İnanın Cumhuriyet Halk Partisi’nden Yeni Parti’ye “taşınma hikayeleri” paylaşmaktan ben de sıkıldım. Bu hikayeler her iki parti de kurultay yapılıncaya kadar devam edecek görünüyor.

Umarım günün sonunda “Türkiye üzerine oynanan oyunların” bozulmasına katkı sağlamış olurlar.

Şimdi biraz ara verip Muğla’nın gündemine dönelim.

*

YÜKSEL AKSU BU SEFER ZÜLFÜ LİVANELİ HİKAYESİ İLE GELİYOR

Dondurmam Gaymak ve İftarlık Gazoz filmlerinden sonra Postacı’nın tadı damağımızda kalırken, Ulalı Yönetmen Yüksel Aksu bu kez kendi hikayeleri ile değil, bir Zülfü Livaneli hikayesiyle, daha doğrusu “Bir uzun hikâye” denilebilecek “Balıkçı ve Oğlu” romanını beyaz perdeye taşıyor.

Roman tek çocuğunu kaybetmiş, yaşamaya dair içinde hiçbir istek kalmamış balıkçı Mustafa’nın denizde şişme botta bulduğu ve ailesine evlat kabul ettiği Samir bebekle yeni yaşamında hem bir ailenin hem de bir ülkenin yakın tarihine ışık tutuyor.

Zülfü Livaneli romanında şiirsel dili ve güçlü imgeleriyle öne çıkan Balıkçı ve Oğlu, aile bağları, aşk, kadın dayanışması, ekoloji, göç ve doğa üzerine çağdaş bir anlatı sunuyor.

Yani anlatılan bir “Yüksel Aksu” hikayesi olmasa da bir Ege hikayesi…

Yüksel Aksu katıldığı bir televizyon programında yeni projesine ilişkin açıklamalarda bulunurken, filmin senaryo çalışmalarının başladığını ve çekimlerin Ekim-Kasım aylarında Muğla’da gerçekleştirilmesinin planlandığını söylüyordu.

Postacı”ya bir gala yapamamış olsalar da yerel yönetimlerimiz projeye destek vereceklerdir.

Merakla bekliyoruz…

*

MARMARİS’TE YAŞANAN ÖRNEK OLAY

Avrupa’nın başı aşırı sıcaklar ve orman yangınları ile belada… Fransa ve İspanya'da orman yangınları hala devam ediyor. Önce İspanya sonra da Fransa, Türkiye’den yardım talebinde bulundu. Her iki ülkeye de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile ikişer yangın söndürme uçağı gönderildi.

Bir Akdeniz ülkesi olarak bizim ülkemizde her yaz, iklim değişikliğinin de etkisiyle yaz ayları dışında da orman yangınlarına sahne oluyor.

Bu sene Avrupa’nın başına geleni yaşamıyoruz. Orada hava sıcaklığı mevsim normallerinin üstünde yaşanırken, biz tersine mevsim normalleri altında serin geçen günler yaşıyoruz. Tabii yine de başta Denizli, Kastamonu, Antalya, Aydın ve Muğla olmak üzere birçok ilde orman yangını yaşandı. Muğla’da en büyüğü Milas, Fethiye yangınları oldu. İnşallah daha büyüğü yaşanmaz.

Gerçi Muğla’da “yakabileceğimiz” yerde kalmadı gibi ama…

Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, “2025 yılında çıkan yangınların yüzde 96'sı maalesef insan kaynaklı. Bunun da yüzde 88'i ihmal ve dikkatsizlik sonucu çıkan yangınlar.” dedi.

Haklı ama hala “anız yakma” cehaleti ve otomobilden yanan sigara izmariti atma ilkelliğimizin önüne geçebilmiş değiliz…

*

Haber gazetelerde “Araçtan ormana sigara izmariti atan şüpheliye adli işlem” başlığı ile çıktı.

Haberlere göre, Marmaris’te seyir halindeki aracından ormanlık alana yanar sigara izmariti attığı belirlenen şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Duyarsız sürücü Marmaris Orman ve Jandarma ekiplerinin ısrarlı çalışması ile yakalandı. Haber bu…

Bence haber bu duyarsız sürücü karayolunda seyir halindeyken araç dışına sigara izmariti atarken, ardından gelen araçtakilerin video kaydının sosyal medyada paylaşılmış olması…

Çünkü yakalama çalışması bu görüntüler üzerine Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla başlatılmış bulunuyor.

O görüntüleri çekenlerin duyarlılığı hepimizin duyarlılığı olmalı. “Bana ne?”, “Dertsiz başıma dert mi lazım” dememeliyiz…

*

BODRUM TÜKENDİ MİLAS’I YAKIYORUZ…

2040 Yılında Böyle Bir Bodrum mu İstiyorsunuz?”, “Yeter Artık, Bodrum’u Katletmeyin!” ve “Bodrum MUÇEP Meclisi’nden Başkan Mandalinci Hakkında Suç Duyurusu” başlıklı haberleri gördünüz mü?

Beni haberler değil de Bodrumlu meslektaşımız Yaşar Anter’in haber sitesindeki fotoğraflar daha çok etkiledi. Hele yapay zekâ ürünü fotoğraf “2040 Yılında Böyle Bir Bodrum mu İstiyorsunuz?” sorusunu daha güçlü ve çarpıcı hale getiriyordu.

Fotoğraf Latin Amerika ülkelerindeki ‘pavelaların’ daha düzenli halini yansıtıyordu.

Bodrum’un hiçbir zaman öyle olmasını istemeyiz, kimse istemez, ama durum ortada. Senelerdir “Yeter artık” deniliyor, “Katletmeyin” diye haykırılıyor, ama yetmiyor, katliam devam ediyor.

Bodrum’da yakılacak yer kalmadı Milas’ı yakıyoruz.

En son 14 Temmuz da Milas’ın Gürçamlar ve Kazıklı Koy mevkisinde çıkan orman yangını kısa sürede deniz kıyılarına ulaştı ve gün ağarınca çekilen hava ve dron fotoğrafları dehşet vericiydi.

Yaklaşık 850 hektar alanda etkili olan yangında 600 hektar orman, 250 hektar tarım ve tapulu araziler kül oldu.

O alan istenirse kısa sürede “zeytinlik deryasına” dönüştürülebilir ama Milas’tan Nevzat Çağlar Tüfekçi de “Denizle kıyısı olan, koordinatları belirlenmiş gibi bu yeşil alan niye yandı veya yakıldı? Turizm rantlarına, talanlarına olanak sağlamak için! Milas kıyılarında, yabancı sermayenin gözü ve iştahı var. Kazak, Azeri, Katar, BAE, Kuveyt sermayesi vd. Milas'ın yeşille mavinin birlikte olduğu güzel kıyıları, koyları; düğün yemeği olarak davetlilere sunulduğu gibi bir 'keşkek' değildir. Olmamalı...” diye yazıyordu…

*

BODRUM BELEDİYE BAŞKANI MANDALİNCİ’YE SUÇ DUYURUSU

Haberlere göre, Bodrum’da mahkeme kararına rağmen Kalyon Holding’e ait projenin inşaatına göz yumulduğunu iddia eden Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) üyeleri, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci hakkında “görevi kötüye kullanmak” gerekçesiyle yargıya başvurdu.

MUÇEP üyelerinin Bodrum Adliyesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında turizm bölgelerinde artan yapılaşmanın Bodrum’un doğal kimliğini tehdit ettiği savunularak, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, belediye meclis üyeleri ve BodrumlularaBodrum’u koruma” çağrısı yapıldı.

Suç duyurusunda, Kızılağaç Mahallesi 305 ada 8 parselde devam eden otel projesine ilişkin Muğla İdare Mahkemelerince verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına rağmen inşaatın sürdüğü ileri sürüldü. Dilekçede, belediye yönetiminin yargı kararlarını kasten yerine getirmediği, bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi kapsamında “görevi kötüye kullanma” suçunu işlediği iddia edildi…

*

BASRA HARAP OLDUKTAN SONRA, BAŞKAN MANDALİNCİ CHP’DE KALMASAYDI?!

Bodrum'un Kızılağaç Mahallesi Tavşanburnu mevkiinde Kalyon Holding tarafından sürdürülen 1200 yataklı tatil köyü projesine yönelik tepkiler devam ediyor. Çevreciler Bodrum Adliyesi önünde ellerinde inşaat alanına ait fotoğraflarla protestoda bulunurken, MUÇEP Bodrum Meclisi Üyesi Rezzan Şebin, basın açıklamasında Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı dava sonucunda imar planlarının iki kez iptal edildiğini ve yürütmeyi durdurma kararı alındığını belirten Şebin, şu ifadeleri kullandı:

Biraz önce Bodrum Belediye Başkanımız Sayın Tamer Mandalinci hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Suç duyurusunun konusu; Tavşanburnu'na yapılan Kalyon Holding'in bitmek bilmeyen inşaatının devamına göz yumulmasıdır. Yürütmeyi durdurma kararına rağmen bu karar uygulanmamış, inşaatın devamına göz yumulmuştur. İdare mahkemesi bir yürütmeyi durdurma kararı veriyorsa bu hukuken uygulanmak zorundadır. Sayın Mandalinci bu noktayı atladı diyelim, en iyi ihtimalle.

*

MUÇEP üyeleri, çevreciler tepkilerinde yerden göğe haklılar. Haklı tepkilerini her zamanda gösteriyorlar, ama vatandaşlar bu tepkileri hep kenardan izliyorlar… Bütçeleri turizmle ayakta olan Arnavutluk’ta Trampların turizm yatırımı girişimi sonunda neler olmadı…

Bodrum’da MUÇEP ayağa kalkarken başta BODER ve Bodrum Ticaret Odası olmak üzere turizm yatırımcıları, esnaf neden “Yeter, durdurun inşaatları. Bir soluk alalım.” diye ayağa kalkmaz?

O değil de şimdi Bodrum Savcılığı suç duyurusunun gereğini yaparsa ve hatta “görevi kötüye kullanmaktan” bir ceza davası açılıp Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’ye hapis cezası verilirse, Bodrum’u bu içler acısı hale getiren gelmiş geçmiş tüm yerel yöneticiler cezalandırılmış mı olacak?

Benimki tamamen gazeteci merakı; Tamer Mandalinci Başkan CHP’de kalamayıp Yeni Parti’ye gitmeseydi bu suç duyurusu yapılır mıydı? Hem de Basra harap olduktan sonra…

---------- ----------

GÜNÜN SÖZÜ: Demokrasi, halkın yönetmesi anlamına gelmez; yöneticilerin kan dökülmeden görevden uzaklaştırılabildiği kurumlar bütünüdür. --Karl Popper