Üsküdar Uçurtma Müzesi kurucusu/sahibi Mehmet Naci Aköz, uçurtmayı anlatmaya ve bize müzeyi gezdirmeye devam ediyor.

Uçurtma, ilk olarak MÖ 300’lü yıllarda Çin’de görülmüş. Oradan hızla uzak doğuya yayılmış. Hindistan, Pakistan ve Malezya’ya… Marko Polo 1295 yılında Çin’den aldığı uçurtmayı Hollanda’ya getirmiş. Batı, uçurtmayı böyle tanımış. 150 yıllık bir sessizlikten sonra bilim insanlarının deneyleri ile yeniden ortaya çıkmış. Böylelikle uçurtmanın kültür, sanat, spor ve inançla ilgili boyutuna bilimi de ekliyoruz.  

“Uçağın atası uçurtmadır. Wright kardeşler, tüm deneyleri uçurtma ile yapmışlar ve bir makinanın uçabileceğini fark etmişler. Buradan uçağın keşfine doğru bir yolculuk başlamış. Dronların ve İHA’ların atası da uçurtma. 1893 yılında Fransa’da bir fotoğrafçılık kulübü, fotoğraf makinasını uçurtma ile havalandırarak havadan fotoğraf çekmiş. İlk havadan çekilen fotoğraf…”

Aköz, bize bir eski fotoğraf gösterip devam ediyor: “Yıl 1906… Floransa’da yaşanan büyük depremin hasarını tespit etmek için uçurtmaya monte edilen bir fotoğraf makinası ile şehrin fotoğrafları çekilmiş. Tarihi bir fotoğraf ve dronların atası da uçurtma…

Yıl 1752… Mucit, bilim insanı ve siyasetçi Benjamin Franklin… Yağmurlu ve şimşekli bir havada deney yapacaktır. Bir uçurtma yapıp kuyruğuna şişe bağlıyor. Şişe yarıya kadar alkol dolu. Uçurtmanın çıtalarını ise bakır telle kaplıyor. Bakır şimşeği çekecek. Şimşek bakır tele çarpınca şişe kırılır ve içindeki alkol alev alır. Böylelikle şimşeğin içinde elektrik yükü olduğu bu deney ile ispatlanıyor. Bunun gibi nice deney yapılmış uçurtmanın kullanıldığı.”

Kültürden, inançtan, sanattan ve bilimden verilen bu örnekler gösteriyor ki uçurtma sadece bir oyuncak hiç değil.

Uçurtma, Osmanlı’da ilk kez 1582’de görülmüş. Sultan 2. Ahmet, çocuğunun sünnet töreninde simurg kuş tasarımlı uçurtma uçurmuş. Sultanahmet At Meydanında… Müzede o günün minyatür resminin (aslı Topkapı Sarayı’nda sergileniyormuş) fotoğrafı da mevcut.

Aköz, bize adım adım müzeyi gezdirmeye ve her bir parçayı detaylarıyla anlatmaya devam ediyor. Biz de her adımda ilginç bir bilgi ve tasarım hikayesi ile şaşırmaya devam ediyoruz.

“Fighter yani savaşçı uçurtmalar… Çok ince kâğıtlar ve bambu çıtalar… Su damlası düşse delinecek kadar ince kâğıt. Bu kadar narin bir uçurtmaya neden ‘savaşçı’ denmiş? Çünkü üzerinde camın un haline getirilip bir sıvı ile temasını sağladıktan sonra jilet haline gelen küçük parçacıklar var. Bu uçurtmalar evlerin damlarından havaya salınıyor. Havada üzerindeki jilet kadar keskin cam parçacıkları yoluyla birbirini kesen uçurtmalardan havada son kalanı şampiyon oluyor. Rekabetten dolayı bu ismi almış.”

Uçurtma rüzgâr ittiği için uçan bir oyuncak değilmiş, rüzgâra direndiği için uçuyormuş. Rüzgâr yani direnç kesildiği anda uçurtma düşüyormuş. Aköz; katıldığı yarışmalardan ve festivallerden resimler eşliğinde dev uçurtmaları nasıl uçurduklarını anlatınca öğreniyoruz ki uçurtma aynı zamanda bir spor. Velhasıl, uçurtma sadece bir oyuncak değilmiş!

“Uçurtma Müzesi” tabelasını gören çoğu insan başını çevirip yoluna devam ediyordur. Ama içeride sizi bambaşka bir dünya bekliyor. Hiç duymadığınız, duydukça şaşırdığınız bilgiler ve detaylı bir anlatım sizi bekliyor.

Aköz, “Ben işin eğitim yönünü önemsiyorum. Çocuklarımıza hiç bilmedikleri, başka yerde de duyamayacakları şeyler anlatıyorum. Benim için işin eğitim, tarih, kültür, sanat kısmı daha önemli. 2500 yıllık bir tarihi anlatıyorum.” diyerek bizi müzenin alt katındaki okula/atölyeye davet ediyor.

Müze aynı anda 200 çocuğu ağırlayabiliyormuş. 45 dakika uçurtmanın tarihi ve kültürü ile ilgili anlatım, 45 dakika atölye çalışması şeklinde bir organizasyon ile çocuklar uçurtmayla tanışıyor ve kendi uçurtmalarını yapıyormuş.

“Bu bölüme aldığımız çocuklar, atölyenin tavanında yer aşan 12 desenden beğendiğini seçerek müzede görev yapan 14 öğretmenin rehberliğinde uçurtmalarını yapıyor. Çocuklar müze bölümünü gezerken yapılan bu uçurtmaların kontrolü yapılıyor, varsa eksiklikleri tamamlanıyor. Poşetlere konularak gezinin sonunda çocuklara teslim ediliyor.”   

Bir kez daha şahit olduk ki bir işe gönül verince bambaşka bir başarı hikâyesi ortaya çıkıyor.

Mehmet Naci Aköz de ilginç bir başarı hikâyesinin kahramanı. Takdiri fazlasıyla hak ediyor. Üsküdar Uçurtma Müzesi de ziyaret edilmeyi… Yolu Üsküdar’a düşenlerin, bir saatini Üsküdar meydanına 500 metre mesafedeki bu müzeyi gezmek için ayırmalarını tavsiye ederim.

04.12. 2024