sonuçta kanalı veya basılı gazeteyi bağlayan bir sistem vardır. Ayrıca haber metinlerini geçen gazeteciler vardır. Bu somut durum daha temkinli davranmayı gerektirir. Örneğin Geçen hafta İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin de içinde bulunduğu helikopter kazası ile ilgili sosyal medyada inanılmaz hızlı haber akışı vardı. Birbiri ile alakasız; kimisi sadece öngörüye, kimi komploya, kimi de şahsın kişisel duygu düşüncesine ait haber verilerini gördükçe neye inanacağımıza şaşırdık. Oysaki aynı dakikalarda televizyonlar daha temkinli idi. Gazeteler bir gün sonra da olsa haberin ayrıntılı şekilde vermişti. Akla şu soru geliyor. Sonuçta geleneksel medya da tarafsız değil. Hiç mi yönlendirme olmaz. Elbet olabilir. Onu da birden farklı medya organını izleyerek aşabiliriz. Televizyon kanallarında bir alana ait uzman konukları dinleyerek her ne kadar modern zamanlardaki haber akış hızına ayak uyduramasa da gazete okuyarak daha sağlıklı bilgi edinebiliriz. Öğrenme nedir? Bu konu açısından bilgi edinmek, bellemek diyebiliriz. Aynı zamanda konuyu içselleştirmedir. Öğrenmenin en iyi yolu da kitap okumak ve hayatı okumaktır. Haber akışında olaylar ve durumlar derinlemesine ele alınmaz 5N 1K sorusuna cevap olacak şekilde haber verilir. O zaman konuya dair özümseme istiyorsak en kıymetli kaynağımız kitaplardır. İyi kitap bize hayata dair birçok bilgiyi rahatça verir. Ayrıca hayatı iyi anlamak iyi yorumlamak gerekir. Böylece insan yüzeysel bilgi yerine gerçek bilgiyi akıl haznesine alır. Birey bu durumda daha bilinçli, daha üretken, daha başarılı olur. Gelişmiş toplumlarda gerçek bilgi kaynağı kitaptır, tarihteki tüm gelişmeler de buna şahittir.

O zaman bizler bir seçim yapmak durumundayız. Karmaşayı mı tercih ediyoruz, bilgi edinmeyi mi, öğrenmeyi mi? Buna karar vermeliyiz.