Kânûnî Sultan Süleyman bundan 502 yıl önce bugünlerde buralardaydı. Sultan-ı cihan, Belgrad’ı feth ettikten sonra, Akdeniz’de çok önemli bir üs olan ve Rodos Şövalyeleri’nin elinde bulunan Rodos Adası’nı feth etmek amacıyla ilimizde bulunmaktaydı. Yani koca Sultan, son günlerde çok telaffuz edilen “Mavi Vatan” kavramının temellerini atmak amacıyla Rodos Adası’nı Türk hâkimiyetine almak istiyordu. Kendisinden önce de ada alınmak istenmiş ama fetih Kânûnî’ye nasip olacaktı. Yüz bin kişilik ordusuyla 25 Temmuz günü Gökova’da buluşan koca Sultan, 26 Temmuz’da Marmaris’te idi… Oradan da Rodos Adasına geçti ve 6 aylık bir zorlu kuşatmadan sonra 27 Aralık 1522 günü adayı feh etti. 3 Ocak 1523 günü de geriye dönüş başladı. Geriye dönerken hâlâ Rodos Şövalyelerinin elinde bulunan Bodrum’u da Osmanlı topraklarına kattı. Böylece Bodrum, Anadolu’da Osmanlı topraklarına katılan son toprak olarak tarihe geçti.

Bu, Kânûnî’nin hikâyesi…

Bir de bu hikâyenin hikâyesi var. Lafı uzatmayayım… Kânûnî’nin Rodos Adası’nı fethetmek amacıyla Muğla’ya gelip 6 ay kadar buralarda kalması, Muğla için çok önemlidir. Bütün dünyaca ”Muhteşem” lakabıyla anılacak olan bir Sultan’ın 6 ay devleti buradan yönettiğine şahit oluyoruz. Bu, Muğla için az bir şey değildir. İşte bu konuya dikkat çekmek için 26 Temmuz 1996 günü Marmaris kalesinde, İl Kültür Müdürü İbrahim Akoğlu’nun desteği ile “Kânûnî Sultan Süleyman Marmaris’te” diye bir konferans verdim. Arkasından başta Menteşe Grubu olmak üzere konuyu çeşitli mahfillerde canlı tuttuk. Osmanlı’nın kuruluşunun 900. Yılı münasebetiyle, Marmaris Kalesinin önüne bir Kânûnî heykeli yaptırdık fakat heykel yerine konamadı. Birkaç yıl sonra Beldibi Belediyesi, heykeli belediye bahçesine dikti.

Neyse…

Talihsizlikler talihsizlikleri takip etti ama yılmadık… 2015 yılında Prof. Dr. Adnan Çevik kardeşimiz, konuyu bir projeye dönüştürüp “Kânûnî Yolu Projesi”ni hayata geçirmek üzere harekete geçti ve bizler de destek verdik. Yollara levhalar dikildi… Ula’dan sonraki Çaydere’ye inen yoldan geçen sultan için o yolda yürüyüşler düzenlendi. Kitap hazırlandı… O dönemin valisi sayın Amir Çiçek’in de desteği ile projede hayli mesafe kat’ edildi ama vali değişince, yeni gelen valiler konuyla pek ilgilenmediler. Bunda kültürsüz birinin müdür olarak görev yapması da etken olmuş olabilir. Bu ilgisizlikle 2022’de gündeme gelmesi gereken 500. yıl es geçildi. Sadece Marmaris’te bir sivil toplum kuruluşu konuyla ilgili bir panel düzenledi ve yıl sonuna doğru Türk Tarih Kurumu bir sempozyum gerçekleştirdi. Kültürsüz ve kifayetsiz muhteris bir müdürün yanıltması ile vilayet konuyu es geçti. 501. yılda da bir şey yapılamadı. Bu sene 502. yılında Bozüyük Güzelköy'ü Tanıtma Turizmi Geliştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Baki Gencel konuya el atınca, bu işin esas mahalli olan Bozüyük’te bir program gerçekleştirildi. Sultan’ın konakladığı ve bazı binalarla çarşı yaptırdığı Bozüyük, Kânûnî’ye sahip çıkıyor ve bir panelle konuyu topluma mâl ediyordu. Elbette bizler de destek olacaktık. Olduk da. Ben, Prof. Dr. Adnan Çevik, Prof. Dr. Kadir Pektaş, Prof. Dr. Bilal Söğüt ve Doç. Dr. Ümral Deveci, panelde konu ile ilgili bilgiler verdik.

Panelden önce konuşma yapan Sayın valimiz Dr. İdris Akbıyık, Muğla’nın turizm çeşitliliği ve zenginliğine katkıda bulunacak böyle bir hatırayı yaşatmanın destekçisi olacaklarını anlattı. Törende konuşan Yatağan kaymakamı Mustafa Emre Kılıç ve Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay, Kânûnî’nin 502 yıl önce buraya gelmesinin hatırlanmasının önemine vurgu yaparak bu konuda ilerde yapılacak olan faaliyetleri destekleyeceklerini dile getirdiler. Toplantıyı düzenleyen heyetin başında bulunan Baki Gencel de, unutulmuş bir hatırayı hatırlatıp yöre kültürüne bulunulacak olan katkıdan dolayı memnun olduğunu ifade etti.

Panelde ben yukarıdaki hikâyeyi anlattım. Sevgili Adnan, Rodos seferinin stratejik önemini ve vuku buluş serüvenini dile getirdi. Değerli kardeşim Ümral hanım, Kânûnî ile ilgili bu törede oluşan menkabeleri aktardı. Kadir bey kardeşim de bu güzergâhtaki mimari eserlerden söz etti. Sevgili Bilal de yörenin arkeolojik zenginliklerini anlattı. Bu bilgileri toplu halde dinleyince, insan yöredeki kültürel zenginliğin farkına varıyor.

İnşallah gelecek yıllarda daha da genişleyerek devam edecek faaliyetlerle Kânûnî’nin Muğla’ya gelişi daha görkemli bir şekilde kutlanır.

***

Not: Maalesef geçe hafta Hamle olarak acı bir olay yaşadık. Hamle’nin kurulma yoluna ilk adımı atanlardan Hacı Hüseyin Nizamoğlu amca 94 yaşında hayata gözlerini yumdu. Aslında bu hafta rahmetli Hacı amcamızı yazacaktım ama Kânûnî konusu arada kaybolmasın diye Hacı amca yazımızı haftaya erteledik.