Değerli dostlarım; bugün değişik bir konu ile huzurunuza çıkıyorum. Geçen hafta Cuma günü Ula ilçemizde Türk Kızılay Teşkilatı kan bağışı kampanyası yaşandı. Zaman zaman Kızılay Teşkilatı başka ilçelere gittiği gibi Ula ilçemize de geliyor ve tamamen sağlıklı ve gönüllü insanların bağışta bulunduğu kan bağışlarına şahit olurduk.
Geçen hafta Cuma gününe gelmeden bazı çalışmalara parmak basmak niyetindeyim. Geçen yıl Kaymakamlar Kararnamesi ile ilçemize atanan değerli insan ve kıymetli mülkî idare amirimiz Kaymakamımız Sayın Murat Ekinci göreve başladı. Kaymakamlık müessesesi oldukça önemli bir kurum ve idareciliktir. Bir ilçede Cumhurbaşkanımızı temsil eden yüce bir makamdır. Bu makamda oturanda da yücelik ve muhteşemlik vardır. Kendisini yakından görmek ve bir çayını içmek için randevu talep ettim. Randevum kabul gördü ve verilen saatte makamda oldum. İçeride bir kısım ziyaretçiler var idi. Tam saatinde (verilen randevu saati) bendenizi makama davet etti. Merhabalaştık ve “Başkanım, hoş geldiniz.” diyerek oturacağım koltuğu işaret etti. Anladım ki yeni Kaymakamımız, randevu talep eden kişi ya da kişiler hakkında bir çalışma yapmış olduğunu idrak ettim. Ve daha da ölçülü olmaya dikkat ettim.
Çaylar geldi. Çay içerken hemen söz aldım. Kıymetli Kaymakam Bey'e dönerek; “Değerli Kaymakamım, biraz geç oldu ama bendeniz size hem teşekkür etmek hem de hoş geldiniz demek için rahatsız ediyorum.” dedim. “Hayır.” dedi. “Rahatsızlık olmaz, burası milletin evidir ve makam açıktır.” Etkilenmediğimi söyleyemem.
Dedim ki: “Kaymakam Beyciğim, geçen sene 15 Temmuz'u 16 Temmuz'a bağlayan gece Ula ilçesinde Yeni Koçarlı Camii'nin önündeki meydanda gece hakkında bir konuşma yaptınız ve konuşmanızda ‘O geceyi (15 Temmuz'u 16 Temmuz'a bağlayan gece) Genelkurmay'da bire bir, canlı canlı iliklerime kadar yaşayan bir kardeşinizim.’ dediniz. Tüylerimiz ürperdi.” dedim. Ve teşekkür ediyorum. Sağ olunuz, var olunuz.
Kıymetli Kaymakamımızla o gece ve güncel konular hakkında bilgi alışverişinde bulunduk. Kaymakam Beyimiz baktığı yeri gören bir idareci ve mülkî idare amirimiz. İlçemize hoş geldiniz, kıymetli Kaymakamımız.
Geçen hafta Cuma gününden en az bir hafta önce Kaymakamımız tüm muhtarlarımızı makamın toplantı odasına davet ederek, “Gelecek hafta Kızılay Teşkilatına gönüllü kan bağışı yapacağız. Gönüllü kan bağışına katkılarınızı hassasiyetle talep ediyorum.” dedi. Sonra ilçede bulunan kurum amirlerini, daha sonra sivil toplum örgütlerinin başkanlarını da çağırarak, “Gelecek hafta gönüllü kan bağışına hassasiyetle katkılarınızı talep ediyorum.” dedi. Sonra camilerimizde Cuma hutbesinde cemaate de gönüllü kan bağışına katkı verilmesini isteyen bir davet bilgisi paylaşıldı. Kaymakam Beyimiz oldukça ciddi bir çalışma başlattı.
Geçen hafta Cuma günü Türk Kızılay Teşkilatı Cumhuriyet Meydanı'nda stant kurdu ve hazırlıklarını yaptı. Oldukça yüksek bir katılım geldi. Hakikaten değerli Kaymakamımızın çabası gözle görülüyordu. İki yüz elliyi aşkın kişi (gönüllü), gönüllü sağlıklı kan bağışı için geldi ve kan verdi. Altmış kişi kadar da sağlıksız (kronik hasta vb.) olduğundan geri çevrildi. Ancak 60-70 kişi kadar gönüllü de geldikleri mahallelere tekrar gideceklerini öne sürerek geri gittiler. Tabii burada Türk Kızılay Teşkilatına da bir çağrı yapmak lazım. Kan bağışı yapacak kişiden önce tahlil için kan alınır ve tahlil edilir. Tahlil edecek makine tek idi. Oradan da kaynaklanabilir. Değerli Kaymakamımız bu kan bağışı kampanyasının zaman zaman tekrar edileceğini de duyurdu.
Kan; laboratuvarlarda üretilemeyen ve mutlaka insandan alınması gereken son derece hayatî bir tedavi aracıdır. Kanın olduğu yerde, kanın gittiği yerde can vardır. Zaten İslam dininde de kan bağışı, başka bir adıyla hacamat yaptırmak sünnettir. Sevaplı ve sağlıklı bir çalışmadır. Tıp bilgim yok. Altı aydan altı aya diyebiliriz, duyarız, öyle midir? Bilemem ama sağlıklı olmak için kan vermek hem dinî bir görev, sevaplı bir iş hem de kanın lazım olduğu zaman hastaya verilerek hayat kurtaran bir tedavi olması bakımından son derece mühim aktivitelerden birisidir.
Başlık attım. Hilâl-i Ahmer diye. Türk Kızılay Teşkilatımızın kuruluşundaki unvanıdır. Osmanlıca bir kelimedir. Kırmızı Hilal/Kırmızı Ay anlamında da kullanılır. Sonradan Türk Kızılayı olarak değiştirilmiştir. Kamu kurumu niteliğinde bir dernektir. İl ve ilçelerde teşkilatlanması vardır. Hatta bizim çocukluğumuzda “Kara gün dostu” diye okulda öğretmenlerimiz bizlere izah ederlerdi.
İlçem Ula'da nüfus memuru, sonra da nüfus müdürlüğü yapan, Nüfusçu Bekir Amca diye ün salan tanınan ağabeyimiz çok uzun yıllar Kızılay Ula Şubesi Başkanlığı yapmış idi. Mekânı cennet olsun. Sonra yine Nüfusçu Bekir Amcamız, sağlığında hâlen bu görevi layıkıyla yapan ve her etkinliğe katılarak ihtiyaç sahiplerine dokunmayı kendisine şiar edinmiş Nasuh Kanat Beyefendi kardeşimize devrederek son derece rahatlayarak zaten çok geçmeden de bu dünyadan ahiret âlemine göç etti Bekir Sağlık Amcamız.
An itibarıyla Kızılay Ula İlçe Temsilcisi olan Nasuh Kanat ve ekibine kolay gelsin diyor, sağlıklı ve ihtiyaç sahiplerinin bir derdini görerek gönül huzuru içinde bir mesai diliyorum.
Hoşça kalınız, sağlıcakla kalınız…