Son günler de,
Bizleri çok üzen,
Siyasetin kirli yüzü çarşaf çarşaf meydanlarda.
Siyaset;
Toplumun ortak geleceğini şekillendiren,
En önemli kurumlardan biri iken,
Siyasetin içinden etik,
Siyasetin içinde ahlak,
Siyasetin içinden dürüstlük ayrılmış.
Hırsızlık,
Ahlaksız yuvasına dönüşmüş durumda.
Bir zamanlar,
Amacı halka hizmet etmek,
Adaleti güçlendirmek,
Ve ülkenin refahını arttırmak iken,
Rotadan çıkmış,
Duvara toslamış.
Kirli bir yapı olarak,
Güç ve çıkar mücadelesinin gölgesinde,
Kirletilmiş yüzünü hepimize tokat gibi çarpıyor.
Yolsuzluk,
Hırsızlık,
Kayırmacılık,
Liyakatsızlık,
Kutuplaştırıcı dil,
Kişisel çıkarlar,
Almış başını gidiyor.
Ülkece şaşkınlık yaşıyoruz.
Biz hangi zaman bu kadar kirli sistemin sahibi olduk?
Seneler önce bir arkadaşım,
‘Milletvekili olsam devletten maaş istemem,
İşimi bilir gemimi yürütürüm’ demiş,
Hayretler içinde,
Ağzım açık kala kalmıştım.
Özal’in benim memurum işini bilir,
Bizim siyasetçim,
İşini bilire döndü.
‘Siyaset kirli değildir,
Siyasetçi kirlidir’
Bu söylemi büyütmek,
Milletimin geleceğini cebine indirenlere,
Mızrak gibi bu lafı sokmak isterim.
Siyasetin amacı bir de,
Hizmetten çok iktidarını korumaya dönüşürse,
Farklı düşünen insanlar,
Rakip değil düşman gibi görülmeye başlar.
Oysa demokratik sistemlerde,
Farklı fikirler zenginliktir.
Uzlaşma kültürünün yerini,
Öfke ve kutuplaşma aldığında,
Kaybeden sadece siyasetçiler olmaz,
Bütün bir toplum olur.
Kirli siyasetin bir başka sonucu da,
Liyakat ilkesinin zedelenmesidir.
Görevlerin;
Bilgi,
Deneyim,
Ve başarı yerine,
Yakınlık ilişkileri ile dağıtılması,
Devlet kurumlarının etkinliğini azaltır.
Bu durum umutları kırar,
Yetişmiş iş gücünün başka ülkelere yönelmesine,
Ve toplumsal adalet duygusunun zayıflamasına neden olur.
Lakin siyasetin tamamını,
Kirli’ olarak nitelendirmek,
Doğru değildir.
Dürüstlükle,
Şeffaflıkla,
Ve kamu yararını gözeterek,
Çalışan pek çok siyasetçi,
Pek çok kamu görevlisi de vardır.
Siyaset denilince,
Nezakette,
Bilgide,
Ahlak da,
Etik ilkelerde,
Sanatta,
Duyguda
Mustafa Bülent Ecevit gönlümdeki zirvedir.
Gazeteci,
Şair,
Yazar,
Çevirmen,
Ve en büyük siyasetçidir.
Siyasetin çarkından çanta ile para almamış,
Dürüst,
Onurlu siyasetçi.
Böyle onurlu insanlar siyasetin içinde çoğalmalıdır.
Siyasetin kirletilmiş bir sistem haline geldiğini,
Önemli olanın ise,
Etik ilkeleri kural haline getirebilmek olduğunu,
Savunmaktayım.
Temiz siyaset;
Hesap verebilirlik,
Hukukun üstünlüğü,
Basın özgürlüğü,
Şeffaf yönetim,
Ve güçlü demokratik kurumlarla mümkündür.
Vatandaşların bilinçli katılımı,
Sivil toplum denetimi,
Ve özgür kamuoyu da bu sürecin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Sonuç olarak,
Siyasetin kirli yüzünü değiştirecek olan,
Yalnızca yasalar değil,
Aynı zamanda güçlü bir demokrasi kültürü,
Ve etik değerlere bağlı yönetim anlayışıdır.
Güç gelip geçicidir.
Ancak adalet,
Dürüstlük,
Ve kamu vicdanı,
Bir devletin en kalıcı temelidir.
Geleceğe güvenle bakabilmek için,
Siyasetin merkezinde,
Kişisel çıkarlar değil,
Milletin ortak menfaatleri yer almalıdır.
Demokrasilerde siyasi görüşler değişebilir.
Ancak partiler arası geçişlerde,
Bir siyasetçinin neden parti değiştirdiği değil,
Bunu hangi etik ve ahlaki gerekçelerle yaptığıdır.
Siyaset kişisel kariyer planlarının değil,
Millet iradesinin temsil edildiği bir alandır.
Bir siyasetçi seçmenden belirli bir programı,
İlkeleri ve vaatleri temsil etme yetkisi alır.
Bu nedenle parti değişikliği,
Sadece hukuki bir tercih değil,
Aynı zamanda vicdani ve ahlaki bir sorumluluktur.
Siyaset,seçim kazanma yarışı değil,
Millete hizmet etme,
Kamu kaynaklarını koruma,
Ve gelecek nesillere daha güçlü,
Bir ülke bırakma sorumluluğudur.
Bu sorumluluğun en sağlam dayanağı ise,
Etik ve ahlaktır.
Bir kısım siyasetçiler futbol topu gibi,
Bir gün o parti,
Başka bir gün öteki parti.
Siyaset sahasında ileri geri yapıyorlar.
Siyasetin kirli kokusundan,
Çanta dolusu rüşvetten,
Hızla zenginleşme,
O kadın,
Bu kadın,
O sevgili,
Bu sevgili,
Kendi adamlarını delege yazma,
Rüşvetle kişiyi milletvekili,
Belediye başkanı yapma..
Buram buram lağım kokuyor.
Sonuç olarak,
Siyaset,
Kirli değildir,
Siyasetçi kirlidir.