Evet, Düzeyn Yaylası'nda yanan ateş: Bir şölenin ötesinde kültürel direniştir.

Bu direniş Toroslar da Toroslar ile Karaman arasında, buralara Batı Toroslara gelirsek

Gölgeli Dağ, Girdev, Çameli-Göçeova, Pırnaz, Sandras, Marçal, Yılanlı, Göktepe, Yumaklı, Gökçukur, Çomak, Beşparmak yaylalarında yaylananların direnişidir.

Keçileriniz ormanları yok ediyor” deyip önce ormanlardan çıkarılan, sonra yaylalarına, meralarına el konulan ve bugün göçemez olanların direnişidir…

Hafta sonunda Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılan etkinlikte “yörük göçü” canlandırıldı. Düzeyn Yaylası’nda çadırlar kuruldu, Toy Ateşi yakıldı. Kapanış Yörük Ateşi ile yapılırken, Yörük Mutfağı Lezzetleri, Halk Oyunları Gösterileri, Çocuk Etkinlikleri, El Sanatları Ürünleri ve Yöresel Ürün Stantları gerçekleşmiş.

Ben gidemedim, gidenlerden dinledim. Geçmiş yıllardan daha görkemli, daha kalabalık ve eğlenceliymiş. Ancak “17. Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu” adında olduğu gibi hala gerçek anlamda uluslararası olamamış…

*

Muğla'nın Seki, Girdev, Pırnaz, Sandras, Göktepe, Yılanlı, Düzetn, Marçalı, Beşparmak, Boğaziçi-Meşelik, Sodra, Eterim, Mumcular, Çamlık, Yahşi yaylaları yalnızca serin yaz günlerinin adresi değil; asırlardır Yörük-Türkmen kültürünün nefes aldığı, türkülerin yankılandığı ve oba ateşlerinin hiç sönmediği kültür coğrafyalarıdır… Çoğu için “coğrafyalarıydı” demek daha doğru olacaktır, ki o yüzden hafta sonunda Muğla Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde yapılan bir direniştir…

Tabii Yörüklük sadece bir hatıra da değildir; doğayla uyumlu yaşamın, emeğin, dayanışmanın ve özgürlüğün bugüne ulaşan sesidir. Yaylalarda yakılan Yörük Ateşi, aslında bir kültürün geleceğe bırakılan meşalesidir…

Yörüklerin güzel bir sözü vardır: “Dağ ne kadar yüce olsa, yol onun üstünden aşar.”… Yörük aşar… Yaşanan siyasal ekonomik, hatta kültürel sorunlara bakıp ne ensenizi ne yüreğinizi karartmayın… Çünkü yörük umutsuzlukları aşar… Kültürünü, kökünü ve geçmişini yaşatan insanlar hangi çağda, zamanda yaşarsa yaşasın yolunu bulur.

Muğla'nın yaylalarında yanan Yörük Ateşi, sadece bir gelenek değil; birlik, dayanışma ve vefanın sembolüdür… Toroslar da yanan çoban ateşidir…

*

Bazı organizasyonlar vardır; düzenlenir, izlenir ve unutulur. Bazıları ise yalnızca bir etkinlik olarak kalmaz, insanların hafızasında iz bırakır, toplumsal belleği besler ve geleceğe dair umut verir. Muğla'da 6-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 17. Uluslararası Yörük-Türkmen Toyu işte tam da böyle bir organizasyon olmuş.

Tabii keşke AK Partililer de davet edilmiş olsalardı… İYİ Partililer oradalarmış. Zaten MBB Basın Halkla İlişkiler biriminden gelen fotoğraflarda İYİ Parti İl Başkanı Cumhur Davut Akmeşe ve CHP İl Başkanı Nail Kızıl ile Ahmet Aras Başkan aynı karelerde yer almış… Hatta o fotoğraflara bakarken “CHP’den ayrılmayı planlayanlar İYİ Parti’de mi toplanacaklar acaba” diye de düşündüm.

Paylaşılan fotoğraflarda nedense yoktu, ama MHP’liler de oradalarmış, ki Ahmet Aras Başkan’ın MHP İl Başkanı Emrah Oltulu ile de fotoğrafı varmış. Nedense MHP’li fotoğraflarda paylaşılmamış!

Bu görkemli Toy sanki biraz da “Ulusalcıların” Toyu olmuş…

İlin Valisi, İlçenin kaymakamları katılmış mı katılmamış mı, hangi belediye başkanları, milletvekilleri gelmiş gelmemiş bilmiyoruz. MBB Basın Halkla İlişkiler biriminden seviş edilen haberlerde göremediğim gibi yerel gazetelerimizde de göremedim.

Ah şu “yapay zekanın gözü kör olsun”… Belediyeden gelen haberler yapay zeka ile kullanılıyormuş… Sadece ben değil, anlaşılan yerel gazetecilerimizde gidememiş…

Basınımızın hali pürmelali bu iken MBB Basın Halkla İlişkiler biriminde “gazeteci” olduğunu söyleyenler ne işe yarıyorlar bilemedim…

*

İl merkezindeki Düzeyn Yaylası iki gün boyunca yalnızca bir etkinlik alanı değil, adeta Türk kültürünün yaşayan bir müzesi haline gelmiş. Yaylaya çıkan yollar boyunca ilerleyen araçlar, oba çadırları, geleneksel kıyafetler içindeki insanlar, develer, atlar, yörük göçünü canlandıran kortejler ve dört bir yandan yükselen türkü sesleri ziyaretçilere zamanın durduğu hissini yaşatmış olmalı…

Günümüzde kültürel değerlerin küreselleşmenin etkisi altında hızla değiştiği, yerel kimliklerin giderek silikleştiği bir dönemde, böylesine güçlü bir kültürel buluşmanın gerçekleşmesi son derece önemlidir. Çünkü kültür yalnızca geçmişin bir hatırası değildir; aynı zamanda geleceğin teminatıdır.

Bu yıl toyun "Ocaktan Saca, Sütten Aşa: Göçer Kültürde Yeme İçme Geleneği" temasıyla düzenlenmesi, organizasyona ayrı bir anlam katmış olmalı. İlk bakışta yemek kültürüne odaklanan bir tema gibi görünse de aslında göçer yaşamın üretim anlayışını, paylaşım kültürünü ve doğayla kurduğu dengeyi anlatan önemli bir başlık olmuş.

Yörük kültüründe ocak sadece yemek pişirilen yer değildir. Ocak aynı zamanda ailenin, birliğin ve devamlılığın simgesidir. Sac üzerinde pişen ekmek sadece karın doyurmaz; paylaşmayı, dayanışmayı ve emeği temsil eder. Sütten yapılan aş ise üretimin, bereketin ve doğayla uyumlu yaşamın sembolüdür.

Bu nedenle toyun teması, aslında Yörük yaşam felsefesinin özünü yansıtmaktadır.

Ama basına yansıyan bir şey olmamış…

Oysa bunlar uluslararası ses getirecek etkinlikler…

*

Toyun ilk gününde gerçekleştirilen geleneksel Yörük Göçü, etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri olmuş… Önümüzdeki günlerde Göcek’ten Pırnaz Yaylası’na göç var… Neredeyse 10 gün süren bir gerçek göç… Meraklılarına “mutlaka gidin” derim…

İl merkezinin çeperindeki Devetaşı mevkiinden başlayan göç yürüyüşünde develer, atlar ve geleneksel kıyafetler içerisindeki Yörük torunları geçmişin izlerini bugüne taşımışlar.

Özellikle gençlerin ve çocukların bu yürüyüşe gösterdiği ilgi umut verici… Çünkü kültürel mirasın yaşaması ancak yeni nesillerin onu tanıması ve sahiplenmesiyle mümkündür.

Göç, Yörükler için yalnızca bir yer değiştirme hareketi değildir. Göç; sabrın, emeğin, doğayla uyumun ve özgürlüğün ifadesidir. Asırlar boyunca Toroslardan Ege yaylalarına kadar uzanan bu yaşam biçimi, Türk kültürünün şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

Düzeyn Yaylası'nda kurulan oba çadırları da ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmiş. Çadırların içerisinde sergilenen geleneksel yaşam unsurları, dokuma ürünleri, günlük kullanım eşyaları ve el sanatları ziyaretçilere adeta geçmişe açılan bir kapı sundu. Özellikle çocukların bu alanlarda geçirdiği zaman, kültürel aktarım açısından son derece kıymetlidir…

*

Akşam saatlerinde yakılan Yörük Ateşi ise şölenin en anlamlı anlarından birini oluşturmuş olmalı. Ateşin etrafında toplanan insanlar yalnızca bir geleneği yaşatmıyordu. Aynı zamanda ortak hafızalarını, ortak değerlerini ve ortak gelecek hayallerini de paylaşıyor…

Türk kültüründe ateş her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Ateş; ışığı, bilgeliği, birlikteliği ve yaşamı temsil eder. Düzeyn Yaylası'nda yakılan ateş de bu anlamların tamamını bünyesinde taşıyor.

Etkinliğin ikinci günü ise adeta bir kültür şölenine dönüşmüş. Halk oyunları ekipleri, yerel sanatçılar ve Türk Halk Müziği'nin sevilen isimlerinden Sümer Ezgü sahne almış. Türküler yaylada yankılanırken binlerce insan aynı ezgilere eşlik etti. Bu görüntü, kültürün insanları nasıl birleştirdiğinin en güzel örneklerinden biridir…

Keşke davet edilmeyenler de davet edilmiş olsaymış…

Organizasyonun en dikkat çekici yönlerinden biri de katılımın büyüklüğüdür. 30 il ve 15 ülkeden konukların olduğu söyleniyor. Eğer bu bilgi doğruysa gelecek sene bu etkinlik “Toy” dan öte bir “Kurultay” havasında birlikte gerçekleştirilebilir.

Muğla Tük Dünyasının bir ‘Kültür Merkezi’ haline getirilebilir…

Muğla'da faaliyet gösteren 16 Yörük-Türkmen derneğinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen bu organizasyon, sivil toplumun kültürel mirasın korunmasındaki gücünü de gözler önüne sermiş. Bu gelecek için sevindirici… Umut verici…

*

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın konuşmasında vurguladığı gibi, Yörükler ve Türkmenler bu milletin temel değerlerinden biridir. Ancak burada asıl dikkat çekici olan nokta, kültürel kimliğin ayrıştırıcı değil birleştirici bir unsur olarak öne çıkarılmasıdır.

Bugün toplumların en büyük ihtiyacı ortak paydalarını güçlendirmektir. Yörük-Türkmen Toyu da tam olarak bunu başarmıştır. İnsanları farklılıklarıyla değil, ortak kültürel değerleriyle bir araya getirmiştir.

Biz Yörükler ve Türkmenler, bu milletin temel değerlerinden biriyiz. Tarih boyunca büyük devletler kurduk. Son devletimiz ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’dir.” diyen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da Toy konuşmasında şöyle devam etmiş:

Farklı düşüncelere ve siyasi görüşlere sahip olabiliriz ancak hepimizin ortak amacı birlik ve beraberlik içinde yaşamaktır. Bugün bu toyun ortaya koyduğu en önemli değer de budur. Bu kültürü yaşatan ve gelecek nesillere taşıyan en önemli yapı derneklerimizdir. Kültürümüzü, geleneklerimizi ve Yörük ateşini geleceğe taşıyacak olan onlardır. Bu kentin belediye başkanı olarak tüm derneklerimizin yanında olmaya devam edeceğim.

Toyun birlik ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini belirten Başkan Aras, etkinliğe yurt içi ve yurt dışından yoğun katılım sağlandığını belirtirken de şu ifadelerde bulunmuş:

Bugün burada derneklerimiz, siyasi partilerin il başkanları, yurt içinden ve yurt dışından gelen çok sayıda Yörük ve Türkmen vatandaşımızla birlikte büyük bir dayanışma örneği sergiliyoruz. Birlik içinde olduğumuz sürece bu milleti hiçbir güç yıkamaz. Bundan sonraki hedefimiz toyumuzu Muğla’mızın her bölgesine yaymak. Bu doğrultuda yaptığımız değerlendirmelerde bir sonraki toyun Seydikemer Seki Yaylası’nda gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Toyumuz hayırlı ve uğurlu olsun, birliğimiz ve beraberliğimiz daim olsun.

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Yalancı, bacaları karartan is gibi, insanın içini de karartır. --Aleksandr Puşkin