DilberAy'ın " Her gece rüyamda işin ne senin / Hep seni görmek zorunda mıyım?Kalbimin içinde sızın var senin / Hep böyle yanmak zorunda mıyım? " diyebaşlayan şarkısını hatırlar mısınız? Bu şarkıyı dinlemişler midir bilmiyoruzama her fırsatta "... zorunda mıyım?" diye karşımıza çıkan insanlarlakarşılaşıyoruz.

Özgür,yetkin, dürüst, bilge kimliği ile karşımıza geçen birçok insan; bildiği, benimsediği,inandığı şeyler dışında kalan hiçbir şeyi yapmak, kabul etmek, benimsemekzorunda olmadığını söylüyor. Hiç kimse bilemediği, yapamadığı, fark edemediği,tanışmadığı, gözden kaçırdığı bir şeyler olabileceğini kabul etmek istemiyor.

Yaşamınbaşlı başına bir tercih olduğu gerçeğini göz ardı etmeden; varlığının, var oluşamacının ve varoluşunun anlamının gerektirdiği zorunlulukları fark edebilmenininsana daha çok yakıştığına inanıyorum. Bu itibarla da sosyal yaşamda birtakımasgari koşulların sağlanmasının zorunlu olduğuna inanıyorum.

Sosyalyaşamın zorunluluklarını şöyle sıralayabiliriz:

Karşılaştığımıztanıdığa, mesai arkadaşına, komşuya, üste, büyüğe selam vermek ve hatırınısormak zorundayız. Verilen selamı almak zorundayız.

Yüzyüze görüşmelerde, telefon görüşmelerinde başka bir şeyle ilgilenmeden,görüşmeyi kesintiye uğratmadan muhatabı dinlemek, iletişim sırasında muhataplagöz teması kurmak ve güler yüz göstermek zorundayız.

Hizmetedene, yardımcı olana, bilgi veren esnafa/satış danışmanına, kendisindenalışveriş yapana, otelinde konaklayana, işletmesinde yiyip içene, su verene,ikram edene, servis yapana, yemeğe/sofraya davet edene, yol gösterene, danışmapersoneline, sözünü tutana, borcunu zamanında ödeyene, davet edene, davetine icabetedene, cenazesine/taziyesine katılarak zor zamanında yalnız bırakmayana,hastalığında ziyaret ederek şifa dileyene, kısaca hak eden herkese teşekküretmek zorundayız.

Konuşmaesnasında bir pot kırdığımızda veya amacını aşan bir söz söylendiğimizde, birisikonuşurken sözünü keserek araya girmek zarureti olduğunda, herhangi bir hatayaptığımızda, unuttuğumuzda, bir talebi reddetmek icap ettiğinde, bir ortamdaistem dışı bir geğirme/esneme vb. durum yaşandığımızda özür dilemek zorundayız.

Sofradaburnunu silmek zarureti olduğunda, biriyle konuşurken çocukla ilgilenmek veyaçocuğa cevap vermek gerektiğinde, cep telefonu çaldığında, bir kişinin çokyakınından geçilmesi gereken durumlarda, istem dışı ortaya çıkan insanidurumlarda yakımızda olan kişiden "affedersiniz" diyerek müsaade istemekzorundayız.

İnsanlarındeğerlerine, kutsallarına, tercihlerine, yaşam biçimlerine, özel hayatına,sınırlarına saygı göstermek zorundayız.

Yetkive güç sahibi olsak da, bilgi ve fikir sahibi olsak da, çalışanlarımızın ve arkadaşlarımızınfikrini sormak/almak zorundayız.

Herteklifi/talebi kabul etmek zorunda değiliz ama her teklif/talep sahibine olumluveya olumsuz geri dönüş yapmak zorundayız.

Herkesleiletişim kurmak, iş yapmak zorunda değiliz ama temas kuran, mesaj atan, mailyollayan, arayan herkese makul bir süre içerisinde cevap vermek; bize gelenkişiye makul bir süre içerisinde iade-i ziyarette bulunmak zorundayız.

Heriş başvurusu yapanı işe almak zorunda değiliz ama işealmadığınız/alamayacağımız kişiye geri bildirim yapmak, nedenini dürüstçe ifadeetmek zorundayız.

Birisibizim için, bizim yüzümüzden bir bedel ödemek zorunda kaldıysa o bedelikarşılamak zorundayız.

Arkadangelene kapıyı tutmak, çıkana ve merdivenden inene öncelik vermek, yayılmadan vebacakları açmadan oturmak; büyüğe, yaşlıya, kadına, engelliye ve özel durumuolanlara saygılı olmak/öncelik vermek zorundayız.

Veözgürlüğün toplu yaşamın asgari şartlarını yerine getirdikten sonra oluşankişisel alanda yaptığımız seçimlerde lazım olduğunu, sosyal yaşamı düzenleyicikurallara ve davranış biçimlerine uymak zorunda olduğumuzu bilmek ve unutmamakzorundayız.

10.05.2023