Bu gün günlerden 19 Mayıs... Anadolu isyanında ilk adımın atıldığı, Kurtuluş Mücadelesinin başladığı gün... Bundan 3 gün önce de Mustafa Kemal Paşa’nın Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak üzere İstanbul'dan Samsun'a doğru yola çıktığı gündü.
O gün,16 Mayıs 2025 tarihli gazeteler “Avrupa Gençlik Forumu’ndan Türkiye’ye çağrı: Tutuklu gençler derhal serbest bırakılsın” başlığı ile çıktı.
Avrupa Gençlik Forumu, Türkiye’ye tutuklu gençlerin derhal serbest bırakılması çağrısı yaptı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 16 Mayıs’ta Samsun’a yola çıktığında nihai hedefi “Tam Bağımsız Türkiye” idi...
İşte bu nedenle de yabancıların işlerimize burunlarını sokmalarından üzüntü duyuyorum...
+
16 Mayıs tarihli gazetelere göre, Gençlik Örgütleri Forumu’nun (GoFor) Belarus Ulusal Gençlik Konseyi (RADA) ile ortaklaşa sunduğu “Türkiye’de Derinleşen Demokratik Kriz ve Gençlik Öncülüğündeki Hareketlerin Sistematik Bastırılması Hakkında Acil Önerge”, 9–10 Mayıs tarihlerinde Brüksel’de düzenlenen Avrupa Gençlik Forumu (European Youth Forum – YFJ) Genel Kurulu’nda oy birliğiyle kabul edildi. Önerge kapsamında Avrupa’dan Türkiye’ye çağrı yapıldı. Forum, gençlerin ifade özgürlüğünü ve siyasal katılımını hedef alan uygulamaların derhal sonlandırılması gerektiğini belirterek, aşağıdaki talepleri dile getirdi:
Tutuklu genç aktivistler derhal serbest bırakılsın... Kayyım atamalarına son verilsin... Yerel yönetimlerde ve üniversitelerde demokratik yönetişim yeniden tesis edilsin... AB düzeyindeki kilit tavsiyelere yanıt verilsin ve hayata geçirilsin... İfade özgürlüğü ve bilgiye erişim güvence altına alınsın...
+
Neyse ki yukarıdaki haberden bir gün önce 15 Mayıs’ta Esila serbest bırakıldı...
Yurt dışında fotoğrafçılık eğitimi almakta olan Esila kronik kalp ve böbrek hastası.. Esila’nın başına içeride bir olumsuzluk gelirse diye çok kaygılanmıştım. Elbette o genç kızın yaşamı için kaygılanmıştım, ama bir o kadar da bu olasılık nedeniyle yabancıların burunlarını fazlasıyla sokmalarından da kaygılanmıştım.
Ya Esila’yı içeride kaybetseydik?!
15 Mayıs’ta “Diktatör Erdoğan” yazılı pankartı tuttuğu gerekçesiyle “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanan Esila Ayık ile birlikte Arda Öğüşlü ve Mehmet Efe Erdoğan hakim karşısına çıktı. Üç öğrenci tahliye oldu. Tutuksuz yargılanacaklar. Esila “Bu konsere de fotoğraf çekmek amacıyla gittim. Konserde bir fotoğraf çektirmek istedim. Bulduğum dövizi tuttum. Suç olduğunu bilsem yapmazdım.” diye ifade vermiş. Esile tahliyesinden sonra yaptığı açıklamada da şunları söyledi:
“Gençlerin geleceğe küstürülmemesi gerekiyor. Şu an özgürüm ve çok mutluyum. Adalete olan inancımı hiçbir zaman kaybetmedim. Hayal kurmaya devam ettim. Biz gençler özgür olmalıyız, susturulmamamız gerekiyor. Tek temennim, diğer öğrenci arkadaşlarımızın da özgürlüğüne kavuşması.”
Bu tahliyeye çok sevindim... Gençleri küstürmemeliyiz...
+
Bilindiği gibi 19 Mart'ta İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan gösteriler sırasında, kamu düzenini bozan, taşkınlık çıkaran ve polise saldırdığı tespit edilen birçok gösterici tutuklandı.
Tutuklanan gençlerin sayıları 30 Mart ta 301’e ulaşmıştı.
Zaman içinde o günden beri 200’ün üstünde genç tahliye oldu. Çoğunun davası sürüyor. Gözaltılarından sonra içeride tutuklu kalan gençler Eylül’de ilk kez hakim karşısına çıkacak.
Bu arada tutuklama kararları 19 Mart'tan beri tartışma konusu... “En yüksek cezayı alsalar dahi suçlamaların yatarı yok.” eleştirileri getiriliyor.
Tabi az sayıda da olsa Esila gibi “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 4 yıl 8 ay cezası istenenler de var. Buna karşılık bu cezadan yargılanıp hiç ceza almayanlar ve hatta “danışman” olanlar da var...
Protestolarda gözaltına alınanlardan, tutuklananlardan içeride kaç kişi kaldı bilmiyorum, Yılmaz Özdil o gençlerle ilgili Ramazan Bayramı’nda “Anasının babasının elini öpemeyen gençler içerideyken bana bayram yok” diyordu...
Kurban Bayramı 6 Haziran’da başlıyor... O gençler annelerinin elini Kurban’da da öpemeyecekler. En üzücü olan ise o gençlerin Atatürk’ün onlara armağan ettiği 19 Mayıs’ı kutlayamamaları veya içeride kutlamak durumunda kalmış olmaları olsa gerek...
Yatarı vardır yoktur, hukukçular bilir, ancak Eylül’de hakim karşısına çıkacak gençlerde Esila ile birlikte hakim karşısına çıkabilirlerdi...
+
Yılmaz Özdil 19 Nisan 2025 tarihini taşıyan “Çok şeyler göreceğiz daha!” başlıklı yazısında Köy Enstitülerinden söz ederken İsmail Hakkı Tonguç’tan şu alıntıyı yapıyordu:
“Demokrasinin iki çeşidi vardır. Biri, zor ve gerçek olanıdır. Öbürü kolayı, oyun olanıdır. Topraksızı topraklandırmadan, işçiyi sağlama almadan, halkı eğitmeden olmaz. Birincisi, köklü değişim ister, zordur ama gerçek demokrasidir. İkincisi, sandık demokrasisidir; okuma yazma bilsin bilmesin, toprağı-işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen ahali, elindeki kağıdı sandığa atar, böylece, kendi kendini yönetmiş sayılır. İşte bu, oyundur, kolaydır. Amerika işte bu demokrasiyi yayıyor. Biz de maalesef demokrasinin kolayını seçtik. Çok şeyler göreceğiz daha!”
Allah rahmet etsin İlhan Selçuk da “Uyanış, Hoşgörü, Üniversite?” başlıklı yazısında “Fikir özgürlüğü, bilimsel özgürlük, eleştiri, özeleştiri olmadan bir toplum çağdaşlaşamaz, bir devlet yücelemez. Bütün bunların odak noktası üniversitedir.” diyerek şu ifadelerde bulunuyordu:
“Uygarlık dünyasında üniversitelerin oluşması uzun bir tarihçeyi vurgular. Biz acaba Batı’da yaşananları yeniden yaşamak, bilim kurumlarını yaratmak için uzun ve çetin yolları aşındırmak zorunda mıyız? Salt paraya tapanların ya da kâr güdülerinin egemen olduğu bir dünya görüşüyle bunalımı aşabilir miyiz?
Türkiye’de çağdaş bilim üreten üniversiteler kurulmadan bunalımın dar boğazını aşmaya olanak yoktur. Batı’da üniversitelerin oluşması ‘Uyanış Çağı’ ile başlıyor. Sanayileşme daha sonradır. Biz atları arabanın arkasına koyarak ilerleyemeyiz.”
Biz atları arabaların arkasına Köy Enstitülerini kapatarak koyduk. Bugün de üniversiteli gençler içeride 19 Mayıs kutluyoruz...
+
Bu gün içimden yazı yazmak gelmiyordu.
Buraya kadar alıntılarla geldim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alıntıyla noktayı koyalım:
“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk”
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun...
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa, gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder. --George Orwell
