Adaylığından beri “ön yargılı” değil, mesafeli durduğum ve ortaya derli toplu, iddialı ve ayakları yere basan bir “Seçim Beyannamesi” koyamadığı ve de Bahattin Gümüş’ün “kent suçlarının” bana göre “ortaklarından biri” olduğu için ne adaylığını ne de başkanlığını “onaylayamadığım” Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ı elle tutulur gözle görülür ilk uygulaması İsmet İnönü Caddesi’ndeki “kaldırım yenilemesini” alkışladım diye çok sayıda “Hayırdır?” diyenim oldu...
Hayır... Şerle işimiz olmaz!
Dediğim gibi ön yargılı değilim, ama “umutsuzluğum” ve “defansım” duruyor.
Bu böyle diye iyi olanı, doğru yapılanı görmezden gelecek de değiliz...
xx xx xx
“Hayırdır?” sorularının ardından hafta sonunda o kaldırımı gidip yakından gördüm.
O kaldırım senelerce üzerinde yürürken en çok korktuğum kaldırımlardan oldu. Ki Kocamustafendi Caddesi’nde “Belediye Yolu” olduğu gibi, üzerinde yürüyemediğim, yürümediğim kaldırımlar da var.
Yenilenen kaldırımda ise Pazar günü bir engelli olarak keyifle yürüdüm... Kağıt gibi olmuş,... Çalışanların ellerine sağlık.
Ayrıca şaşırdım. Kaldırım gerçekten kağıt gibiydi. Sanırım Muğla’nın en alçak, en azından benim gördüğüm en alçak kaldırımı orada...
Aklıma Gonca Köksal başkanın seçimler sırasında sık sık kullandığı sözler geldi. Başkan Köksal seçim kampanyasında “Şehri daha medeni bir yaşam merkezi haline getirmekten” söz ettikçe “Ne demek medeni bir şehir haline getirmek, Muğla medeni değil mi?” ve “Bu sözler ederken, Osman Gürün ve Bahattin Gümüş’ü eleştirdiğinin farkında mı acaba?” diye “kinayeli” yazılar kaleme almıştım. Gonca Köksal seçilmesi halinde yapacaklarını 100 maddede açıkladığı tanıtım toplantısında da şu ifadelerde bulunmuştu:
“Yollarımızı, dayanıklı, estetik ve medeni bir şehre yakışır hale getireceğiz. Kenti engelli kullanımına uygun hale getireceğiz. Rampâ kullanımı, kaldırım kullanımı, otopark iyileştirmeleriyle kamu binalarına erişim engellerini ortadan kaldıracağız.”
xx xx xx
O kaldırımda “Kenti engelli kullanımına uygun hale getireceğiz. Rampâ kullanımı, kaldırım kullanımı” ile ilgili gerekenlerin yapıldığını gördüm. Umarım bütün kaldırımlar böyle olur.
Tabii “böyle olur” derken kastım her yerin “çimento renkli” kilit taşlarla kaplanması değildir.
Kastım “kentin engelli kullanımına uygun” hale getirilmesidir... Muradımız, Başkan Köksal’ın ifadesinin tamamının gerçekleştiğini görmektir.
O kaldırımda yürürken aklıma ilk gelen Başkan Köksal’ın bu sözleri olmakla birlikte bir de AK Parti Menteşe Belediye Başkanı adayı Op. Dr. Şadi Ballı’nın “Seçilmem halinde göreve başladığım gün il işim bütün dubaları söktürmek olacak” şeklindeki sözleri aklıma geldi.
Bu mümkün mü?
Niyetinize bağlı...
“Yarın o kaldırımın Mustafa Muğlalı İşhanı önü otopark haline gelirse ne olacak?” diye kendi kendime sormadan da edemedim. Sorunun yanıtı belli; Kaldırıma boydan boya mezar taşı gibi beton dubalar sıralarız!!!
Peki o dubalar “medeni bir şehre” yakışır mı?
“Elbette yakışmaz...”
Dediğinizi duyar gibiyim... Peki yaşamınızda bir kere olsun, “ihlalde” bulundunuz mu bulunmadınız mı?
xx xx xx
O zaman şöyle soralım:
“Medeni” bir şehrin insanları otomobillerini kaldırıma çıkarırlar; park yasağı olan yerlere otomobillerini park ederler, yaya geçiş yerlerine otomobillerini bırakırlar mı?
Yanıtı biliyorsunuz...
O gün o kaldırımda yürürken, Dr. Fevzi Koçer Evi’nin karşı köşesindeki Ziraat Bankası önüne geldik. O da ne?
Herkes bilmeyebilir, orada Cumhuriyet Meydanı’nı İsmet İnönü (Bankalar) Caddesi’ne bağlayan küçük caddenin adı Çok Partili Dönemin Muğla’da seçilmiş ilk belediye başkanına (Ahmet Tan Karaosmanoğlu’nun dedesi) atfen “Naci Karaosmanoğlu Caddesi”dir...
Caddeye (kaldırıma da değil) boydan boya mavi-beyaz renklerde plastik dubalar çakılmış. Böyle bir çirkinlikten rahatsızlık duymayanlara şaşıyorum.
Böylece caddeye park yapan olmamış, yani yapılamamış (!) ama kaldırımda biri Ziraat Bankasına ait iki araç park etmişti! Bir engelli olarak o iki aracı geçemedim. Dubalı caddeye indim. Bu seferde duba engeli yaşadım. Sanki dekatlon yapıyorum... Engelli olmayanlarda benim yaşadığımı yaşıyordu. O gün orada ne küfürler yapılmıştır kim bilir!
Hayır, dubalar Menteşe Belediyesi’nin değil, Büyükşehir Belediyesi’nindi...
Büyükşehir Belediyesi ilgilileri o dubalardan başka yerlere de kondurdular mı şimdilik bilmiyorum, o mavi-beyaz çirkin plastik dubalar Cumhuriyet Meydanı çevresindeki caddelerde park yasağı ihlali yapılan yerlerin hemen hepsine çakılmıştı... “Acaba Kent Meydanı altındaki katlı yer altı otoparkı ücretinin 10 TL’ye indirilmiş olmasına rağmen de doldurulamadı da o yüzden mi o dubaları çaktılar?” diye de düşünmeden edemedim...
Bilenler olacaktır, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da Muğla için “Dünya Şehri” diyor... Mavi-Beyaz plastik dubalı Dünya Şehri Muğla...
xx xx xx
Bence o yenilenen kaldırıma da “tüy diker” gibi plastik veya beton duba dikebilirler.
Yapmayın...
Eğer o kaldırıma beton veya mümkünse ahşap çiçek saksıları sıralanabilir. O kaldırıma böylesi yakışır. Benim bu köşeden daha önce de böyle önerilerim olmuştu. O zaman “Saksı koyabiliriz, ama kül tablası gibi kullanıyorlar” denilmişti. Kim kullanıyor?
Otomobilini kaldırıma çıkaran, park yasağı ihlali yapan ve hatta yaya geçiş yerine araç park eden bizim “medeni” insanlarımız!
Bir şehrin kültür seviyesini, insanlarının medeni olup olmadıklarını merak ederseniz, kaldırım yüksekliklerine bakmanız yeterli olacaktır.
Bir şehirde kaldırımlar yükseliyorsa kültür alçalıyor, kaldırımlar alçalıyorsa kültür yükseliyordur.
Yani o şehir ve yaşayanları medenidir.
O yenilenen kaldırıma kesinlikle saksı konulmalıdır. Evet o saksılara izmarit atanlar da olacaktır. Caddeye, sokağa yere atacaklarına saksılara atsınlar! Bu, bir şehri medeni olmaktan vaz geçirmemelidir. Hem Bahattin Gümüş’ün gerekli olmadığı halde giderayak işe aldıkları ne olacak? Oturacaklarına mesela izmarit toplarlar...
xx xx xx
“Park yasağı ihlali yapılan caddelere de saksı konulur mu?” denilebilir... Konulamaz. Konulursa bu da medeniyetsizlik olacaktır. Ancak ne diyoruz?
“Park yasağı ihlali” diyoruz...
Park yasağı ihlalinin bir karşılığı, cezası yok mu?
Olmaz olur mu... Park yasağı ihlalinin de, kaldırım işgalinin de bir cezası, bir bedeli vardır. Yeter ki siz politik ve ayrımcı davranmayın, gereğini yapın. Yeter ki Zabıta şikayet edilmesini beklemeden görevini yapsın...
Siz bu şehrin kaldırımlarını ne kadar alçaltırsanız alçaltın, medeniliğimiz, insanlığımız yükselmez, üzgünüm ama kaldırımla beraber alçalırız.
“Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir” Türk kültüründe sıkça kullanılan bir atasözüdür. Boşuna söylenmiş olamaz. Medeniyetten, insanlıktan nasibini almamış olanları cezalandırmadığınız zaman, bir şehri, o şehrin çoğunluktaki medeni insanlarını cezalandırdığınızı biliyor olmalısınız. Buna kimsenin hakkı yok.
Singapur sokakları pırıl pırıl, çünkü yere sakız atmanın bile cezası var.
Siz arada bir işgale uğramış kaldırımlardan ve park yasağı ihlali yaşanmış caddelerden otomobilleri çekip götürün bakalım neler oluyor?
Hem borç içindeki belediyelere “kaynak” mı diyorsunuz, işte kaynak...
xx xx xx
Neyse teşekkürler Gonca Köksal...
Şu “Biz adam olmayız” tekerlemesini zihinlerimizden söküp çöpe attık mı tamamdır...
-------------------
GÜNÜN SÖZÜ; Ne olduğunu değil, ne olmadığını, ne olacağını değil, ne olmayacağını bilen insan doğru yoldadır. --Erol Anar