23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını dün 105’nci kere kutladık.
Dünkü yazımda da vurguladım, hala “seçme ve seçilme hakkınız” muhafaza ediliyor. Millet iradesi geçerli...
Peki millet iradesi seçme ve seçilme hakkının kullanılmasından ibaret mi?
Bizi yönetenlerin, iş başına getirdiklerimizin, yaşadığımız yere hizmet için kurulmuş yapıların “kamu”nun icraatlarında; “kamuoyu”na danışmaları, kamuoyunun görüşünü rızasını almaları gerekmiyor mu?
Milli egemenlik ve Demokrasi denilen şey seçmek ve seçilmekten ibaret midir?
+
Menteşe’de Düğerek yolu üzerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi kuruldu.
İyi de oldu.
Güzel oldu mu?
Muğlalılar için ortaya konan o “hapishane kılıklı estetik fukarası” beton yığını oraya yığılırken ne Muğlalılara soruldu ne de bir “proje yarışması” yapılması düşünüldü.
Yine Menteşe’de Kurşunlu Camii önündeki Katlı Otopark “Kentsel SİT Alanına” bir bıçak saplanır gibi dikilirken de kimseye sorulmadı. Tepkiler kale alınmadı.
Çok merak ediyorum, göğe yükselen bir katlı otoparkın yeraltına inmesinin engeli, sakıncası nedir?
Gerçekten bilmediğim ve merak ettiğim için soruyorum; katlı otopark yeraltına inip üstüne park/meydan yapılınca müteahhit daha mı az kazanıyor?
+
Zaman zaman düşünüyorum.
Katlı otopark bir hataydı. Hadi diyelim ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi yapısı da bir hata oldu.
Muğla’nın ilk eski garaj alanına yapılan Kent Meydanı’na ne diyeceğiz?
İki hatadan sonra, ki arada Kışla Parkı’nın “betonlaşmasına” katkı yapan Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi yapısını saymıyorum, adına “Kent Meydanı” denilen yapı artık çok ciddi bir “Kent Suçu”dur, taammüden işlenmiş bir şehircilik cinayetidir.
“Taammüden” diyorum, çünkü burada “Rezidans” yapılmasını Mimarlar Odası ve “Eski Garaj Alanı Halkındır Platformu” ile engelleyen Muğlalılar, orada neyin nasıl yapılması gerektiğini de “ahmağa anlatır” gibi anlatmıştı, ama...
Ancak şehrin emirleri bu şehre “Kent Utanç Meydanı”nı uygun buldular... Evet Muğla’nın adliye yanında bir de “İkinci Eski Garaj Alanı” var. Bakalım şehrin yeni eminleri de burada bir başka cinayetin sahibi olurlar mı...
+
Sosyal medya paylaşımları dışında pek hissedilmiyor (!), ama Muğlaspor’un şampiyonluğunun ve 2. Lige terfisinin “cılız heyecanını” yaşıyoruz.
Şampiyonluk kupası yeşil beyazlılara Federasyon tarafından hafta sonunda Cumartesi günü verilecek. Ancak şampiyonluk töreni ve kutlamalarının nerede yapılacağı ise hala belli değil...
Gerçekten “kent meydanı” olsa yüreğim yanmaz, tören ve kutlamalar orada yapılacak gibi görünüyor.
Silivri’de oynanan 4-0’lık karşılaşmanın ardından kaleme aldığım “Muğla’da Cumartesi günü 19 yıl beklenen kutlama var...” başlıklı yazımda Tandoğan Uysal’a nispet şu ifadelerim olmuştu:
“ Bodrum FK, Başkan Aras’ın Bodrum Belediye Başkanlığında 1. Lig’den Süper Lig’e yükseldi. Bu bir gerçek. Bodrum FK’nın bırakın Süper Ligi, 2. Lige yakışmayan bir stada sahip olduğu da gerçek.
Muğlaspor, Başkan Aras’ın Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığında 2025–2026 sezonunda TFF 2. Lig’de mücadele etmeye hak kazandı. Bu da bir gerçek. Tabii Muğlaspor’un Atatürk Stadyumunun da bırakın 2. Ligi, 3. Lige yakışmayan bir stada sahip olduğu da acı bir gerçek...”
Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan “Atatürk Stadyumu’nu şehir dışına alalım, yerine Millet Bahçesi yapalım” demişti. Ama bizimkiler Muğlalılara da sormadan, “Biz tribünlerin yenilenmesini istiyoruz” dediler...
Hayırlı olsun... Bu şehirde ciddi meseleler tartışılmıyor, sadece dedikodusu yapılıyor!!!
+
Muğla’nın Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nden Akyaka’da Orman Kampı “turistik tesise” dönüştürülüyor, hem de “turizm adına çevre katliamı yapılıyor” kimseye sorulmuyor.
Üstelik bu “Muğla’ya hizmet” için kurulmuş bir Vakıf tarafından yapılıyor!
Bu mu Muğla’ya hizmetiniz... Hizmetiniz buysa kötülüğünüzden Allah muhafaza...
Muğlalılar sanki onlardan ormanı ortadan kaldırarak 8 bin kişilik “konaklama tesisi” istemiş!
Tabii işin acı yanı bu cinayete de bir avuç “Gökova Akyaka Sevdalısı” karşı çıkıyor.
Hafta sonunda o bir avuç “Gökova Akyaka Sevdalısı” gerek Özel Çevre Koruma Bölgesi kararları ve gerekse 1. Derece Doğal SİT kararları ile koruma altındaki “Sakin Şehir” unvanlı Akyaka’nın “Orman Kampı”nda 300 dönümlük ormanın kesilerek betona çevrilmesine sert tepki gösterdi.
Ancak o tepki ortaya konulurken orada ne Ula Belediye Başkanı Mehmet Caner ne de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yoktu...
+
Hafta sonunda Pazar günü “cinayet mahallinde” bir araya gelen Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri ve yaşam savunucuları protesto eyleminde bulunurken bir de forum gerçekleştirdiler.
Etkinliğe katılanların “Orman Kampı Otopark Değil”, “Muğla Vakfı Orman Kampından Elini Çek”, “Satamayınca Gölgelerini Sattılar Ormanların”, “Beton Değil Toprak Doyurur”, “Kıyılar Ormanlar Sermaye Değildir” yazılı dövizleri ormanlık alana bıraktıkları görüldü.
Forumda konuşan Gökova Ekoloji Meclisi sözcüsü Serdar Denktaş, yıllar önce Muğla Valiliğinin “Muğla Hizmet Vakfı” olarak kurduğu ve yakın zamanda adı “Muğla Vakfı” olarak değiştirilen vakfın Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile 2032 yılına kadar yaptığı sözleşmenin iptali için Gökova Ekoloji Meclisi ve 11 vatandaşın Muğla İdare Mahkemesi’nde dava açtıklarını belirterek şu bilgileri verdi:
“Ormanı koruması gereken Orman idaresi ve devlet ormanı yok ediyor. Buraya 7-8 bin kişilik turistik tesis yapılacak. Burası halkın yararlandığı mesire alanıydı, şimdi ticari işletmelerin kullanacağı alan haline getirerek betona gömülüyor.. Hiçbir bilimsel çalışma yapılmadan uluslararası sözleşmelere aykırı kararlarla koruma altındaki ormanlarımız yok ediliyor. Buna engel olmak için her türlü hukuki süreci işleteceğiz. Bu nedenle Muğla Vakfı’nın orman idaresi ile sözleşmesinin fesih edilmesi için Cuma günü (18 Nisan 2025) davamızı açtık”
+
Dava başvurusunu yapan Avukat Arzu Alper de forumda “Koylarımızı ormanlarımızı koruyalım derken yağmanın önüne geçemiyoruz. Ne ormanlık alan, ne doğal sit, ne arkeolojik alan hiçbir şey dinlemiyorlar. Tüm bunlar büyük bir planın çerçevesinde içinde yapıldığını görüyoruz. Bugüne kadar bunlarla Muğla’da tam 34 dava açtım ve mücadeleyi sürdürüyorum” ifadesinde bulunurken, Gökova Ekoloji Meclisi üyelerinden Zeynep Gündüzyeli, meclisin aldığı kararları ve sonuç bildirgesini okudu.
“Bugün Akyaka'nın, Gökova'nın, Muğla'nın doğal varlıklarını koruyarak bölgemizde kullanma ağırlıklı değil, koruma ağırlıklı olan sürdürülebilir bir yaşam kültürü oluşturulması ortak arzusu ile bir araya geldik!” diyen Gündüzyeli’nin okuduğu bildiride şu ifadeler yer aldı:
“- Kampın, ticari rantı artırmak uğruna tüm canlıların yaşam alanlarını yok ederek kullanım alanına dönüştürülmesi kabul edilemez. Doğal Sit Koruma Kurallarını yok sayarak yürütülen, orman ekosistemine zarar veren tüm altyapı ve üstyapı faaliyetlerine son verilmelidir. Kamu kaynakları kullanılarak Muğla Valiliği tarafından Orman Kampı içerisinde orman ekosistemini tahrip ederek yapılmak istenen 7 bin metrekare büyüklüğündeki otopark inşaatından derhal vazgeçilmelidir.
- Kampta Kıyı Kanunu’na aykırı olarak kıyıyı işgal eden ve işletim planında olmayan tüm tesisler kaldırılmalıdır. Anayasa'ya aykırı bir şekilde halkın kıyıdan yararlanmasını engelleyen, çitleme dahil, tüm faaliyetlere son verilmelidir.
- Kampın konaklama ve kullanma kapasitesinin artırılarak adeta bir tatil köyüne dönüştürülme girişimi, nüfus yoğunluğu anlamında Akyaka'nın taşıma kapasitesini aşan bir yük getireceği gibi, başta trafik ve su tedariki olmak üzere altyapısına da büyük yük getirecek kabul edilemez bir projedir. Akyaka 'Yavaşkent kriterlerleri'ne uygun yönetilmelidir. Kampta yapılması planlanan projenin yol açacağı nüfus yoğunluğu ve kamp içinde yapılması planlanan faaliyetlerin, tüm dünyada iklim krizi nedeniyle insan yapısı hataların kolayca vahşi yangınlara dönüştüğü bir dönemde bölgede yangın riskini arttırarak, büyük insani ve ekolojik felaketlere yol açma potansiyeli taşımaktadır.
- Orman Kampı'nda yürütülen altyapı çalışmaları, Kültür Varlıklarını Koruma Kurumu'nun kararlarına aykırı olarak, Anıt Eser olarak tescillenmiş Bazilika'nın koruma sınırlarının içinden geçmektedir. Bu çalışma derhal durdurulmalı ve tüm insanlığın ortak mirası olan bu kültür varlığının korunması için gereken çalışma başlatılmalıdır.”
+
Yazıyı üç soru ile noktalayalım:
- 800 yatak demek en az 300 araç demek. Bunlar denize mi park edecek?
- 800 yatak demek Akyaka kanalizasyon ve arıtmasına 800 kişinin daha atığının eklenmesi demek. Sistem bu eki taşımazsa ne olacak?
- Bu kampta yaşanacak yoğun insan hareketi ile Allah korusun, bir yangın çıkarsa ne olacak?
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Sağlam çocuklar yetiştirmek, bozulmuş yetişkinleri düzeltmekten kolaydır.--Dostoyevski