MUĞLA’DA BİR MİLAD
Kimliksiz, kişiliksiz, ama sahibinin sesi “Sakaraltı Sakarüstü” soruşturmasında yargılama aşamasına gelindi. Sonucu ne olursa olsun bu çok önemli.
Çünkü bu memlekette “harcayamayacağı para, taşıyamadığı unvan sahibi”, seçilmişlikleri sona erdiğinde sudan çıkmış balığa dönen “kirli ve kifayetsiz politikacıların” burnunu her yere sokması sonucu ne dosyalar daha açılmadan kapandı… Aslında bu dosyalar hiç olmadı. Bildiğimiz kadarıyla şikayet eden de çıkmadı!
Nitekim “Sakaraltı Sakarüstü” soruşturması paylaşımlarımdan birinin altına geçmişin AK Parti Muğla İl Başkanı ve Milletvekili adaylarından ve feyk hesap mağdurlarından Veteriner Hekim Yusuf Kayacık “Operasyonu gerçekleştiren emniyet teşkilatımızı tebrik ediyorum… Yaklaşık 15 yıldan beri ilimizin önde gelen isimlerini yıpratmak için yapmadıkları pislik kalmayan terbiyesizleri en ağır şekilde cezalandırmak lazım… Ancak asıl arkalarında iplerini tutanları bulmak çok önemli aksi taktirde yapılan operasyon tıpkı ünlülerin ve torbacıların alınıp, baronlara dokunulmayan uyuşturucu operasyonu gibi göstermelik kalır…” yorumu yaptı.
Kayacık haklı ve en mağdurlardan… Ve örnek gerekirse şimdilerde aktif olmayan “Duskopov” sorgulanmadı bile…
*
Evet bu dosya; Aylarca klavye arkasından siyaset, bürokrasi ve medya alanında kafasını kaldıranı taşlayan, siyasette hak etmedikleri yerlerde olanlar ve çarklarına çomak sokulanlar için “mıntıka temizliği” yapan, bunu yaparken Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bile dil uzatma cüretini gösterebilen, yancıları “Saffet Karaman” ve “Agah Beyoğlu” ile “Sakaraltı Sakarüstü” dosyası artık açılmakla kalmayıp bir “dava konusu” haline gelmiştir.
Bu Muğla’da bir milat…
Şüpheliler, Savcılık iddianamesini hazırlar hazırlamaz yargılama başlayacaktır.
Umarım dava sürecinde herkesin tahmin ettiği ve var olduğuna inandığı “üst akla” ulaşılır da bu ülkemiz için de bir miladın habercisi olur…
Konuyu Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde bu noktaya getiren Muğla Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve KOM görevlilerini kutluyorum.
Tüm mağdurlar ve bu rezaletten rahatsız olanlar adına teşekkür ediyorum…
*
DALTONLAR VE CASPERLAR’A MUĞLA’DA DARBE
Sadece bu dosya için değil, Muğla Polisini “Daltonlar” ve “Casperlar” dosyaları içinde kutluyoruz. Elbette savcılıklarımızı da…
Eski yazılarımda Bodrum için İstanbul’un “8. Tepesi” oldu, İstanbul’un bilmem kaçıncı ilçesi yaptılar diye hep söylemişimdir. Söylenenler de olmuştur.
Artık Muğla’nın tamamı İstanbul… Savcılarımızın, polisimizin, jandarmamızın işi İstanbul’daki meslektaşlarınınki kadar zor, meşakkatli ve bir o kadar da riskli…
Oradaki “suç örgütleri” buralara uzanmaya başladı. Fetö Terör Örgütü’nden IŞİD Terör Örgütüne kadar…
Muğla’da iş insanlarını hedef alarak haraç isteyen organize “suç örgütüne” yönelik geniş çaplı operasyon düzenlendi. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat ve KOM Şube Müdürlükleri tarafından yürütülen planlı soruşturma kapsamında önemli bulgulara ulaşıldı.
*
Yapılan çalışmalarda, şüphelilerin Muğla genelinde iş insanlarını yabancı hatlar üzerinden arayarak, iş yerleri ve ailelerini kurşunlama tehdidiyle haraç talep ettikleri belirlendi. Kendilerini “Daltonlar” ve “Casperlar” olarak tanıtan organize suç örgütünün; Fethiye, Seydikemer, Menteşe, Datça ve Bodrum ilçelerinde toplam 6 iş yeri sahibini mağdur ettiği tespit edildi. Operasyonda yakalamalarda; 3 adet tabanca, 2 adet yivsiz av tüfeği, 283 adet tabanca fişeği, 3 adet AK-47 fişeği, 16 adet bıçak ve muşta, çok sayıda dijital materyal ile 200 bin TL bedelli bir senet ele geçirildi.
Muğla merkezli olarak İstanbul, Ankara, Konya, Mardin, Hatay ve Diyarbakır illerinde 20 Ocak 2026 tarihinde eş zamanlı düzenlenen operasyonda toplam 15 şüpheli yakalandı. 23 Ocak 2026 tarihinde adliyeye sevk edilenlerden Savcılıkça R.T. isimli şüpheli ifadesinin ardından serbest bırakılırken, M.Y., R.S., A.K., K.K., M.İ. ve U.D. isimli 6 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest kaldı. D.E.S., O.K., M.C., M.K., M.P.Y., M.Z., A.S. ve E.Z. isimli 8 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Muğla İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, organize suç örgütlerine yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı…
*
MUĞLA ASLİYE CEZADA YARGILANACAKLAR
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen hafta sonunda Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen “Sakaraltı Sakarüstü” şüphelilerinden Marmaris'ten Ruhi Kürşat Keskin ve Bodrum'dan sosyal medya hesabında yazılar yazan Cemal Demirtaş için mahkeme tutuklu yargılanma kararı verdi. Savcılığın bu iki isimle birlikte tutukluluğunu talep ettiği Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkan Yardımcısı Serap Ülkü Özdemir ise evde bakıma muhtaç çocuğu olduğunu söyleyince hâkim Onunla ilgili kararını “Ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı” şeklinde verdi.
“Yurt dışına çıkış yasağı” getirilen diğer şüpheliler Türkiye Beyazay Derneği Muğla Şube Başkanı Pınar Boyacı, Fethiye’de “Cinci Hoca” diye anılan Serdar Cemal Süzeroğlu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde güvenlik görevlisi Sefa Kara ve şüphelilere ‘yataklık yaptıkları’ gerekçesiyle yakalandıkları söylenen iş insanları Habip Demir, İhsak Büyükünal, için adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanma kararı alındı…
*
9 TELEFONUN ÇÖZÜLMESİ İLE DOSYANIN SEYRİ DEĞİŞEBİLİR
Bu arada nöbetçi mahkemenin verdiği karara tepki gösterenlerde oldu. “Serap Ülkü Özdemir’in bakıma muhtaç engelli çocuğu mu varmış?” diye soranlar var.
Mahkeme kararıdır. Hakimin takdiri. Hem tutuklu veya ev hapsinde olmuş çok fark eder mi? Ki ayrıca yurt dışı çıkış yasağı da var.
Ancak Savcılık karara itiraz da edebilir.
Elbette “Masumiyet karinesi” de olmakla birlikte, dava sürecinde ne olacağını kim bilebilir ki… Tandoğan Uysal’ın dediği gibi, bu iş burada bitmemiştir. Yargılama kararının artçı sarsıntıları devam edebilir.
Serap Ülkü Özdemir’in evinde ele geçirilen 9 adet telefon, siber suçlar tarafından mesajlar ve aramalar dâhil her yönüyle incelenmektedir. Kaldı ki ‘etkin pişmanlıktan faydalanan bir itirafçının’ ek ifadesi ile karşımıza yeni isimler çıkabilir ve bu operasyonun ikinci etabı başlayabilir.
Tandoğan Uysal’a katılmamak mümkün değil… Her şey olabilir. Tamamı aklanabilir de…
*
Tandoğan Uysal, Bodrum Gündem de “Sahte Sosyal Medya İşi Cezaevinde Bitti” başlığı ile kaleme aldığı yazısında önemli noktalara parmak bastı. Mahkeme kararı için “Bu karar, sosyal medyada yazılanların ‘sanal’ olmadığını, aksine hukuki karşılığı olan fiiller olduğunu bir kez daha göstermiştir. Klavye başında atılan her cümlenin, bir gün özgürlükten alabileceği pay vardır.” diyerek şu ifadelerde bulundu:
“Aynı dosyada; Serap Ülkü Özdemir hakkında ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı, Pınar Boyacı dâhil diğer isimler hakkında yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol kararları verilmiştir. Bu tablo şunu açıkça göstermektedir: Dosya kapanmamış, genişlemiştir. Serbest kalmak, bu dosyada aklanmak anlamına gelmemektedir. Devlet, süreci adım adım yürütmektedir.
Bu soruşturma basit bir ‘hakaret dosyası’ değildir. Dosyaya sinmiş örgütlü bir koku vardır. Aynı dil, aynı hedefler, aynı zamanlama… Bunlar tesadüf değildir. Bugün cezaevine girenler maşadır. Asıl mesele, bu maşaları kimlerin tuttuğudur. Bunların da ergeç ortaya çıkacağı bilinmelidir.”
*
BİR ÜST AKIL OLMALI
Bu arada Muğla Emniyet Müdürlüğü’nün 20 Ocak 2026 günü Bodrum, Menteşe, Marmaris, Fethiye ve Seydikemer ilçelerinde eşzamanlı ve büyük bir gizlilik içinde yaptığı operasyon sonucunda adı geçen feyk hesapların sistemli aktivitesi durdu. Herkes bir “Ohhh” dedi.
Ancak ben görmedim, ama “Sakaraltı Sakarüstü”nün yenisinin açıldığı da söyleniyor. Bunun için de “Ortada organize bir yapının varlığı kendini hissettiriyor. Dışarıda kalanlar veya üst akıl ‘Şüpheliler içeride ama feyk hesap faal’ yorumlarına yol açmak için bunu yapmış olabilirler” yorumları da yapılıyor.
Gerek bu yorumlar gerekse operasyon başlar başlamaz şüphelilerden 4’ünün Bodrum, Marmaris ve Fethiye’den çıkarak Seydikemer’de bir Villa’da buluşmaları ve ikisinin orada yakalanması Tandoğan Uysal’ı haklı çıkarıyor…
*
Bir de bana ilginç gelen, bu dosya da gözaltına alınanların hepsinin AK Partili olmaları ve hatta birinin Emniyet’ten Adliye’ye götürülürlerken “Rabia işareti” yapmış olmakla birlikte, feyk hesaplardan CHP’lilere, solculara değil de AK Parti ve MHP’de önemli isimlere itibar suikastı yapılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da dil uzatılmış olmasıdır. Sizce de ilginç değil mi?
Tandoğan Uysal yazısını şöyle noktaladı:
“Bu operasyonun sessiz ama çok önemli bir sonucu daha vardır, gerçek gazeteciler için.
Yıllardır sahte hesapların arkasına saklananlar, iftirayı haber, linçi gazetecilik gibi sunuyordu.
Bu soruşturma net bir çizgi çekmiştir: Gazetecilik bir suç işleme mesleği değildir. Gazetecilik; isimle yapılır, imzayla yapılır, hesap vere vere yapılır.
Sahte hesapla pusu kuranlar gazeteci değil, tetikçidir. Muğla’dan verilen mesaj açıktır: Kimliğini gizlesen de bulunursun. Maşa olsan da dosyaya girersin. Örgütlüysen, zincir çözülür. Bu bir uyarı değil, bir sonuçtur.”
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ: Her yalan hakikate benzer ve en tehlikeli yalan hakikate en çok benzeyendir.