Zamanzaman derim ya "Ben mevsimleri takvimden değil, tabiatten tâkip ederim" diye.İşte gene öyle bir haftadayız. 6 Mart gecesi, üçüncü ve son cemre toprağadüştü. Bu, kışın uğurlanması, baharın burnunu göstermesi demektir. Gerçi 11-17Mart arasında "koca karı soğukları " ("berdü'l-acüz" denirdi eskiden) da varama onun hükmü 1 hafta falan geçer. Sonrası zaten Nevruz. Fakat Nevruz'a da pekgüvenmeyin; halk irfanı, gene binlerce yıllık birikimle size soğuk ayarıçekmeye devam edecektir. Ne derdi eskiler "Kork Aprılın beşinden (18 Nisan.Zaten Aprıl da bildiğimiz April ayı.), camızı ayırır eşinden." Yani hava okadar soğuk olurmuş ki, camız (manda)'ı bile eşini tanımaz hâle getirirmiş.

Uzunlafın kısası, 21 Şubat gecesi havaya, 26 Şubat gecesi suya düşen cemre 6 Martgecesi de toprağa düşerek, kışa veda günlerini başlatmış oluyor ama "Ahan da kışçıktı. Hadi bakalım sere serpe hayat başlasın!..." rahatlığı yaşanmasın diyehalk irfanı, hatırlatmalarda bulunuyor.

"Halkirfanı" deyince aklıma geldi.

Dikkatedin, kadîm kültürlerde yılın aylara taksimi konusunda, Miladî takvime görefarklılıklar vardır. Bildiğimiz Milâdî takvimde her ayın ilk gününübelirlemenin neye göre yapıldığı belli değildir. Yani, 1 Ocak gününün niye ogün olduğunu bilmeyiz. Bi yerlerde vardır bu bilgi ama toplumsallaşmamış birbilgi olarak bir köşede duruyor herhalde.

Pekiii.

Toplumsallaşmıştakvim bilgisi nedir?

İştecemre'dir.

Okumasıyazması olmayan bir Anadolu insanı, Milâdî takvimi pek bilmez ama tabiatledoğrudan ilişkili olan takvimi bilir ve "Cemre bu gece havaya düşecek." der.Bizim kitaplardan ve internetten takip ettiğimiz o tabiat takvimini, irfansahibi insanlarımız, tabiati hissederek bilirler.

Bilgininbir tık yakınımızda olduğu bu devirde kaçımız "zemheri"nin hangi günlerolduğunu biliyor?

Veya"erbain" ve "hamsîn" hangi günler?

"Mihrican"sizin için neyi ifade ediyor?

Nevruzne, Hıdırellez ne?...

Şeb-iYelda'yı biliyor muyuz?

Takvimleilgili soruları arttırabiliriz ama konuyu sorulara boğmadan şunu söyleyelim:Yukarıda da dediğimiz gibi, şu an kullandığımız takvimdeki ay bölümlemeleri,bana göre çok saçma!... Eskilerin ay bölümlemeleri tabiat olaylarıyla (güneşdünya ilişkisi) örtüştüğü için daha mantıklı.

Mesela21 Mart. Bu güne "Nevruz" diyoruz. "Yeni gün" demek. Yani yeni yılın başlangıcıanlamında "yeni gün" demek. Tabiat olayı olarak neye işaret eder?... Bitkilerinuyanıp yaprağa ve çiçeğe dönmesine.

Bu21 işi sağlam iş. Devam edelim.

21Haziran neyi ifade eder? Günlerin uzayıp gece gündüzün eşit olmasını.

Devamedelim.

21Eylül neyi ifade eder? Günlerin kısalıpgece ile eşitlenmesini.

21Aralık neyi ifade eder? Günlerin kısalıp gecenin en uzununun o gece olmasını.Yani "şeb-i yeldâ"yı.

Buarada 6 Mayıs Hıdırellez'i de zikredelim. Halk arasında Hızır ile İlyas'ınbuluşma günüdür ama aslında çiçeklerin meyveye dönme döneminin başlangıcını,yani bereketli günlerin başlamasını ifade eder.

"Erba'in"ve "hamsîn"i sormuyorum bile.

Çokmerak ediyorsanız Google hazretlerine veya dedelerinize-ninelerinize sorun.

Gördünmü Sühaylâ?...

Bir"cemre" konusu nerelere kadar uzadı?

Oysaben "cemre"nin Arapça "köz, kor" demek olduğunu; eski Türklerde de "imre" ilefonksiyon ve fonetik ilişkisini; "imre"nin zamanla "zimre/zemre" şeklinedönüştüğünü ve bizim de ona günümüzde "cemre" dediğimizi falan yazacaktım.

Olmadı.

Neyse.

Kullandığımızayların başlangıç ve bitişlerinin tabiat olaylarıyla pek ilişkisinin olmadığınıyazdık ya, şimdilik bu yeter!...

Elbettebu dediklerimiz Kuzey Yarım küre için. Şimdi Güney'de yaz sonu Süheylâ.

Lafıbitirmeden "Mihrican" (Farsça "Mihrgân"dan) günlerinin 21 Eylülde başladığınıve solduran son bahar rüzgârıyla AşıkTürabî 'ye "Mihrican mı değdi, gülün mü soldu?" diye türkü bile söylettiğinikaydedelim ve bu arada bu türküyü NazlıÖksüz 'den dinlemenizi tavsiye edelim.