Neydi o pandemi günleriöyle...

Evlere kapanıp,maskelendiğimizde, yakınımızdan uzağımızdan, tanıdığımız tanımadığımız insanlararamızdan ayrılırken, " Bize sıra ne zaman gelecek? " endişesi içinde o " kabus "hiç bitmeyecek sanıyorduk.

Sanki dünya uzaylıların işgalialtındaydı...

Farkında mısınız, pandemigünlerini unuttuk! Sanki hiç yaşanmadı...

Ehh bitti gibi... Uzmanlarbundan sonra "grip gibi yaşanacağını" söylüyorlar. İnşallah diyelim...

Ama hijyeni alışkanlıkhaline getirmenin, mesafeyi korumanın kime ne zararı var ki...

Şimdi " deprem kabusumuz "var. Ne zaman nerede nasıl yakalanacağımız belli değil... " Korona gibi bu dageçer " diyemiyoruz. Geçmiyor... Önlem almak gerekiyor.

Peki ya turizm merkezlerimizdeönlem alınması gerekmiyor mu?

xx xx xx

Turizmimiz hala " sezonluk "...Elbette sezonluk değil, 12 ay turizm yapan bölgelerimiz vetesislerimizde var. Ama Muğla 'da 12 ay turizm yaptığımızsöylenemez. Dilek ve temennilerden öteye geçemedik. Aksilik bu ya depremdesezonluk değil! Ya bu yaz Muğla veya Muğla yakınlarında depremolursa, birkaç tesiste de olumsuzluk yaşanırsa...

Düşüncesi bile birfelaket...

Bu anlamda ilk ciddi çıkış " Yurtdışındakimuhataplarımız eskiden 'yeni destinasyon var mı?' diye sorarken şimdi depremisoruyor. " diyen Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) BaşkanıFiruz Bağlıkaya 'dan geldi. Oteller için dikkat çeken çağrıda bulunan Bağlıkaya , 20 Mart 'ta yaptığı açıklamada şu ifadede bulundu:

" Önerimiz, Kültür veTurizm Bakanlığı'nın, pandemide çıkardığı sertifika gibi benzer bir uygulamayönünde çalışma yapması. Depremde tehlike içermeyen otellerinsertifikalandırılacağı bir sisteme geçilmesini talep ediyoruz. Yurtdışındakibüyük tur operatörleri de büyük ihtimalle otellerin depreme dayanıklı olupolmadıklarına dair raporları isteyecek. Oteller sertifikalansın ki güven telkinedelim "

Bizde sezon malum 1 Nisan 'dabaşlar. Yarın 1 Nisan ... Hiçbir hareket yok... Bağlıkaya 'nınçağrısı yankı bulmadı...

xx xx xx

İşin garip yanı sadecesektörde değil, yerel yönetimlerimizde de tık yok...

Başta tahsisli ve yatırımbelgeli yıldızlılar olmak tesislerimiz bir yana belediye ruhsatlı tesislerimiz,restoran kafe gibi yeme içme yerlerimiz, eğlence merkezlerimizde,apartlarımızda, pansiyonlarımızda durum nedir bilmiyoruz...

Hiç değilse yerelyönetimlerimizin bu tesislerimizde kesilmiş kiriş-kolon var mı diye denetimbaşlatması için ne bekleniyor bilmiyorum...

TÜRSAB Başkanı FiruzBağlıkaya 20 Mart 'ta yaptığıaçıklamada " Bunu hem yerli hem yabancı turist için yapmalıyız. Turistburaya gelmeye mecbur değil, İstanbul'a gelemezse Paris'e gider. İstanbulHavalimanı bu dönemde tıklım tıklım olurdu; şu an boş. Hiç kimse şu an tesislerinin,restoranlarının denetlenmesine hayır demez, zihnen bu işe hazırız. Bakanlıkolmasa da kaymakamlıklar ve valilikler bazında da denetimler yapılabilir "diye kaydetmişti...

Öneriye şu ana kadar " Hayır "diyen olmadı, ama " Evet " diyen de yok...

xx xx xx

Muğla 'da bu konuda endişelerini, önerilerini paylaşan teksektör temsilcisi Ortaca 'da Dalyan Resört sahibi DOKTOB (Dalaman Ortaca ve Köyceğiz Turizm Otelciler ve Turistik İşletmeciler BirliğiDerneği) Başkanı Yücel Okutur oldu.

6 Şubat depremleri öncesinde çevre düzeni planlarının turizmaçısından önemine dikkat çeken Okutur , " Türkiye'nin geleceğikesinlikle turizmdir. 81 ilimizde, ivedilikle 'Master Çevre Düzeni Planları'bir an önce yapılmalıdır. Bu, ülke yöneticilerimizin, belediyelerinin yapmalarıgereken en önemli sorumluluktur. Bu planlar uygulanmaya konulunca kaçak, çirkinyapılaşmalar ve görsel kirlilik sonra erecek, tüm ekonomik değerler artacaktır. "diyordu.

Maalesef bu konuda duyarlılıkgösteren belediyelerimiz yok. Tersine Büyükşehir Belediyemizd e sezonbaşlarken " yat limanı düzenleme " takıntısı var!

Peki bu BüyükşehirBelediyesi 'nin " Kıyı Denetim ve Turizm Zabıtası " neden yoktur? Pekçok konuda çalıştaylar yaparken, neden ' Sağlık ', ' Kültür ' ve ' Ekolojik 'alt başlıkları ile bir " Turizm Çalıştayı "ve hatta " Sempozyumu "yapmayı akıl etmemiştir?

Bu soruların yanıtını birbaşka yazımda ararız...

xx xx xx

DOKTOB Başkanı Yücel Okutur , Hürriyet gazetesinden Nedim Bubik 'e deanlattığı 6 Şubat felaketi ile ilgili görüşlerini açıklarken,depremlerin ardından yapılan planların genellikle " günü kurtarmak " içinyapılmış planlar olduğuna dikkat çekerek şöyle dedi:

" 1700'lü yıllardan buyana, fay hatlarında olan ülkemizde, deprem en yıkıcı etkisini gösterdi. 11ilimizde, ilçe ve beldelerinde büyük acı kayıplar ve yıkımlar yaşandı.Dünyamızda sel, yangın, deprem felaketleri olmakta, olmaya da devam edecek.Depremi bir felaket olarak hayatımızdan çıkarmamız için yaşam yerlerimizin(şehirler, ilçeler, beldeler) nüfus artışına göre, zemin etütleri yapılarak çevredüzeni, imar ana planları 81 ilimizde gerçekleşmelidir. Hatay veKahramanmaraş'ta yumuşak zemindeki 8-10 katlı binaların zemin etütleri olsaydı,2-3 katlı yapılarak insan kayıplarımız önlenebilirdi. Erzincan depremindenbugüne kadar belediyelerimiz ve bakanlığımız imar planlarını günü kurtarmakiçin yaptı, hızla artan nüfus, yapılaşma ihtiyacını kendine göre yerleşikalanlar, mahalleler yaratarak karşıladı. Bu durum, çarpık, mimari estetiğiolmayan gecekondu yapıları ve altyapı sorunuyla birlikte ülkemize ciddimaliyetler yüklemiştir. "

xx xx xx

İşte bu hemen herkesin kabulettiği gibi, ekonomiye ve turizme etkisi yurt içinde ve dışında maliyeti çokağır olacak depremlerin faturasından da söz eden Yücel Okutur , planlamakonusunda Avrupa-Türkiye karşılaştırması da yaparak şöyle devam etti:

" Avrupa, ana imarplanlama konularını 50 yıl sonrası nüfus yoğunluğunu öngörerek yapmış,altyapılarını hazırlamış, ekonomik olarak yapboz olmadan sorunlarını çözmüştür.Ülkemizde önce yapılaşma oluyor, sonra duruma göre altyapı yapılıyor. Biz nedenyapamıyoruz? Çünkü imar planları ve altyapı kişi menfaati ve seçimlere göreorganize oluyor. Depremin ekonomiye ve turizme etkisi yurt içinde ve dışındamaliyet olarak çok ağır olacaktır. Turizmde yiyecek ve içecek sektöründe kullanılanürünler aşırı pahalanmıştır, daha da artacaktır. Bu zor günlerden çıkabilmekiçin tarım ürünleri üretmeliyiz. Mayıs ayına kadar olumsuz etkileri gidermekiçin çözüm odaklı kurum ve kuruluşlar birlikte çalışarak turizm tesislerimizindepreme dayanıklılık belgelerini alıp acentelere duyurmalıyız. "

Bu konu gerçekten önemli. MuğlaValiliği ve Muğla Büyükşehir Belediyesi işbirliği yapıp hızlahareket ederek, tesisleri sertifikilandırmalıdırlar. Riskli tesisler varsa daderhal faaliyetine son verilmeli, güçlendirme yapılması gerekenlere de yardımcıolunmalıdır.

Ayrıca Kültür TurizmBakanlığı seneler önce çoğu "49 yıllığın tahsisli" tesislerin yenilenmesi içinde teşvikte bulunmalıdır...

xx xx xx

DOKTOB Başkanı Yücel Okutur son olarak şu ifadelerde bulundu:

" Depremde çok zordurumda olan milyonlarca insanımızı bir an önce olağan yaşam düzeyine getirmekiçin çekişmeleri bırakarak çözüm odaklı çalışarak öncelikle barınma ve güncelihtiyaçlarını elbirliğiyle çözmeliyiz. Türkiye potansiyeli yüksek, güçlü bir ülkedir.Tarım, şehirleşme, nüfus artışı ve altyapılarla ilgili acilen geleceğin çevredüzeni şehircilik ana imar planları yapılmalıdır. Bu felaketlerin bir dahayaşanmaması dileklerimle, ülkemize geçmiş olsun. "

Umarım turizmimiz için degeçmiş olsun demek durumunda kalmayız...

---------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: "HAKbirilerinin size vereceği bir şey değil, hiç kimsenin sizden alamadığı birşeydir. --Ramsey Clark