Siyasetin öğeleri ile ilgilenmiyorum.
Devlet,
Millet,
Vatan,
Bayrak minvalinde düşünüyor ve yazıyorum.
Belirtmeliyim ki,
Orta doğuyu,
Buradaki Stratejiyi öğrenebilmek için çok çabalıyorum.
Ortadoğu’yu anlamak,
Düğümleri çözmek,
Neşter vurmak,
Müdahil olmak zorundayız.
Ateşin topraklarımıza gelmeden söndürülmesi,
Güvenliğimizi sağlamak,
Saha da olmak zorundayız.
Dünya’ya da derin bakmalıyız.
Global olarak,
Sürekli kaos ve gerginlik yaşıyoruz.
Yaşadığımız olaylardan dolayı,
Sorgulama ihtiyacı duyuyor insan.
Dünya nereye gidiyor?
İnsanlık aleminden ne isteniyor?
Gibi deli sorular.
İçinde bulunduğumuz günler beni,
Birkaç yıl önce,
ABD’nin Afganistan’ı terk etmesini hatırlattı.
Kendisini kürenin jandarması olarak gören ABD,
Demokrasi getirmek için girdiği Afganistan’da,
Dört nala takmışcasına,
O bölgeden ayrılmıştı.
Biliyoruz ki,
Küresel olarak dengeleri sağlamak çok zor.
Çin ve Rusya bir tarafta,
ABD ve İngiltere öteki tarafta,
Güç dengeleri sarsıcı.
ABD yönetimi Afganistan’dan,
İpek yolu olmasına karşın,
Kuyruğunu kıstırıp geri dönmüştü.
Rejimler geliyor.
Rejimler yıkılıyor.
Dünya tekrar şekilleniyor.
Arap baharından sonra,
Ortadoğu durulamadı.
Despot yönetimler,
Zalim yöneticiler için,
Sistem tıkandı.
İlber Ortaylı Hoca diyor ki
Türkler İslam coğrafyasını,
Koruyan geliştiren, pekiştiren,
Bir devlet, millet ve örgüt olarak ortadalardır.
İslam olmazsa Türklük yok olmaz,
Türklük olmazsa İslam geriler.
4 Asırlık Türklerden sonra,
Ortadoğu’nun hali haraptır.
Türk’ün olmadığı yerde,
İş olmaz.
Bu çok açık ve nettir.
Bugün bile yaşanan olaylar gösteriyor ki,
Türkün olmadığı yerde nizam olmuyor.
Burada ordu ve devlet nizamı çok önemlidir’ diye belirtiyor.
Açıkçası Türk bu dünyaya nizam vermek için gelmiştir.
Türk’ün olmadığı yerde adalet olmaz.
Küresel adalet de bozulmuştur.
Yeniçağda Türkler görevlidir.
Bu çağa Altın Çağ diyoruz.
Bizi etkileyende Tarık Yıldızıdır.
Altın Çağ’a damga vuracağız
Ve Türk’ün gücünü küreye mühürleyeceğiz.
Bunun için Orta-doğu’da başarı sağlamak zorundayız.
Zalim iktidarlar günü gelir yıkılırlar.
Suriye’deki baskıcı rejimin yıkılması gibi.
Suriye olaylarının da aktörleri vardı.
Bu aktörlerden bir tanesi de Sovyetler Birliğiydi.
Sovyetler Birliği dağılmış,
Kürede etki alanı azalmıştı.
Ruslar Orta Doğu’ya dönüp,
Tekrar güneyin sıcak denizlerinde,
Savaş gemilerini yüzdürmenin,
Hayal ve arzusunu, içlerinde yaşatıyorlardı.
Ve bir gün,
Afrika ve Arap Yarımadasında,
Özgürlük ve değişim hareketi başladı.
2011 yılında Tunus’ta bir seyyar satıcısının,
Ekonomik nedenlerle kendisini yakmasıyla,
Başlayan ve adeta domino etkisi yaparak,
Tüm arap devletlerine yayılan,
Kitlesel isyan hareketi,
Bir harlı ateş gibi,
Birçok ülkede görüldü.
Bu hareketle Arap halkı,
Zulüm ve baskıya karşı,
Bir mücadele bayrağı açmış,
Ve demokrasi mücadelesi vermiştir.
Bu mücadele devam ederken,
Bölgede başlayan
Arap Baharının rüzgarı,
Uzun yıllardır baskı altında yaşayan,
Suriye halkına da yansımıştır.
Özgürlük ve adalet için,
Barışçıl protestolara başlamışlardı.
Bu devrimin sembol ismi,
13 yaşındaki Hamza El Hatip oldu.
Hatip Dera’da duvara,
‘Sıra sende doktor’ diye,
Esat karşıtı bir yazı yazdığı için,
Hücreye alındı ve işkence ile öldürüldü.
O ve O’nun gibi pek çok genç,
Aynı kaderi paylaştı.
Rejimin tamamen barışçıl,
Başlayan protestolarına,
Şiddetle karşılık vermesiyle,
Olaylar hızla büyüdü,
Suriye’nin çeşitli şehirlerinde,
Hükümet karşıtı protestolar alevlendi,
Ve Suriye güvenlik güçleri tarafından,
Çok fazla sayıda protestocu kişi öldürüldü.
Ve Suriye’de bir iç savaş başladı.
Esat Rejimi halka karşı çok zalimdi.
Karşı muhalifler zalim rejime karşı mücadele ettiler,
Ve toprak kazanmaya başlamışlardı.
Beşşar Esad,
Rusya’yı arayarak ülkesine davet etmiş,
Ve Rusya’da 30 Eylül 2015 tarihinde,
Binlerce askeri ile Suriye’ye geldi.
Hem bir hava üssü,
Hem de bir limana sahip oldu.
Bölgesel küresel çıkarları için de oradaydı.
Muhaliflere karşı saldırılar düzenledi.
Rusya bu süreçte
Sahada deneyim elde etti,
Yeni silahlarını denedi,
Eksiklerini gördü,
Silah pazarına yakın olduğu için,
Silah satışlarını gerçekleştirdi.
Ve daha da önemlisi,
Orta Doğuda önemli bir müttefik kazanmış,
Burada konuşlanmanın etkisi ile,
Afrika’ya etkisini yaymaya başlamıştı.
Esat rejiminin 24 yıl sonra,
BAAS rejiminin 61inci yılında yıkılması,
Orta Doğuda dengeleri değiştirdi.
Rusya devam eden,
Ukrayna savaşından dolayı,
Rejime destek olabilecek durumda değildi.
Esat rejiminin kuyruğu sıkışmış,
Bazı ülkelerle kirli bir pazarlık yürütmekteydi.
Bu pazarlıklar istihbaratlar tarafından takipteydi,
Bunun üstüne,
Lider bir ülke etrafın da
Muhalif gruplar hızla toparlandı,
Ve rejimi devirdi.
Konuyu çok uzatmayacağım,
Sonuç olarak,
Rusya tasını tarağını toplayıp,
İşgal ettiği üstlerden gitmeye başladı.
Daha önemlisi
Biz ne yapacağız?
Vaat edilen topraklar sapkınlığındaki,
Ülkenin önünü kesmek için,
Ordularımızı Süriye’nin güneyine indireceğiz
Devlet refleksi gereğini yapacaktır diye düşüyorum.
Rusya küredeki etki alanını genişletebilmek için,
Can hıraş uğraşıyorsa.
Biz de etki alanımızı genişlettik.
Ve daha da genişletmeliyiz.
Etki alanımızı;
Balkanlar, Arap Yarım Adası,
Afrika, Asya, Kafkasya sayabiliriz.
Kafkasya’da topyekûn birlik için,
Türk’ün gücüne gösterebilmek için,
Turan Birliğini kurmak zorundayız.
Bunun için önce ülkemiz de,
TURAN BİRLİĞİ BAKANLIĞI’nı kuralım mı?