Dünyanın nabzını tutmak,
Küresel oyunları görmek,
Gardımızı almak,
Varoluşsal savaş da,
Ulusal çıkarlarımızı korumak zorundayız.
Vatanımız için bir tabir vardır:
Üç tarafı denizlerle kaplı,
Dört tarafı düşmanlarla örülü diye.
Tam da öyle bir coğrafyada yaşıyoruz.
Asya’dan,
Avrupa’dan,
Arap Yarımadası’ndan,
Afrika’ya kadar,
Büyük bir etkileşim içindeyiz.
Türkler olmadan dünya tarihi yazmak zor.
Balkanları anladığımız kadar,
Kafkasları da anlamak zorundayız.
Avrupa Birliği,
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında,
Orta Asya için aktif bir diplomasi atağı başlattı.
4 Nisan 2025 tarihinde,
Avrupa Birliği ve Orta Asya Devletleri ile,
Yeni bir stratejik ortaklık kurularak,
Diplomatik ilişkilerini kutladılar.
Bu zirve Özbekistan’ın Semerkant kentinde düzenlendi.
Avrupa Konseyi Başkanı António Costa,
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen;
Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan,
Türkmenistan ve Özbekistan liderleriyle,
İki gün boyunca görüşmelerde bulundu.
Avrupa Birliği,
Orta Asya işbirliğini daha da teşvik ederek
Güçlü bağların potansiyel faydalarını özetlediler.
Stratejik konumlarının,
Küresel ticaret yollarını,
Ve yatırım akışlarını açabileceği ifade edildi.
Yeni yatırımlar yoluyla,
Egemenliklerinin pekişeceği dillendirildi,
Ve ekonomilerinin güçleneceği belirtildi.
Avrupa Birliği yetkilileri ortaklıkların,
Enerji,
Turizm,
Ticaret ve ulaşım gibi sektörlerde,
Yeni fırsatlara yol açacağını belirterek,
12 milyar Euroluk bir yatırım paketi açıkladı.
Bu yardım paketinin,
Orta Asya'ya yeni bir proje hattı başlatarak,
Yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söylediler.
Bu yardım paketi,
Orta Asya liderleri için,
Büyük bir motivasyon kaynağı oldu.
Bu yardım paketini,
Ulusal çıkarlarına ters gelmediği için,
Kabul ettiler.
Bu yardım paketine erişirken,
Avrupa Birliği’nin,
Orta Asya ülkelerinden,
Birleşmiş Milletlerin 550 Sayılı kararına,
Bağlılık taahhüdünde bulunmaları istendi.
Orta Asya ülkeleri de,
Birleşmiş Milletlerin,
Bu kararını tanıdıklarını belirtiler.
Ve hızla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde,
Büyükelçilikler açtılar.
550 sayılı;
Birleşmiş Milletlerin bu kararı,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilanını kınayan,
Kıbrıs adasındaki,
Tek meşru devletin,
Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu,
Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’nde ise,
Türkiye Cumhuriyeti’nin işgalci olduğunu
Söyleyen bir karardır.
Orta Asya ülkelerini de dolaylı da olsa,
Türkiye’yi işgalci göstermiş oldular.
Hatta Avrupa Birliği Orta Asya sorumlusu,
Daha öncesinde de,
KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na,
Gözlemci üye olarak,
Kabul edilmemesi konusunda uyarmış
Ve son yapılan toplantıya,
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin katılımı engellenmişti.
Türk Devletleri Teşkilatı ile,
Gelecek vaat eden,
Bir kuruluş olarak hedeflerimiz vardı.
Avrupa Birliği gibi bir yapıyı oluşturma,
Yolunda ilerlemekte,
Önemli adımların atıldığını düşünmekteydik.
Bu gelişmelerden sonra,
Motivasyonumuz düştü.
Konuyu geriye sardığımızda,
Kıbrıs’ta askeri hareketi
Niçin yaptığımızı anlatmama,
Gerek yok diye düşünüyorum.
Avrupa Birliği adeta,
Türk Devletleri Birliği veya,
Turan Birliği diye isimlendirebileceğimiz,
Oluşmakta olan birliğin önünü kesti.
Zorluklardan yılmak yok.
Bizler de var gücümüzle,
Birleşme,
Gücümüzü bir etme yolunda ilerlemeliyiz.
Er veya geç,
Hedeflediğimiz bu birliği kurmak zorundayız.
Çok iyi bilmekteyiz ki,
Hedeflere ulaşabilmek azim ve sebat gerektirir.
Yolumuz güçlü bir Türk birliğinden geçer.
Yılmak yok.
Hamaset yok.
Unutmamalıyız ki,
En büyük onur,
Karşıya gösterilen başarıdır.