Geçen hafta suni ihtiyaçlar çağı insanının, “daha”nın peşine takılarak başarı ve mutluluk arayışına dair düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım. Ünlü Fransız düşünür Rene Guenon’un, “İnsan, ne kadar çok şey isterse o kadar çok şeyden yoksun kalacak, o kadar mutsuz olacaktır. Modern uygarlığın bütün çabası, gittikçe daha çok suni ihtiyaçlar doğurmaktır.” alıntısı ve “Önüne nimetleri serdikçe serdiğim, arkasından daha fazla vermemi bekleyen kişiyi! (tek başına bırak.)” (Müddessir suresi, 14-15) ayeti ile yazıyı bitirmiştim.
Yazıyı gazeteye gönderdikten sonra bir akrabam aradı. Lise öğrencisi çocuklarının malum marka cep telefonu almak için direttiğini, hal-i hazırda kullandığı telefonun kendisinin kullandığı telefondan daha iyi olmasına rağmen ısrarcı olduğunu, tartışmanın ebeveyn-çocuk çatışmasına dönüşmek üzere olduğunu anlatıp “Sen bir şeyler söyleyebilir misin? Senin sözüne bakar…” dedi.
Her evde olan tartışma, her ailede yaşanan çatışma… Marka bir ayakkabı ya da malum marka bir telefon alma kavgaları…
Eğer ayakkabı, elbise, telefon ya da tablet/bilgisayar almak bir ihtiyaç ise ne âlâ… Var olan artık ihtiyacı karşılamaz hale geldiyse elbette yenisi satın alınabilir.
Peki, ortada gerçek bir ihtiyaç yoksa… Sunî ihtiyaçlar çağının ayartması/dayatması ya da başkalarına duyulan özenti ile onu alması gerektiğine inandırılma söz konusuysa…
Hâl böyleyse, maalesef o genci 40-50 bin liralık bir telefona ihtiyacı olmadığına inandırmak pek mümkün değil. Asgari ücretle evin geçimini sağlayan ya da bir iş insanı olmasına rağmen çok daha makul fiyattaki bir telefonla bütün ihtiyacını gören anne-babanın, çocuğunu makul bir telefon almaya ikna etmesi çok zor.
Geriye iki şık kalıyor: Ya çatışmak ya da teslim olmak… Direnmek bir yere kadar mümkün olduğundan ve bir şekilde annesini arkasına alan çocukların bu çatışmadan galip çıkmasıyla geriye tek yol kalıyor: Teslim olmak…
Görünürde çocuğa, ancak gerçekte sunî ihtiyaçlar üreten modern çağa teslim olmak…
Alalım ve kurtulalım…
Bu da imkânsız, çünkü bu sunî ihtiyaçların önünü almak mümkün değil. Onsuz, bunlarsız yapılamayacağına inandırılan insanların, özellikle de çocukların ve gençlerin, “zorunlu” saydıkları bu şeylerden mahrum kalmaları tam bir yoksunluk sebebi…
Bir mutsuzluk ve değersizlik sebebi….
Başarıyı, mutluluğu, değeri, özgüveni maddi şeylerin elde edilişine bağlayan ve özgürlüğü çocukların maddi taleplerinin kısıtlanmaksızın karşılanmasında gören anneleri ve babaları da arkasına alan çocuğun/gencin bunları gerçekten “zorunlu” görmesi çok normal. Çocuklarının talepleri karşısında, makul bir yaklaşım gösterme ve ikna etme becerisi bulunmayan ebeveynlerin acizliği, çocukları/gençleri “maddi doyum” bağımlısı hâle getiriyor. Ve herkes, bütün güçleriyle kendilerine maddi doyum vaat eden o şeyi elde etmeye çabalıyor.
Kışkırtan, ayartan, dizginlenemeyen “sahip olma” isteği, bir süre sonra doğal olarak “kazanma” isteğine dönüşüyor. Kazanırsa maddi doyum ve akabinde mutluluk vaat eden daha fazla şeye sahip olacak, daha fazla şeye sahip oldukça da ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılayıp daha fazla mutlu olabilecektir.
Diğer tarafta ise bu imkâna sahip olanlara gıptayla ya da kıskançlıkla bakanlar… Hatta kazanma ve sahip olma konusunda başkalarına yetişemediği için onlardan nefret edenler…
Her hâlükârda “yoksun” ve “mutsuz” insanlar… Biri süreklilik kazanan ihtiyaçlarının peşinden koşarken mutluluğa vakit bulamazken diğeri tembelliğinden ihtiyacını karşılayamadığı için mutlulukla hiç tanışma fırsatı bulamıyor.
Bu sunî ihtiyacı karşılanmayan çocuk ya da genç, bu yoksunluğu bir varlık sorunu olarak gördüğünden, bu durumu yüreği kaldırmayan birilerine (çoğu zaman anne ya da dede) sırtını yaslayarak var olmaya çalışıyor. Açıkçası mutlu edilmeye çalışılıyor.
Rene Guenon, “Batı uygarlığı, her zaman doyurabileceğinden daha fazla ihtiyaç üretecektir.” derken aslında bu yolla bir mutluluğun hiçbir zaman elde edilemeyeceğini, bu isteğin/çabanın dizginlenemeyen ve tatmin edilemeyen bir tutkudan ibaret olduğunu bize söylüyor. Bunu akl-ı selim birçok kişi söylüyor ama dinleyen yok.
Şimdilik akrabam olan genci ikna edebildim. Daha az maliyetli mutluluk önerimle şimdilik malum marka cep telefonu almaktan vazgeçirebildim ama bu durum ne kadar sürer emin değilim. Toplumsal baskı ve madde uygarlığının kışkırtması ne zaman galip gelecek, ben de takipçisi olacağım.
07.02. 2024