Değerli dostlarım; bazı isimler, bazı görevliler, bazı önden gidenler bu fani dünyadan gitseler dahi unutulmazlar. Bir yazımda “İz Bırakanlar” diye bir başlık atmıştım. Bir beldede, bir ilçede, bir yerleşim mekânında ister kamu görevlisi olsun isterse sivil toplum teşkilatının başında olsun, eğer dünyada iken topluma ve insanlara adaletli, şefkatli, merhametli davrandıysa bu kişiler unutulmazlar.

Altmışlı, yetmişli, hatta ve hatta seksenli yıllarda ilçem Ula’da namıdiğer Enver Çavuş geldi geçti bu diyardan. Eski dilde belediye zabıta memurlarına “çavuş” diye lakap verilirdi. İşte o yıllarda Ula Belediye Teşkilatında zabıta memurluğu görevini yerine getiren bir ağabey var idi. İsmi Enver, soy ismi Helvacı. Halk arasında Enver Çavuş diye bilinirdi. Çocukluk ve gençlik yıllarımda merhum Enver ağabeyimizi hiç sivil kıyafet ile görmedim. Zabıta memurluğuna ait kıyafeti ve başında şapkası olurdu. Şapkasını da biraz sağa doğru yatırır ve öyle dolaşırdı. Koltuğunun altında küçücük siyah bir çanta hiç eksik olmazdı.

Bir hatıramı anlatmam gerekiyor. O yıllardaki memur-amir ilişkilerini hatırlatmak üzere… Bir ikindi vaktiydi. Namazımı Ağalar Camii’nde eda ettikten sonra caddeye çıktım. Şimdilerde el değiştirdi, o zamanlar kahvehane var idi orada. Belediye Başkanımız Merhum Hafız Yusuf Ziya Kanat ağabeyimiz, beraberinde üç beş kişi ile oturuyor. Merhum Enver Çavuş ağabeyimiz de oralarda. Belediye Başkanımız işaret etti; eliyle değil, gözüyle işaret etti. Merhum Enver Çavuş ağabeyimiz asker selamı ile selam verdi, esas duruşunu gösterdi ve orada başkanından talimatı aldı. Bu enstantane aklımdan hiç gitmez.

Neden anlattım bu hatıraları? Hem rahmete vesile olsun hem de gençlerimiz için görev aşkı ve sorumluluk duygusu oluşturması için.

Merhum Enver Helvacı ağabeyimizin bir oğlu var idi. Adı Koray Helvacı. 1958 yılında dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Ula’da okudu. Lise mezunu olduğunu biliyorum. Faal ve sosyal yönü güçlü bir gencimiz idi. Yetmişli yılların sonuna doğru Muğla Devlet Hastanesine memur olarak atandı. Uzun yıllar bu hastanede hizmet etti.

Hastaneye kimler gelir, bir düşünün. Hasta, adı üzerinde hasta. Deva aramak, şifa bulmak için gelir o mekânlara. O yıllar… Ahhh o yıllar… Yetmişli yılların sonu ile seksenli yıllardaki sağlık sistemimiz… İşte o yıllarda Muğla Devlet Hastanesine gidildiğinde ve özellikle Ula’dan ve Muğla Merkez ilçeden hastaneye varıldığında, “Koray var ya orada.” denirdi. Şahsen bendeniz de devlet memuru idim. Mesaiye dikkat edilecek biçimde dikkatli davranırdım. Hatta iki kızım oldu o yıllarda. Annesi çocuklarımı getirir ve idareden kâğıt, yani vizite kâğıdı alır giderdi. Önce tabii sağlık ocağına, sonra doktor isterse Devlet Hastanesine sevk edilirdi. Gençlerimiz bu cümleyi okuduklarında, “Bırakın canım, o kadar da değil.” diyeceklerine eminim. Amma bizler yaşadık. İşte o yıllarda hastanede görevli olan Merhum Koray Helvacı hemen imdada yetişir ve gereken ne ise gerekeni yerine getirirdi. Hem hastayı hem de yanında geleni rahatlatırdı. Bu tavır ve yaklaşımın bedeli yoktur. Bedeli nedir derseniz, yukarıda bir babadan söz ettim. İnsanlara dokunabilmek… İnsanlarla hemdem olabilmek… İnsanlarla ayrım gözetmeksizin ilişki kurabilmenin yolu gönülden geçer, gönülden.

Uzun yıllar, belki otuz yıl, belki daha fazla hastanede mesai yaptı. İnsanlara hep el uzattı ve dua aldı Merhum Koray Helvacı kardeşimiz. Çok fazla detaya girmek istemiyorum. Bu konuda yazacak o kadar malzemem var ki… Ama şu kadarını izah edeyim. “Ulalı olmak ayrıcalıklıdır.” der idi, kulakları çınlasın, on beş yıl İl Sağlık Müdürlüğü yapan Dr. Nabi Coşkun ağabeyimiz. Sonradan hastanede başhekim yardımcısı olarak uzun yıllar hizmet etti. Eğer Merhum Koray Helvacı kardeşimiz sorunu çözemez ise o zaman Dr. Nabi ağabeyimizi bulurduk. Bilhassa gençler diyecekler ki: “Nedir bu hadiseler, hastanede işler sistemle yürümüyor muydu?” Ne sistemi? Hangi sistem? Eğer bir tanıdık vasıtasıyla içeriye girebilirseniz o gününüz kurtarılmış demektir hastanede.

Yıllar yılları kovaladı ve Merhum Koray Helvacı kardeşimiz emekli oldu. Emekliye ayrılmadı; sadece resmiyet ile ilişkisini keserek serbest meslek erbabı olarak ilçemiz Ula’ya emlak komisyonculuğu iş yeri açtı. Tabii serbest meslek, adı üzerinde serbest. Hele hele bu emlak işleri netamelidir. Biz de birkaç ay içinde bulunduk ve hemen bıraktık.

Ha bu arada, emekliye ayrıldığı yıllarda yerel seçimler var idi. İsmi Ula Belediye Başkanlığı için geçti ve kamuoyu benimsedi. Ancak CHP’nin içindeki bağnaz ve tutucu takım Koray kardeşe geçit vermedi ve aday olamadı. Sosyal yönü ve insanlara bakışı muhteşemdi. Ayrıcı, ayırt edici değildi; babası da öyleydi. Hele hele babası Merhum Enver Çavuş ağabeyimiz, kitapta ve defterde ne yazıyorsa onu yerine getirirdi. Merhum Koray Helvacı da insanlara dokunmayı seven, sosyal yönü güçlü, yöresine ve topluma hizmet etmek için heveslenen bir kardeşimiz idi.

Bundan on gün kadar önce rahatsızlanarak hastaneye kaldırılsa da ömür bitmiş. Vade dolmuş. Ne yapsanız boş. Ömür kısa, geriye kalan hoş bir sada.

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Başta ailesine ve sevenlerine Allah sabırlar ihsan buyursun. Ölüm acı ama gerçek. Geride hoş bir sada bırakmak en güzelidir.

Hoşça kalınız, sağlıcakla kalınız…