Kırsal alanlarda kurulan ve ailelerin hafta sonu nefes alma noktası haline gelen küçük bahçeli yapılarla ilgili tartışmalar giderek büyüyor. İlgili kurumların aldığı yeni kararlar, doğayla iç içe bir yaşam kurmak isteyen pek çok aileyi derinden düşündürüyor. Sahadan yükselen sesler, bu alanların statüsü ve geleceği hakkında kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğine güçlü bir şekilde işaret ediyor.
Fatura Tam 8 Milyon İnsana Kesildi
Organik Tarım Bahçeleri Platformu Başkanı Fatih Güneş, katıldığı yayında milyonların sesi oldu ve işin sanılandan çok daha derin olduğunu anlattı. Mesele sadece hafta sonu domates biber eken vatandaşın derdi değil. Büyükşehir Yasası ile köylerin bir gecede mahalleye dönüştürülmesi, kırsaldaki imar dengesini tamamen bozdu. Atadan dededen kalan topraklara yapılmış, yıllardır kullanılan mülklerin durumu bir anda kocaman bir belirsizliğe gömüldü. Güneş'in hesaplamalarına göre, Yapı Kayıt Belgesi mağdurları ve hobi bahçesi sahipleriyle birlikte tam 8 milyon insan şu an ne yapacağını bilemez halde bekliyor.

Önce Altyapı Hizmeti Verildi, Sonra Yıkım Kararı Çıktı
Diyelim ki kırsalda ufak bir bahçeniz var. Devlet buraya resmi olarak kapı numarası veriyor. Ardından doğalgaz, su ve elektrik abonelikleriniz de sorunsuz şekilde bağlanıyor. Siz de haklı olarak güvenle ailenizle oturuyorsunuz. Ancak yıllar sonra aynı kurumlardan evinizin kaçak olduğu ve yıkılacağı haberi geliyor. Fatih Güneş, vatandaşın içine düştüğü işte bu büyük tutarsızlığa isyan ediyor. Bir yasa uygulanırken idarecilerin bu kararın milyonlarca insanın hayatını nasıl karartacağını önceden detaylıca hesaplaması gerekiyor.
Depremde Hayat Kurtaran Evler Şimdi Hedefte
İşin vicdanları en çok sızlatan tarafı ise büyük deprem felaketlerinde yaşananlar. Kahramanmaraş ve Hatay yıkıldığında, sokakta kalan afetzedelere işte bu "kaçak" denilen bahçeli evler kucak açmıştı. Dönemin valileri bile çıkıp kapılarını açan mülk sahiplerine defalarca teşekkür etmişti. Peki şimdi ne değişti? Bugün bu ülke için gazi olmuş bir amcanın bahçesindeki evi başına yıkılıyor. Adamcağız enkazın başında hüngür hüngür ağlıyor. Toplumsal yaralarımızı sarmak için Document 13.pdf dosyasında da altı çizilen insani ve empatik anlayışı terk etmememiz şart.
Kaynak: Haber Merkezi