İnsan kendine has özellikleriyle diğer varlıklardan ayrılır. Oluşturduğu yaşam biçimi içinde yazılı ve yazısız kurallar koyar. Yazılı kurallar tarihsel birikim sonucunda belirli bir yasaya bağlıdır. Yazısız kural ise yaşanmışlıklar sonucunda geliştirilen bir anlayış biçimidir. Örf, adet, davranışlar, iletişim biçimleri bunlara örnek verilebilir.

İnsan, çeşitli alanlarda diğer insanlarla ilişki içindedir. Ev, iş yeri, çarşı, pazar… Burada bir başkası ile karşılaştığımızda göstereceğimiz tavırlar tarihten bugüne bir birikim sonucudur. Bu birikim nasıl aktarılır? Bizler yazısız kural olarak öğretilenleri toplum içinde öğreniriz ve öyle davranmaya başlarız. Aynı zamanda bizden sonra gelenlere de aktarmaya özen gösteririz.

Ne yazık ki son yıllarda bu davranış biçimleri aşınmaya başladı. İnsanın yozlaşması kendisinden başlayarak etrafına da sirayet ediyor. Gözlem yapma fırsatı bulduğumuzda bunu rahatlıkla görebiliriz. Daha acı bir şey de yaptığımız hatanın ya farkında değiliz ya da pişkinliğe vurma maharetini gösteriyoruz. Bazı örneklerle bu söylenenleri destekleyebiliriz.

Bir yemek sırasına girdiğimizde nezaket göstermeden en önlerde olma isteği ile bekleyenleri yok sayıyoruz. Otobüslerde nasılsa ben de para verdim deyip yaşlılara yer vermek istemiyoruz. Bir cenazeye iştirak ettiğimizde merhum veya merhume defnedilirken mezar başında dünyalık gürültüler hiç bitmiyor. Yine bir kahvehanede otururken karşımızdaki insanın ne düşüneceğini hesap etmeden yerli yersiz el kol şakaları yapmaktan geri kalmıyoruz. Büyüğe karşı oturma biçimimiz ise pek feci durumda. Sözlerimizin karşımızdaki insanlarda ne gibi tesirler bırakacağını bilmeden oradan buradan laflar etmekten hiç kaçınmıyoruz. Misafire saygıdan ayağa kalkmak ise unutuldu.

Yukarıdaki örnekler çoğaltılabilir. Ölüye, diriye, büyüğe, küçüğe, erkeğe, kadına saygısı kalmayan insan bir süre sonra etrafını çürütür. Böyle bir çürüme en sonunda toplumu çürütür. Toplumun çürümesi ilk önce davranış biçimleri ele alınarak incelenmelidir. Çürümüş toplum çökmüş bir devlet demektir. Yüzyıllardır yaşantılar sonucunda ortaya konulmuş değerler bütününü bir avuç kifayetiz, vasat insanların çürütmesine izin verilmemelidir. Önce kendimizden sonra da diğer insanlardan yola çıkarak davranışlarımızı düzeltmek dileğiyle...