Öncekihaftalarda "İnsan en kolay kendini kandırıyor" başlıklı bir yazı kaleme almış;iç "ben"i görmezden gelen, duyarsızlaşan, vicdanları yosun tutan, hoyratlaşanve giderek de yalnızlaşan insanın önce hissiyatını kaybedişinden, vicdanınıdevre dışı bırakışından ve zamanla da dış seslere karşı sağır kalışındanhareketle iç savaşlarını kaybetmeleriyle birlikte başlayan kendini aldatmasürecinden bahsetmiştik.

Kendieksiğini görmeyen, olup biten içinbahane/meşruiyet sebebi üretmekte zorlanmayan, doğrunun ve gerçeğin kıstasıolarak kendini gören ve başkalarını görmezden geldikçe aslında kendinikandırdığının farkına varamayan insanlardan bahsetmiştik. Evet, çoğumuzunfarkına varmadığı acı bir gerçek ortada apaçık duruyor: İnsan en kolaykendini kandırır.

Bukonuyla bağlantılı olarak aklıma başka sorular takıldı: Bu kendini aldatmanınsonu nereye varıyor?

Eksiğinigörmeme, duyarsızlaşma, hoyratlaşma ve kendini aldatma da dahil; insan yaptığıhatalardan ders çıkarıp yüklerinden kurtulabilir mi?

"Tecrübehayatta yenilen kazıkların ya da yapılan hataların bileşkesidir." derler.Gerçekten öyle mi acaba? Yaptığımız her bir hata, tecrübe duvarına koyduğumuzbir taş mı?

Yada her bir yanlış, bize doğru tavır/tepki gösterebilmeyi ve olayları/hayatıdoğru okuyabilmeyi öğreten bir ders mi?

Genelkanıya ve "tecrübe"nin tanımına bakarsak evet... Ancak gerçekte hiç de öyledeğil... Hatadan dönüş ayrı bir farkındalık, irade ve çaba gerektirdiğinden;çoğu insan yanlışın verdiği konfordan vazgeçemediğinden buradan dönüşyapamıyor, yaşadıklarından bir ders çıkaramıyor.

Kısacasıinsan, yaptığı hataların ardından yolunu değiştirip her zaman doğruyu bulmuyor.Dahası sürekli hata yaparak yanlışın rahatsız edici yanını pürüzsüzleştiriyor.

Hatalarınıtekrar ederek yanlışın mahvedici yanını zararsız hale getiriyor. Yani yanlışınormalleştiriyor. Farkındalığı gelişmeyen, hayatı ve olayları okuyamayaninsanın tekrarladığı her bir hata onu hatalar zincirine bir halka ekliyor.Yanlışa alıştırıyor.

Ampulünmucidi Edison 999 denemede başarısız olmuş ve bininci denemede başarmış. "999kez hata yapmanıza rağmen, bininci deneyi yapacak gücü nereden buldunuz?" diyekendisine sorulduğunda Edison şu yanıtı vermiş: "Ampulün icadı bin aşamalı birsüreçti. Hata gibi görünen ilk 999 aşama, bininci ve son aşamaya götürenöğrenmelerle doluydu."

Birmatematik işleminin sonucunu bulma ya da bir deneyde istenen sonucu elde etmeçabası içerisinde yapılan/tekrarlanan her bir hata, sahibini doğruya götürenbir basamak olabilirken; sosyal yaşamda ve insan ilişkilerinde aynı konulardaart arda yapılan hatalar, anlaşmaya/uzlaşmaya değil aksine çatışmaya nedenoluyor.

Yapılanher bir yanlış, sahibini yanlışı normalleştirmeye alıştırıyor. Hele ki ilkhatalar muhatapları tarafından hoşgörüyle karşılanmış ve tepkisiz bırakılmışise devamında yapılan hatalar her iki taraf açısından daha zorlu bir süreceitiyor.

Hatayapan, muhatabın hoşgörüsünü suistimal ettikçe hoyratlaşıp bununormalleştiriyor. Yanlışa muhatap olan ise ilk seferinde gerekli tepkiyiveremediğinden tekrarlayan yanlışlara ses çıkarmakta zorlanıyor. Taa ki bıçakkemiğe dayanana kadar.

Bunoktada yapılan konuşma, yaşanan tartışma da artık sonuç vermiyor. Çünkü heriki taraf da kendini "haklı" görüyor.

Yanlışaalışan insan; bir süre sonra yaptığı her şeyi, bildiği her şeyi, söylediği hersözü doğru olarak görür hale geldiğinden yanlıştan dönme ya da yaşanılanlardanders çıkarma fırsatı çoktan kaçırılmış oluyor.

Heristediğini "hak", her eleştiriyi tehdit, her öneriyi hakaret olarak görmeyebaşlıyor. Böylelikle de kendini kandırma aldatma süreci tamamlanmış oluyor.

Kendinialdatan kişi de böylelikle bir sonraki aşamaya, başkasını aldatma (aldattığınızannetme) aşamasına geçiyor.

Herkesinhaklı olduğu bir noktada sorunu çözmek ve hakkı sahibine teslim etmek de iğneile kuyu kazmak gibi zor. Hayat da bu zorlukların aşmaya çalıştığımız birparkur.

Umarımki Tolstoy'un meşhur hikâyesinin (İnsana ne kadar toprak lazım?) kahramanıPahom gibi parkurun sonunu gördüğümüzde pişmanlıklar içinde olmayız.

27.09.2023