"Sultanlariçin bile sağlık ne kadar baş tacı, ne kadar kıymetli hatta bir nefeslik sıhhatbütün o iktidarın verdiği nimetleri gözden düşürüyor. Ah biz bu kıymetisağlığımız yerindeyken versek diye hep deriz ya. Nisyan, o nisyan bizi kendirehavetinde yoğurur, bütün yaşananları yaşanmamış kılar."
Sabahsabah bilgisayarımın başına oturdum, üç haftadır yaşadıklarımı yazıya aktarmayabaşlamıştım. Yazının nihayete erdiği bir noktada son sözü Fuzûlî'yebırakıyordum ki birden bire bilgisayarımın şarjı bitti, ekran karardı. Bütünyazılanlar kaydedilmediği için silindi gitti.
Evet,silindi gitti. Kaydedilmeyen her söz gibi. "Söz uçar, yazı kalır." misali.Öğreneceğim çok şey var demek ki. Niye niyet kime kısmet.
Ozaman son sözü başa alalım. Baştan yazmaya başlayalım. Noktayı koyduk dediysekbu son cümlenin noktası değil ya. Her noktanın yepyeni cümlelere merhabadediğini unutmayalım.
Nediyordu Fuzûlî?
"Derdimevâkıf değil canan beni hândan bilir
Hakkı vardır şâd olanlar herkesi şadân bilir
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil,
Çektiğim âlâmı bir ben bir de Allah'ım bilir."
Üçhafta önce iki yıldır hazırlandığımız Muğla'da ilk kez gerçekleştireceğimiz birprojenin nihayete erdiği ve sevgili gençlerin yetiştikleri noktada bizlerigururlandırdığı bir programın bitiminde telefonum çaldı. Açtım hayatıma dairtüm rutinimi değiştirecek bir haber aldım. Sonrası takip edemediğim birkoşuşturmaca, yorgunluk, endişe ve bekleyiş. Ve bu üç haftada öznesi sağlık,mekânı hastalık, kişileri hasta, doktor, asistan, hemşire, sağlık personeli, refakatçi,yine hastalar ve refakatçileri olan bir hikâyenin bütün yaşanmışlığı,izdüşümleri kaleme yansıyacak kadar bir dolum yaşatmıştı.
İlkyazılanlar silindi gitti. Şimdi ise "Sussam tesiri yok, sussam gönül razıdeğil" dedirten bir durumla baş başayım. Sağlığımızın canımızın merkezi, alarmverdiğinde standart hayat sahnesinden aniden çıkıp tamamen gözlemci hattafigüran olduğunuz bilmediğiniz bir hayatın içinde buluveriyorsunuz kendinizi.Size düşen ise beklemek, beklemek, beklemek. Kazanımız ise sabır duygusu. Oysacan aziz, can tatlı. Sabretmek ne kadar da zor.
Sultanlariçin bile sağlık ne kadar baş tacı, ne kadar kıymetli hatta bir nefeslik sıhhatbütün o iktidarın verdiği nimetleri gözden düşürüyor. Ah biz bu kıymetisağlığımız yerindeyken versek diye hep deriz ya. Nisyan, o nisyan bizi kendirehavetinde yoğurur, bütün yaşananları yaşanmamış kılar.
Hastaneninyabancısı değiliz. Hele dört yıldır takip sürecinde epey bir deneyim kazandık.Acı deneyimlerimiz de olmadı değil. Çaresizliğin bütün sınırlarında gezindik,hazan bulutları dağılmadı üzerimizden. Kavrulduk, savrulduk acının bütünboyutlarında. Sevgili ablamın vefatına kadar yaşadıklarımızı Rabbim kimseyeyaşatmasın. Ama Yunus'un dediği gibi "Her dem yeniden doğmak" var ya. Heryaşanılan süreç farklı deneyimleri, izdüşümleri de beraberinde getiriyor.
Annemindüşmesi, ambulansla acile yetiştirmemiz, ameliyata alınma süreci, yoğunbakımdan servise alınması, taburcu olması ve evdeki bakımına kadar yaşananlarbambaşka bir hikâyenin yazılmasına vesile oldu.
Zamanı,mekânı insanüstü çabalarla aşan insanlar. Sistemin hatta sistemsizliğin buçağda asla görmek istemeyeceğimizi standartları aşan çalışma temposundadoktorlar, asistanlar, hemşireler ve de hastane personeli bir şeylere yetme,yetişme telaşında. Salgın döneminin kahramanları artık bunları yaşamamalı diyorinsan. Hâlâ personel sayısındaki yetersizlikten konuşmamalıyız. Yirmi dört saatnöbet tutan bir asistana, hemşireye gecenin bir yarısı hatta gündüz vaktihastama dair bir soru sormaktan imtina ediyorum. Gözlerine uykunun, yorgunluğugölgesi sinmiş insanlar.
DonKişotlar sarıyor çevremi. Her biri bütün imkansızlıklara rağmen mücadeleediyorlar. Bu imkansızlıklar teknoloji, ilaç, tıbbın getirdiği seviyenin çokötesinde zamanla ilgili. Doktorumuzu bu yoğunlukta göremiyoruz, asistanlar heryerde. Hemşireden çok asistan var. Her biri insanüstü bir gayretle çabalıyor.Personelin yaptığı işin bir görev planlaması var mı onu kestiremedim. Her işekoşuyorlar.
Beklenti,ümit, endişe her şey birbirine karışıyor. Gizli bir el uzanıyor insanlara.İmkânsız dediğimiz her şartı zorlayan insanlar var. Sağlık sektörününkahramanları. Onlara saygım sonsuz. Ama ülkemin insanları ve insanlar her şeyin en iyisine, en güzelinelayık. İnsana tanınan saygı, insana verilen değer ve kıymetle her şeyinüstesinden gelinebilir. Bu insan potansiyeliyle nice çağlar aşarız hâlbuki.
Baştandedik ya, "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil". Sö ylenecek söz çok,üzerinde düşünülmesi gereken hatta düşünülmeden harekete geçilmesi gerekensorun o kadar fazla ki. Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"ndakihastane koridorları olmasa da zaman ve mekânın kahramanları aynı yerde vedurumda olmamalı. Noktayı koyalım ama son cümlenin noktası olarak değil.Yepyeni cümlelerin habercisi bir nokta bu. Daha yazılmayı bekleyen hastalar,hasta refakatçileri var.