Türkiye bu kâbusu her sene Haziran-Kasım ayları arasında yaşar. Muğla’da daha çok kıyı coğrafyamızda yaşanan yangınlar için hep “Turizm tesisi için ormanları yakıyorlar” yorumları yapılır. Benim bile inanıp, benzer yazılar yazdığım olmuştur. Elimizde istatistik veriler yok, elbette Güvercinlik’te hala tartışılan çarpıcı örnekte olduğu gibi münferit vakalar yaşanmıştır.
Bu anlamda “Turizm tesisi için ormanları yakıyorlar” diye yapılan genellemeleri doğru bulmuyorum. Ki o kâbusu deniz kenarında olmayan Kavaklıdere’de de Aydın sınırında yaşadık.
Bodrum’da, Marmaris’te, Datça ve Köyceğiz’de yaşanan bu kâbus bir tek Seydikemer’de yaşanmamıştı… Şimdi de Seydikemer ormanları ile birlikte içimiz yanıyor, içimiz kararıyor…
*
ORMAN YANGINLARI AKDENİZ’İN KADERİ AMA CAHİLLİĞİMİZ KADER OLMAMALI
Üstelik sadece Muğla’da değil, alevler dört bir yanda… Türkiye ormanlarını korumak için zamana karşı yarışıyor.
Elbette “iklim değişikliğinin” sonuçları da yangınlarda etkili oluyor, ama çam ormanları ile kaplı ve zeytinlikleri de olan Akdeniz kıyılarında orman yangınları “coğrafi bir kaderdir” …
Bütün yangınların müsebbibi de biz insanlarız. Hala karayolunda seyrederken aracımızdan izmarit atma ve anız yakma cehaletinden çıkamadığımız gibi piknik nasıl yapılır onu da öğrenemedik.
Niyetimizde yok…
Tabii yıldırım düşmesi sonucu çıkan yangınlar da var. Ormana paratonerler yerleştiremeyiz, ama orman içinden geçen yüksek gerilim hatlarında ve trafolarda önlemler alınabilir. Özel şirketler bu konuda ihmalkâr. Yerel yönetimlerin çöplükleri artık geçmiş yıllardaki gibi riskli değil…
Bir de “sabotajlar” var. Önce şehir efsanesi gibi ortaya atıldıysa da sonradan ciddiyet kazandı. Sabotajlar için “Yunanistan yapıyor” da denildi. Hiç ciddiye almadım. Dün Yunanistan’ın Mora Yarımadası ve Girit Adasında da yangınlar çıktı. Söndürme mücadelesinde iki de can verdiler. Türkler mi yaktı?
Hayır… Biz yakmadık. Bizdeki sabotajları da hani “İçimizdeki İrlandalılar” diye bir söz var ya o hesap “içimizdeki Yunanların” yaptığı söylenebilir…
*
Neyse, Avrupa’da sıcaklarla ve yangınlarla boğuşuyor. Geçmişte bize yardıma gelirlerdi. Şimdi onca yangınla mücadele ederken biz onlara yardıma da koşuyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla İspanya ve Fransa’ya ikişer yangın söndürme uçağı göndermiş bulunuyoruz.
Ülkemize gelince dün ben yazımı yazarken Balıkesir'in Gömeç ve Ayvalık, Muğla'nın Seydikemer, Antalya'nın Kaş, Alanya ve Mersin'in Aydıncık ilçelerinde alevlerle mücadele sürüyordu.
Yurdun batısında etkili olan şiddetli rüzgâr ve sıcak havanın da etkisiyle büyüyen yangınlara havadan ve karadan müdahale ediliyor. Söndürme çalışmalarına başta Muğla Büyük Şehir Belediyesi olmak üzere belediyelerimizde katılırken, köylülerimiz ve geçtiğimiz yıllarda olduğu kadar olmasa da gönüllüler canla başla mücadele ediyorlar.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, adı geçen yerlerde yangınlarının kontrol altına alınması için çalışmaların sürdüğünü açıklarken, Mersin’den ve Ayvalık’tan yangın haberleri geldi. Bakan Yumaklı, Balıkesir Edremit, Çanakkale Ayvacık, Antalya Kumluca yangınlarının kontrol altına alındığını belirtirken, önceki günden itibaren 100’ün üzerinde yangına müdahale edildiğini kaydetti…
*
VALİ DR. İDRİS AKBIYIK’IN ÇAĞRISI
Bir yanda peş peşe kontrol altına alınan yangınlar, diğer yanda hâlâ devam eden kritik mücadele... Özellikle Seydikemer de yaşananlar, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyordu; Tahliye edilen evler, boşaltılan hastane, ulaşıma kapanan yollar ve gökyüzünü kaplayan duman... Yangın sadece ağaçları değil, insanların yaşamını, yaban hayatını ve geleceğimizi de tehdit ediyor. Ekipler havadan ve karadan büyük bir özveriyle mücadele ederken, her geçen dakika kritik önem taşıyordu…
Uzmanlar, aşırı sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârın yangınların hızla büyümesine neden olduğunu vurguluyor. Ancak unutulmaması gereken en önemli gerçek yukarıda da vurguladığım gibi bu felaketlerin önemli bir bölümü insan kaynaklı ihmallerle başlıyor. Bir sigara izmariti, piknik ateşi ya da kontrolsüz yakılan anız, binlerce hektarlık ormanı dakikalar içinde küle çevirebiliyor.
Hal böyle olunca Fethiye'nin Yeşilüzümlü mahallesinde gece saatlerinde çıkan yangınla mücadeleyi mahallinde denetleyen Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık’tan vatandaşlara çağrı geldi.
Vali İdris Akbıyık, nem oranının yüzde 20'nin altında olduğuna dikkat çekerek, “Vatandaşlarımız orman alanlarında kesinlikle ateş yakmasın, izmarit atmasın, mangal ve anız yakmasın. Çiftçilerimizin arazilerinde mutlaka arozöz bulundurmalarını rica ediyoruz” dedi…
*
YANGINLA MÜCADELEDE GELECEK
Bugün yalnızca yangını söndürmek değil, yeni yangınların önüne geçmek de hayati önem taşıyor. Her vatandaşın göstereceği dikkat, belki de yüzlerce hektarlık ormanı, binlerce canlıyı ve sayısız yaşamı kurtaracak.
Bunu hep söylüyoruz, unutulmamalıdır ki ormanlar yalnızca yeşil alanlar değildir; nefesimiz, suyumuz, iklimimiz ve geleceğimizdir. Alevler sönecek, ancak kaybedilen ormanların yeniden yeşermesi yıllar alacak. Bu nedenle bugün atılacak her bilinçli adım, yarınlarımızı koruyacak en değerli yatırım olacaktır.
Doğaya sahip çıkmak sadece devletin değil, 86 milyonun ortak sorumluluğudur. Bir kıvılcım felakete dönüşmeden önce tedbir almak, hepimizin görevidir.
Yangınlarla mücadele eden ekipler büyük bir fedakârlık gösterirken, bölge halkı ve gönüllüler de ihtiyaçların karşılanması için seferber oluyor. Ancak en büyük destek, kurallara uymak ve resmî kurumların açıklamalarını takip ederek hareket etmek olacaktır…
*
Orman yangınları doğal bir hava olayıdır, ancak son yıllarda hem sıklaştı hem boyutu arttı. Serin ve nemli koşulların hâkim olduğu 1930 ile 1980 yılları arasında dünyada daha az orman yangını yaşanırken son 40 yılda artan sıcaklık ve kuraklık yangınların sayısını da arttırdı.
Bilim insanları dünya çapında orman yangınlarındaki artışın insan faaliyetlerinden kaynaklı iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğunu söylüyor. İklim değişikliğinin tek başına bir yangının başlamasına yol açtığını söylemek doğru olmayabilir, ancak gerekli koşulları yarattığını söylemek mümkün. İklim krizi nedeniyle hava olayları normalden daha şiddetli yaşanıyor. Artan sıcaklıklar, su buharının atmosferde daha fazla tutulmasına neden olarak yağış miktarlarında bölgesel azalmalara yol açıyor. Bu durum kuraklığın artmasına, kuraklık da ormandaki ağaçların, bitkilerin normalde olduğundan daha kuru ve hassas hale gelmesine neden oluyor. Yine iklim krizi nedeniyle şiddeti ve sıklığı değişen rüzgârlar, sıcaklık nedeniyle nemin düşük olduğu ormanlarda alevlerin hızla ve kontrolsüz bir şekilde yayılmasına neden olarak yangınların geniş alanları etkilemesine yol açıyor. Bu da yangınların kontrolünü zorlaştırıyor.
Bu nedenle, sürdürülebilir orman yönetimi, bilinçlendirme faaliyetleri ve iklim kriziyle mücadele artık her zamankinden daha önemli. Orman yangınları çıkmadan önlem almak da öyle…
Orman yangınlarını önleyebilmek için yapabilecekler şöyle sıralanıyor: • Ormanda ateş/mangal yakmayın, yaktırtmayın, • Ormanda cam şişe, çöp, izmarit bırakmayın, • Tarlada anız yakmayın, yakanları uyarın, • Havai fişek, dilek balonu gibi eylemlerden kaçının, • Orman yakınındaki elektrik hatlarında gördüğümüz arızaları mutlaka yetkili kurumlara bildirin, • Yangın riski durumunda hemen 112 veya 177’yi arayın. … Artık bunları ezberlemiş olmamız lazım…
*
AĞAÇVARLIKLARINI ÇEŞİTLENDİRELİM
Deneyimli bir gazeteci olarak söylüyorum. Muğla’da yanan orman alanları imara açılmıyor, turizmcilere tahsis edilmiyor. Ki turizm yatırımcıları yanan orman alanına değil, kıyılarda koylarda ormanlık alanların tahsisine talip olurlar. Artık bunu da kafamıza sokalım.
Muğla’da yanan alanlar hemen ağaçlandırılıyor. Maalesef birçoğumuz eski hallerini aldıklarını göremeyeceğiz. Bir çam fidanı neredeyse 50 yılda ağaç oluyor.
Bir zamanlar Muğla’nın Orman Bölge Müdürlerinden İbrahim Aydın Muğla’da yanan alanlara mesela Datça’da harnup ile birlikte badem gibi farklı ağaçlar dikilebileceğini söylemiş ve çalışma başlatmıştı. Olmadı, Antalya’dan milletvekili olup gitti. Proje unutuldu. Üstelik kendisinden Orman Bakanlığı’nda da yararlanılmadı. Oysa O’na Orman Bakanlığı da yakışırdı, ama sistem artık “parlamenter sistem” değil…!
Neyse ben Muğla Valiliğine, Orman Bölge Müdürlüğüne öneriyorum; elbette “basralı çam” ormanlarını, yani bal ormanlarını koruyalım ve yanında nesli tükenen Halep Çamları ve Sandal ve Sakız Ağaçlarına da yer verelim.
Zeytinlikler, Bademlikler tesis edelim… Menengiç ve Fıstık Çamı alanları oluşturalım…
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi? Çırpınıyor ayakları altında, bir avuç hergelenin. --Nâzım Hikmet