Nezaket elbette önemli bir erdem. Kişinin tutum ve davranışlarında, ilişkilerinde kibar, incelikli, nahif, zarif ve özenli davranması istenen bir durum. Ancak gereksiz nezaket gösterileri hiç de istenen bir durum değil. Gereksiz nezaketi ise iki şekilde açıklamak mümkün.
Birincisi, hak etmeyen birine gösterilen nezaket… Muhatabın sizin iyimserliğinizi anlamaması, dolayısıyla da nezaketi karşılıksız bırakması durumu. Bu gereksiz nezaket, öncelikle kişinin kendisine bir saygısızlıktır.
İkincisi ise birilerinin gözüne girmeye çalışırken başkalarını rahatsız eden, onların hakkına girmesine neden olan nezaket… Nezaketin ruhuyla bağdaşmayan bu durum aksine başkalarına saygısızlıktır, görgüsüzlüktür.
Hafta sonu bir etkinlik dönüşü Yıldız Sarayı’ndan Beşiktaş Meydanı’na doğru inerken tam da bu görgüsüzlüğe örnek bir duruma şahit oldum.
Yıldız yokuşu… Yoğun bir trafik… Cumartesi öğle sonu yoğunluğu… Biz aşağıya doğru inerken hemen yanımızda bir araç durdu. Otuzlu yaşlarda biri aracından inip yol kenarında bekleyen bir kadınla selamlaşıp kucaklaştı, kapıyı açıp onu aracına buyur etti.
Bütün bu seremoni esnasında arkadaki belediye otobüsü durmak zorunda kalınca trafik tıkandı. Kornaya basanlar, sol şeride geçip devam etmeye çalışanlar derken arkada ciddi bir kalabalık oluştu. Yaklaşık bir dakikalık nezaket gösterisi(!) sonrasında trafik normal akışa geçti.
Yoldan alınan bu hanımefendi kim olursa olsun, yolun ortasında böyle bir nezaket gösterisine gerek var mıydı?
Zaten yoğun akan trafiği tıkayıp onca insanın hakkına girmeye, sabrını zorlamaya gerek var mıydı?
Yol kenarında bekleyen biri, kendisini almak için yaklaşan araca kendisi binemez mi? Gördüğüm kadarıyla sağlıklı biriydi ve elinde bir eşyası/valizi de yoktu yardımı gerektiren.
Akan trafiği aksatmak pahasına hiç istifini bozmadan selamlaşıp kucaklaşan, nezaketle kapıyı açan, keyifle araca binen ve nezaket gösterisinden/gösterilen ilgiden son derece memnun olarak yoluna devam eden iki insan…
İşin ilginci de başkalarını ve onların hakkını hiç umursamadan bunları yapan…
Birinin gözüne girmeye çalışırken birçok insanı rahatsız eden nazik(!) beyefendi, gördüğü ilgi ile ayakları yerden kesilen bir hanımefendi…
Oysa birine karşı nazik, kibar ve incelikli olmaya çalışırken başkalarını ve onların haklarını yok saymak her şeyden önce ciddi bir saygısızlıktır.
Tıpkı “Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler.” durumu…
Başkalarına rağmen nezaket olmaz. Başkalarını rahatsız ederek nezaket gösterilmez. Birine gösterilen nezaket, bir başkasına saygısızlığı ve görgüsüzlüğü içeriyorsa nezaket değildir.
Bunun dışında gereksiz nezakete örnek olarak birkaç örnek daha verebiliriz:
Asansöre binerken ya da kapıdan geçerken “Buyurun!” diye yol veren birine “Yoo, lütfen siz buyurun.” diyerek teklifi geri çevirmek… Oysa teşekkür ederek girmek/geçmek gerekir.
Hesap ödemek amacıyla kasa önünde “Vallahi olmaz, ben ödeyeceğim.” tartışmaları yapmak... Burada davet eden ya da kasaya ilk yönelen kimseye fırsat verip teşekkür etmek ve bir dahaki sefere hesap ödemek daha doğru olacaktır.
Hitap ve sunumlarda ismin önüne ve arkasına birden fazla saygı ifadesi sıralamak… Beyefendi hazretleri, pek muhterem… Oysa ismin önünde kullanılan ve abartıdan uzak olan tek saygı ifadesi yeterlidir.
Her şeyde olduğu gibi nezaketin de aşırısı ilişkilerde sorun olabiliyor. Samimi, kibar, nazik olmak ama ölçülü olmak, aşırıya kaçmamak kaydıyla…
Ve gerektiğinde “hayır” diyebilmek… Ki nezaket, düşük özgüven olarak algılanmasın.
18.12.2024