Genellikle erkek evlat istenir.

Ben “kız olsun” istedim. Allah verdi.

Baba” deyince farkına vardım baba olduğumun.

Annesi öyle mi?

Daha taşırken annesiydi mucizenin…

Ne kadar acemi ve cahilmişim…

Ne acılar çekmiş canım eşim İlnur Yaşamımızın anlamı Delfin’imiz ile yüklü yaşarken ve nasıl bir tesadüfse bir “Anneler Günü”nde kurtulurken…

Canından can vermiş de ayırdında olmamışım.

Şimdi o kadar kızgınım ki kendime sormayın…

Sormayın ne kadar acemi ve cahilmişim…

Meğer canım İlnurum ile bir “mucizeye” tanıklık etmişiz de ayırdında olamamışım.

Şimdi düne kadar O kendi yüklü olan “mucizemiz” ile

Onu yaşama getiren anasının avradımın

yazdığı ‘Yaratılış Destanı’nın ayırdına O’nunla varabildim.

Ne kadar acemi ve cahilmişim…

Kıymetini bilin; kadınların, ananızın, avradınızın, kısçenizin

Onlardan daha kutsalı yok!

Haşa Yaratıcıdan gayrı…

*

Behçet Necatigil’in dediği gibi;

Bütün çocuklar / Yokluk bilmesinler / Et, şeker, süt bulsunlar / Giyimli, tok ve rahat / Gitsinler okullara / Sınıflarını geçsinler.

Büyükler biraz daha yorulsun / Onlar da büyüsünler / Onlar da mesut olsunlar / Geçti, kaç savaş ezikliği / Çocukları düşünsünler / Çocuklar iyi gün görsünler…

*

Nazım Hikmet’in dediği gibi;

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne / allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar / oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında / dünyayı çocuklara verelim / kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi / hiç değilse bir günlüğüne doysunlar / bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı / çocuklar dünyayı alacak elimizden / ölümsüz ağaçlar dikecekler…

*

Orhan Veli’nin dediği gibi;

Kargalar, sakın anneme söylemeyin! / Bugün toplar atılırken evden kaçıp / Harbiye nezaretine gideceğim. / Söylemezseniz size macun alırım, / Simit alırım, horoz şekeri alırım; / Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar, / Bütün zıpzıplarımı size veririm. / Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!

*

Sunay Akın’ın dediği gibi;

Ne zaman / Yoksul bir çocuk görsem / yağmur altında üşüyen / köprü olmak geçer / hiç değilse / içimden / Her akşamüstü oyuncakçı / camekanından / çocuk ellerinin / izlerini / siler…

*

Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi;

Affan Dede’ye para saydım, / Sattı bana çocukluğumu. / Artık ne yaşım var, ne adım; / Bilmiyorum kim olduğumu.

Hiçbir şey sorulmasın benden; / Haberim yok olan bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe; / Havuzda su şırıl şırıldır. / Uçurtmam bulutlardan yüce, / Zıpzıplarım pırıl pırıldır. / Ne güzel dönüyor çemberim; / Hiç bitmese horoz şekerim!

*

Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi:

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk; / Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk…

Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret; / Karıncaya göz atsa ‘niçin, nasıl?’ ve hayret…

Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür; / Biz akıl tutsağıyız, çocuktur ki asıl hür.

Allah diyor ki: ‘Geçti gazabımı rahmetim!’ / Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim…

Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın! / Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın!

İnsanlık zincirinin ebediyet halkası; / Çocukların kalbinde işler zaman rakkası…

*

Aziz Nesin’in dediği gibi;

Diyelim ıslık çalacaksın ıslık / Sen ıslık çalınca / Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes / Kimse çalamamalı senin gibi güzel

Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın / Senden önce kimse saymamış olmalı / Senin saydığın gibi doğru ve güzel / Hem dalgaları hem saymasını severek

De ki sinek avlıyorsun sinek / En usta sinek avcısı olmalısın / Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta / Örgüt yoksa seninle başlamalı

Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun / Düşün düşünebildiğince üç boyutlu / Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya / Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun / Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum / Düşlerini som somut görüp şaşsınlar / Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler

Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum / Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz / De ki bütün işe yarayanlar

İşe yaramaz sanılanlardan çıkar…

*

Ahmet Arif’in dediği gibi;

Nasıl severim bir bilsen. / Köroğlu’yu, / Karayılanı, / Meçhul Askeri… Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini. / Sonra kalem yazmaz, / Bir nice sevda…

Bir bilsen, / Onlar beni nasıl severdi. / Bir bilsen, Urfa’da kurşun atanı / Minareden, barikattan, / Selvi dalından,

Ölüme nasıl gülerdi. / Bilmeni mutlak isterim, / Duyuyor musun?

Öyle yıkma kendini, / Öyle mahzun, öyle garip…

Gör, nasıl yeniden yaratılırım, / Namuslu, genç ellerinle. / Kızlarım, / Oğullarım var gelecekte, / Her biri / Vazgeçilmez cihan parçası. Kaç bin yıllık hasretimin koncası, / Gözlerinden, / Gözlerinden öperim, / Bir umudum sende, / Anlıyor musun?

*

Ve dün mucize geldi…

Annesinin mucizesi gara gızımız Delfin’imiz, oğlumuz Osman Talha ile kendi mucizesini yaşama getirdi.

Annesi gibi büyük emek verdi, büyük sabır gösterdi, yaradanım ödülünü verdi.

Şükürler olsun…

Hoş geldin bebek / yaşama sırası sende / senin yolunu gözledik…

Hoş geldin mucize.

Hoş geldin ÖZGÜR EFE…

Şiir gibi ol, şiir gibi yaşa…

Anneni ve istikbaldeki eşini çok sev ve say…

Geçmiş olsun herşeyimiz, gadın gızımız Delfinimiz, gözün aydın gadın oğlumuz Osman Talha

Bugün içimden yazmak gelmedi, dede oldum...

Umarım babalığımın hatalarını, eksiklerini dedeliğimde telafi ederim. Babalığınızın da dedeliğinizin de kıymetini bilin…

26.01.2026

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Hepimiz cahil doğarız ama aptal kalmayı sürdürmek için çok çalışmak gerekir. -- Benjamin Franklin