Çanlar kimin için çalıyor?

Barışılacakmış.

Kimlerle küs olmuştuk ki?

Devletimizin çatısında,

Bayrağımız altında,

Hep beraber yaşıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti devletine,

Vatandaşlık bağı ile bağlı,

Her birey eşit yurttaştır.

Sürekli,

Eşit yurttaşlık,

Anadilde eğitim,

Özerk yerel yönetimler deniliyor.

Vatandaşlar arasında farklı uygulamalar mı yapılıyor?

Yapılan bir şey var,

O’da etnik siyaset.

Bireyler;

Sen şusun,

Sen busun diye ayrıştırılıyor.

Etnik köken üzerinden hizip çıkarabilmek için,

Bu devlet sana zulüm yapıyor diye,

Bazılarının kafalarına saçma sapan şeyler yüklüyorlar.

Tarih göstermiştir ki bir ülkeyi,

Zayıflatmanın en kolay yollarından birisi,

Toplumu ortak hedeflerden uzaklaştırıp,

Kimlikler üstünden kutuplaştırmaktır.

Tam da ülkemizde,

Şimdilerde oynanan ana oyun,

Bu senaryo üstüne kurgulanmıştır.

Ekonomik krizler aşılabilinir,

Siyasi iktidarlar değişebilir,

Ancak millet olma bilinci zedenlendiğinde,

Ortaya çıkan yaraları sarmak,

Çok daha uzun zaman alır.

Bugün Türkiye’de etnik kimlik eksenli tartışmaların,

Daha görünür hale geldiği bir gerçektir.

Bu durumun çeşitli nedenleri var,

Nedenleri olduğu kadar sonuçları da var.

Ancak hangi siyasi görüşten olunursa olsun,

Toplumsal barışı,

Ve ortak vatandaşlık bilincini korumak zorundayız.

Biz ezildik,

Biz……olduğumuz için,

Türkiye Cumhuriyeti bize baskı uyguluyor deniliyor.

Koşup Türkiye Cumhuriyeti’ni Avrupa’ya şikayet etmek,

‘Baskı gördüğümüz için iltica etmek istiyoruz ’demeleri.

Klasik nankör edebiyatı oldu.

İki yüzlü Avrupa’da bunları yemiyor artık.

Siyasi baskıdan dolayı iltica ediyorum diyenleri almıyor.

Alsa da sonrasında ihanet ediyorlar yaşadıkları ülkeye.

Ellerinde bir simge bayrakları ile,

Yaşadıkları ülkelerin ateşe veriyorlar.

Sokak eylemleri ile,

Avrupa’nın sokaklarını birbirine katıyorlar.

Onlarda hatalarını anlamaya başladılar,

Türkiye bize siyasi baskı yapıyor diyenleri almıyor artık.

Şimdi olduğu gibi geçmişte de,

Türkiye’yi zayıflatmak için,

Etnik kökeni mikser gibi kullanırlardı.

Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın eşi,

Danielle Mitterrand

Yaşamı boyunca,

Türkiye Cumhuriyeti içindeki,

Etnik kimlikler üstünden,

Kışkırtıcı faaliyetler yapmış olup,

Politik faaliyetlerini,

İnsan hakları savunuculuğu temeli üstünden,

Vatanımızın işlerine karışmıştır.

Ancak ülkemizde resmî makamlar,

Ve kamuoyu tarafında,

Egemenliğimize,

Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne yönelik,

Müdahaleler olarak değerlendirilip,

Sert tepkiler verilmişti.

Herkes kendi çöplüğünde ötecek.

Fransa kendine gelince deveyi havudu ile götürür,

Sonra dünya ya insanlık dersi vermeye kalkar.

Afrika’da yaptığı katliamları unutmadık.

İnsan hakları yok muydu?

Avrupa her zaman iki yüzlü davranıyor.

Ülkemizin ihtiyacı olan,

Etnik kökeni merkeze alan siyaset yerine,

Hukukun üstünlüğüne,

Liyakata,

Üretime,

Ve milli birliği sağlayan,

Bir siyaset anlayışını ortaya koymak zorundayız.

Devletin görevi,

Bütün vatandaşlarına eşit mesafede durmak,

Siyasetin görevi ise,

Farklılıkları istismar etmek değil,

Ortak değerleri büyütmektir.

Mustafa Kemal emperyalistleri bu ülkeden gönderdi.

Millet olma iradesi kolay kazanılmadı.

Bu topraklarda verilen büyük mücadeleler,

Farklı etnik kökenlerden gelen insanların,

Ortak bir gelecek kurma kararlılığıyla,

Başarıya ulaşıldı.

Bugün de aynı bilinç korunmalıdır.

Siyasi rekabet elbette olacaktır.

Fakat hiç kimse,

Oy hesabı uğruna,

Toplumsal birlik duygusunu zedeleyecek bir dili,

Normalleştirmemelidir.

Etnik kimliklerin siyasi söylemde olması,

Bu ülkenin birliğine hançerdir.

Ülkemiz özelinde,

Etnik kimlik üzerinden,

Biz mağduruz siyaseti yapılıyor.

Ana dilde eğitimmiş,

Eşit yurttaşlıkmış,

Yerel yönetimlerde özerklilikmiş.

Dillerine yapıştırıp,

Hep bunları söylüyorlar.

Bir oyun oynanıyor,

Vatanımız üstüne.

UYANMALIYIZ…

XXX XXX XXX

ÇERÇEVE YASA

Milletin Çerçevesi Çizilemez!

Çerçeve Yasa adı altında,

Türkiye’nin üniter yapısını,

Milli bütünlüğünü,

Ve Cumhuriyet’in temel değerlerini,

Tartışmaya açacak,

Her düzenleme sıradan bir hukuk değişikliği değildir.

Burada altta sinsi bir plan vardır.

Devletin yapısı,

Birkaç maddelik pazarlıklarla şekillendirilemez.

Milletin ortak iradesi,

Kapalı kapılar ardında çizilecek,

Siyasi çerçevelere sığdırılamaz.

Türkiye Cumhuriyeti bir müzakere masasında kurulmadı.

Bu devlet,

Bağımsızlık mücadelesinin,

Ortak vatan bilincinin eseridir.

Elbette hukuk güçlendirilmelidir.

Devleti güçlendirilmeli.

Hukukun siyasallaşması önlenmeli,

Güçler ayrılığı ilkesi uygulanmalı,

Yasama,yürütme,yargı,

Tam bağımsız olmalı.

Sonuçta da vatandaşın hak ve özgürlükleri,

Güvence altına alınmalıdır.

Ancak bunu yaparken,

Üniter devlet yapısını zayıflatacak,

Etnik siyaseti kurumsallaştıracak,

Toplumu kimlikler üzerinden ayrıştıracak,

Hiçbir siyasal adıma da,

Bu millet izin vermeyecektir.

Üniter devlet yapımızı da koruyacağız.

Bu ülkeyi de,

Eşit yurttaşlık sağlanacakmış.

Eşit yurttaş değimliyiz?

Farklı mahkemelerde mi yargılanıyoruz?

Memur mu olamıyorlar?

Mülk mü edinemiyorlar ?

Cumhurbaşkanı, milletvekilimi olamıyorlar?

Hastaneye mi gidemiyorlar ?

Gibi soruları genişletebilirim.

Cevap veriniz o zaman.

‘Ana Dilde Eğitim’ isteniyor.

30 yakın etnik köken var bu ülkede.

Hepsine anadilde eğitim mi vereceğiz.

İstediğin kadar konuş dilini.

Kısıtlayan mı var ?

Ana dilde eğitim bu ülkeyi bölme projesidir.

Hepimiz eşit yurttaşlık içinde,

Bu toprakları yüceltmek zorundayız.

Önce özerk yerel yönetim olacağız,

Sonra federasyon yapacağız,

Sonra da devlet kuracağız.

Yok öyle dava.

Vatan bir bütündür bölünemez.

NOKTA….