" Busatırları gözlerim nemlenerek sayfama aktardım... " başlığını taşıyan 18.07.2023 tarihli yazımı anımsadınız mı?
" MuğlaBüyükşehir Belediyesi Konservatuvarında görevli THM Bölümü Sorumlu Hocası (657.Memur) Serkan Yıldız'dan ' Sesime Ses Verir misiniz? ' diye mesaj aldım.'Sesinize ses veririm, ama başınıza iş gelir' diye uyardım, ' Daha negelebilir ki? ' diye karşılık verdi. " ifadesinde bulunduğum o yazımda ŞefSerkan Yıldız 'ın mektubunu yorumsuz paylaşıp şöyle nokta koymuştum:
" Busatırları gözlerim nemlenerek sayfama aktardım... Yorum yok... "
Buyazım da... Yok, bugün yazım yok... Çok uzaktan, taa Afrin 'den gelen birroman özeti gibi mektubu paylaşacağım. Ben kolay ağlamam ama ağlarım işte...Gizleyecek değilim, okurken burnumun direği sızladı... Üstelik bu " Sesimeses verir misiniz? " diyen değil, isyanını yüreğine gömerek benimlesadece dertleşen bir mektuptu... Önceki gün geldi...
xxxx xx
İnsan-ıkamil nedirmerak eder misiniz? Ben o noktaya ulaşmış birkaç kişi tanırım... MenteşeDevlet Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Naki Bulut onlardanbirisidir. Geçenlerde (23 Eylül) O 'nunla ilgili " Op. Dr. Naki Bulut,Afrin'e gitmiş haberimiz yok! " başlıklı bir yazım oldu. Daha doğrusumeslektaşı Dr. Kudret Alan 'ın O 'nunla ilgili yazısınıpaylaştım... Bugünde " insan " olma sürecini bana göre çoktan tamamlamışolan sevgili Naki Bulut 'un (onayını da almadım ama...) mektubunupaylaşacağım. Yorum yapmadan;
" SevgiliÖzcan Ağabey,
Öncelikle ilginiz ve sevgili arkadaşım Kudret'in kendisamimi düşüncelerini yansıttığı yazıyı köşenize taşıdığınız için teşekkürediyorum. Ben de Muğla'dan yüzlerce kilometre uzakta hem içimi dökmek hem dedertleşmek için size bu mektubu yazmaya karar verdim. Bizim bakanlığın halinibiliyorsunuz. Yaptığı beni şaşırtmadı, sanırım siz de öğreninceşaşırmayacaksınız. Bakanlık tarafındanyazılan ve 2 Ağustos'ta bana tebliğ edilen yazıda 2 Ağustos'ta Suriye-Afrin debulunmam gerektiği yazıyor ve yazının tebliği ile de başhekimliğin hemenayrılışımı yaparak hastane ile ilişkimin kesilmesini emrediyordu. Yazıyıokuyunca çok öfkelendim, 'yahu bu adamın işi var mı' diye düşünülmemiş,'misafiri var mı, tatil planı var mı, ailesinden birinin düğünü var mı, birsağlık sorunu var mı' veya 'sağlık sorunu olan bir yakını var mı' ya da enönemlisi 'İsteği var mı?' diye sormak hiç birinin aklına gelmemiş. "
Bukadarına şaşırmamak mümkün mü? Kim olsa şaşırır...
xxxx xx
Sevgili Naki Bulut 'un, bakanlıktan gelen yazıyı imzaladıktan sonra ilk işi 6 aydan beri bırakmış olduğu sigaraya başlamak, bir sigara alıp tüttürmek oluyor. " Neyapmam gerektiğine karar vermem gerekiyordu. " diyerek şöyle devametmiş:
" İstifaedip emekli olabilirdim ya da araya birilerini sokup görevlendirmeyi iptaledebilirdim. İkincisini kendime yakıştıramadım, benim yerime o zaman başka birigidecekti ve bu kişinin beni kötüanmasını istemedim. Madem devlet benden bu görevi yerine getirmemi istiyor,benim de bu durumda kaçınmadan gitmem gerekiyor diye düşünüp gitmeye kararverdim ve hemen hazırlıklara başladım. En zoruma giden de o hafta ameliyat içinyatırdığım, her türlü hazırlığı yapılmış ve ertesi günler ameliyat olacak10'dan fazla hastayı tedavi etmeden taburcu etmek oldu.
Yıllar içinde mesleğim ile ilgili edinmiş olduğum bazıprensipler ve kendime vermiş olduğum sözler vardır: 1. Yurt dışına gitmeyeceğim(kaçmayacağım), 2. Özel hastanelerde çalışmayacağım (hekimlik mesleğini paraiçin yapmayacağım), 3. Sülük, botoks, hacamat gibi bilim dışı şarlatanlıklarlauğraşmayacağım.
Mesleğimi yapabildiğim sürece 'kamu hekimi' olarak en iyişekilde yapmaya çalışacağım ve bana nerede ihtiyaç duyulursa -deprem, afet,salgın- orada mesleğimi yapmaktan kaçınmayacağım. Gördüğüm yanlışlarısöylemekten, doğruyu dile getirmekten de geri durmayacağım. 33 yıldan beri builkelere bağlı olarak çalışmayı sürdürüyorum.
Bulabildiğim ilk uçakla ertesi gün hemen yola çıkarak sınırötesi bölgede bir Askeri Acil Yardım Hastanesinde göreve başladım. Kaderincilvesi yıllardır barış ve insan hakları savunuculuğu yapmış biri olarak savaşbölgesinde hekimlik yapacaktım. Yaşadığımız yer benzetmek gerekirse; yatılıokul veya açık cezaevi gibi. "
xxxx xx
Sevgili Naki Bulut , kendisinden beklendiği gibi " Ancak ne derseniz deyinmevcut koşullardan şikayetçi değilim " demekten de geri durmayıp,mektubunu şöyle sürdürmüş:
" 48dereceyi bulan sıcaklardan da, dışarı çıkılmasına izin verilmeyen bir ortamda3,5 dönümlük bir alanda 60x24 saat yaşamaktan da... Onlarca kişiyle aynı banyotuvaleti kullanmaktan da... Düzensiz yemek saatleri, koğuş ve ranzalardayaşamak ta problem değil. Yaş ortalamasının 30 olduğu, hastane başhekimikıdemli albayın bana 'abi' demesinden de gocunmadım... Ulaşım için ne zamanödeneceği belli olmayan büyük masrafların kendi cebimizden yaptırılmasına datamam diyebilirim... Ancak şikayet ettiğim şey sağlık yöneticilerininçalışanlara yönelik aldığı kararlarında çalışanı bir meslektaş veya insan değilbir köle olarak kabul etmeleridir. Yöneticilerimiz nezdinde bir sinek kadardeğer taşımadığımızı bu süreçte yaşayarak gördüm.
Aslında bu geçici görevlendirmeler sağlık yöneticilerininsağlık çalışanlarına karşı duygularını gösteren bir turnusol kağıdıdır.Yıllardır başımızın derdidir bu tür görevlendirmeler. Hepinizin tanık olduğuüzere deprem olur afet olur, Muğla'daki her hekim gibi hiç duraksamadançantamızı alıp yola koyuluruz, koyulduk... İhtiyaç duyulan yerde sağlıklailgili katkı sunmaya çalıştık. Pandemi oldu hepimiz görevimizin başında olduk.Büyük bir onurla ihtiyaç duyanlara elimizi uzattık, yaralarına merhem olmayaçalıştık. "
Neolacak yani, ayakta alkışlarız... Balkonlara çıkar alkışlarız... Sonraunuturuz... Unuttuk... Üstelik acilde, muayenehanede döveriz, hızımızı alamayıpöldürürüz...!
xxxx xx
İsyanetmeden, " Ancak çoğunlukla bu iyi niyetimiz yöneticilerimiz tarafındankötüye kullanılıyor. " diye sitem edebilen sevgili Naki Bulut şöyle devam etmiş:
" HatırlarsınızYerkesikli bir milletvekilimizin olduğu dönemde; her gün 4 uzmanameliyatlarını, poliklinik randevularını iptal ederek Yerkesik'e gönderildik,orada günde bir iki hasta baktık, çoğunlukla da zamanımızı olmayan hastalarıbekleyerek geçirdik. Seçim döneminde bir genel cerrah olarak Datça'yagönderilmiş, 15 gün kalmıştım. Ne var bunda diye sorabilirsiniz? Evet haklı birsoru ama gittiğim dönemde Datça Devlet Hastanesinde ameliyathane yoktu... Sonuçolarak bir vitrin süsü gibi oradaki hastanede sadece bulunmuştum. Bununsonucunda Muğla merkezdeki onlarca hastanın ameliyatları iptal edilerekmağduriyetlerine yol açılmıştı. Bir diğer seçim sonrası dönemde yine Ortaca'yagönderilmiştik. Hele hele orada bir genel cerrahın bulunmasına rağmen... Yinebenzer sonuçlar ortaya çıkmıştı. Peki bitti mi bu uygulamalar? Hayır, gelmedenönce arkadaşlarımın her gün Seydikemer'e gönderildiklerini biliyorum. Sadecegünde bir iki hasta baktıkları halde sanırım devam ediyor... Yani sonuçta butür görevlendirmelerde hep arkasına saklanılan 'kamu yararı' söyleminin aslındagerçek olmadığı, hekimin görev yerini terk etmesinden dolayı daha fazla sayıdahastanın/kişinin mağduriyeti ile sonuçlandığı gün gibi ortada olmasına rağmengeçici görevlendirmeler ısrarla sürdürülmektedir. Tüm bu anlattıklarımülkemizde hekimlik mesleğinin yöneticiler tarafından ne derece istismaredildiğinin örneklerinden sadece bir kaçıdır. "
Nasılhatırlamam, Yerkesik 'te poliklinik açılmıştı da Yeşilyurtlular , Kafacalılar , Bayırlılar " Biz üvey evlat mıyız? " diye bizesormuşlardı...
xxxx xx
GenelCerrah Op. Dr. Naki Bulut , Afrin 'e giderken 2023 Ağustos-Eylül aylarında 4-5 ay önce ameliyat randevusu alan ve bekleyen yüzü aşkınhastanın ameliyatını iptal etmek durumunda kalmış. Ayrıca tetkik istediği,kontrol altındaki yüzlerce hastası kendisine ulaşamamış. O hastalardan biri benve siz de olabilirdik... Üstelik kendisinden sonra hastanedeki servislerdenbiri kapatılmış, ameliyathane ve servis hemşirelerine izinleri kullandırılmış.Boş boş oturtacak değiller ya...! Bu konuda " Burada haklı olarak şusoruyu aklınızdan geçiriyorsunuz muhtemelen; 'Görevlendirme yapılan bölgedekiinsanların da bir cerraha ihtiyacı var ve sonuçta bir cerrah gidiyorsa, neresiolursa olsun cerrahın çalıştığı bölgede yine benzer mağduriyetler mecburenyaşanacaktır. Bu kaçınılmaz değil midir?'... " diyen sevgili NakiBulut şu ifadelerde bulunmuş:
" Bununyanıtı çok basit ve akılcılıkla birden çok çözüm getirilebilir. Mesela;görevlendirilecek kişiler senenin başında belirlenir, görevlendirilmekistedikleri tarihleri sorulur ve tercihte bulunmaları istenirse hekim önceden;hem kendi özel ve sosyal yaşamını hem de mesleki durumunu planlar ve minimummağduriyete yol açar. Görevlendirme tarihi için ameliyat randevusu vermez,hastalarını bilgilendirir. Başka bir uygulama şu olabilir; burada 4 ayçalışacak hekimin askerliğini yapmış kabul ederseniz birçok genç meslektaşımburalara koşarak gelir. Ya da 4 aylık bir süreyi mecburi hizmetin karşılığıolarak belirlerseniz. Yine gönüllü çok sayıda hekim bulunur. Binlerce askerkökenli hekim varken savaş tıbbı konusunda eğitimsiz biz sivil hekimlerin bugörevlendirilmeleri mesleki pratik açısından da önemli sakıncalara yol açtığınıgördüm, yaşadım. Aclan Sayılgan bir şiirinde 'Burada / Her şey / Bir başka /Ağaçların bile / Ateşi 37.6 '... Evet gerçekten de Afrin'de de her şey birbaşka. Savaşın ne kadar kötü olduğunu, toplumun her kesiminde özellikleçocuklarda ve kadınlarda ne kadar büyük yıkımlara yol açtığını yaşayarakgördüm. Barışı savunmanın dünyaya sevgiyi hakim kılmanın hepimize düşen görevolduğuna inandım. Mesleki prensiplerimden ödün vermeden tüm arkadaşlarımla birlikteyüzlerce cana dokunduk, çok sayıda hayat kurtardık. Hem kendimle hemmeslektaşlarımla gurur duyacağım işler başardık. "
xxxx xx
Sevgili Naki Bulut , burnumun direğini sızlatan, gözlerimi nemlendiren, ' insanlığımdan 'utandıran mektubunda " Oradaki hayat nasıl ne yapıyorsun diye sorarsan,bireysel olarak kendimi aynen Arif Damar'ın dizelerindeki sürgün alayında gibihissediyorum " derken, ' Sürgün Alayında / Akşamları yorgun, hastave kalbi kırılmış / Uzanıp yatıyorum ot yatağıma. / Ve aklıma getirmeden /Ertesi gün tekrarını aynı şeylerin; / Yani, ayakta tutabilmek için kederimibelli etmemeye çalışıyorum, / yüreğimde gizlediğim adama. ' diyedizeleri sıralamış ve şöyle anlatmış:
" Bugörevlendirme, Ağrı'daki 16 ay, Sancaktar gemisindeki 15 günden sonra üçüncüdönem askerliğim oldu. Herhalde bu kadar uzun süre askerlerle birlikte kalmışsivil hekim yoktur. Gençlerle birlikte olmak güzel. Devleti daha bir yakındantanıma fırsatını da buldum.
Bu görevlendirme hakkaniyetli mi? Ceza mı? Caydırmayaçalışma mı? Henüz cevabını bilmiyorum. Açıkçası merak ta etmiyorum, dert de..İlginç bir şey daha söyleyeyim mi..? 8 yıl önce, hiçbir ek ücret / tazminat /harcırah talep etmeden Sağlık Bakanlığının yurt dışındaki hastanelerindenbirinde gönüllü olarak görevlendirilmek istediğimi bildiren bir dilekçevermiştim. Bana yaşımın ileri olması nedeni ile bu görevlendirmeye uygunolmadığımı söylemişlerdi. Aynı kurum beni 57 yaşımda savaş ortamına göndermektede bir sakınca görmedi.
Yaşadığım bu görevlendirmenin her şeye rağmen yerel gündemimeşgul edecek değerde olmadığını düşünüyorum. Yerel seçimler, Çimentofabrikası, Akbük sahili... gibi meselelerin yanında elbette çok önemsiz. Ancakyine de sizinle dertleşerek, duygu ve düşüncelerimi bir mektupla da olsapaylaşmak istedim. İtiraf edeyim; uzaklardaki yalnızlığıma da oldukça iyigeldi. Dilerim bu mektup benzer mağduriyetlerin yaşanmasına engel olur, sağlıkyöneticilerimizin önüne ışık tutar. Walter Lippman 'Gazetecilikte gerçeğisöylemek ve şeytanı utandırmaktan daha yüksek bir yasa olamaz' demiş. Sizin deyerel ölçekte bunu hakkıyla yaptığınızı görüyorum. Burada kaldığım süre boyuncaarayarak hal ve hatırımı soranlara, destek mesajını iletenlere, tüm Muğlalılaranezdinizde teşekkür eder selam ve saygılarımı aracılığınızla iletirim.
Dostlukla... Dr Naki Bulut. "
xxxx xx
Neysesevgili Naki Bulut bu hafta sonunda bu görevinden de sağ salim, yüzününakıyla Muğla 'ya dönüyor. Yorum yapmayacağım dedim, bari bir sorusorayım; " GATA'yı neden kapattınız? "...
------------------
GÜNÜNSÖZÜ: Kötü niyetli kişilerin kötü niyetlerinin seviyesi aslaküçümsenmemelidir. --Arthur Schopenhauer