BAŞKAN ARAS KİMİN YANINDA

Termik Santraller halk sağlığını tehdit ediyor. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği tarafından hazırlanan rapora göre, Akbelen bölgesinde faaliyet gösteren maden ocağının, yerel halk sağlığını tehdit ediyor... Bu ‘işletmenin durdurulması ve maden alanlarının en kısa sürede rehabilite edilmesi’ gerekiyor.

Bunlar yapılır mı, daha doğrusu yapılabilir mi, yaparlar mı?

Meslek yaşamımda tanık olduklarıma, haber/yorum yazdıklarıma bakılırsa yapılmaz. Bu işler artık bizim gelinin “Hem ağlarım hem giderim” dediğine döndü!

Peki termik santraller kapatılabilir mi?

Kömür madeni ocaklarının kapatılması, santrallerinde kapanacağı anlamına gelir... Ocakların kapatıldığı gün de ülkeye “parlamenter demokrasi” dışında başka türlü bir demokrasi gelmiş demektir.

Nitekim Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ta 16 Ağustos 2024 tarihinde Now TV’de katıldığı Çalar Saat programında Ezgi Gözeger’in sorularını yanıtlarken “Termik santraller üzerinden izlenen bir politika var ve bu politika, Paris İklim Anlaşmasına göre 2030’da kapanması gereken santralleri bile şu andaki gidişatta kapatmayacaklarını gösteriyor.” diyordu...

Ne dersiniz, altında imzamız olan Paris İklim Anlaşması gereği 6 yıl sonra santrallerden kurtulur muyuz?

xx xx xx

“Ahmet Aras santral patronlarının yanında mı?!!”

Bu soru 29.07.24 tarihli yazımın başlığı olmuştu. Malum, Tes İş ve Maden İş üyesi 420 emekçinin daha santral patronları tarafından kapının önüne bırakılmaları gündemde.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bu bilgiye dayalı olarak geçen ay Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ile birlikte Tes İş ve Maden İş şubelerine “destek ziyaretinde” bulunmuştu. Ardından da iki şube yöneticileri Başkan Aras’ın ziyarette “santral ve kömür ocakların aktif çalışması için yapılması gereken ne varsa yapacağını” açıkladığına dair paylaşım yapmışlar ve kamuoyunun kafasını karıştırmışlardı...

Ben de bunun üzerine bu köşeden yukarıdaki soruyu sormuştum.

Çünkü Başkan Aras’ın böyle bir açıklaması yoktu ve sendikaları “santral patronlarının” yanında olduğunu değil, “santral emekçilerinin” yanında olduğunu bildirmek için ziyaret etmişti...

xx xx xx

PARİS İKLİM ANLAŞMASI

Nitekim Başkan Aras 16 Ağustos 2024 tarihinde Çalar Saat programında Ezgi Gözeger’in sorularını yanıtlarken çevreye dair açıklamaları ile bu konuya da açıklık getirmiş oldu. Başkan Aras, Gözeger’in “Bu kadar güzel bir ilin tabii başkaca dertleri de oluyor. Mesela doğal güzellikleri çok fazla olduğu için Muğla ve ilçeleri kıyısıyla iç kesimiyle bir yandan da çevreye dair fazlaca mücadele verilen bir ile dönüşüyor. Muğla dendiği zaman akla gelen bir sürü simge sembol haline gelmiş Akbeleninden tutunda başka yerlerine kadar bir sürü çevre mücadelesi var. Bunlarla ilgilide galiba belediyelere büyük görev düşüyor.” ifadeleri karşısında “Tabii ki yerel yönetimlerin taraf olmadığı çevre mücadelesi kazanılamaz. Yerel yönetim çevrede her zaman taraftır. Öyle olmak zorundadır.” derken şunları söylemişti:

Biz insan hakkı gibi doğa hakkını da korumak zorundayız. Bir tane ağacın, bir kuşun, orada yaşayan bir kaplumbağanın hakkını korumak zorundayım. Şu anda biliyorsunuz Termik santraller üzerinden izlenen bir enerji politikası var ve bu politika, Paris İklim Anlaşmasına göre 2030’da kapanması gereken santralleri bile şu andaki gidişatta kapatmayacaklarını gösteriyor. Santral dediğimiz sadece ormanı yok etmiyor. Yaşamı da köyleri de yok ediyor, binlerce yıllık medeniyeti yok ediyor. Köyler taşınıyor. Atalarımızın mezarları yerinden ediliyor. Camiler ibadethaneler yok ediliyor. Muğla’nın yüzde 68’i orman ve bunun yüzde 64’ünde maden ruhsatı var.

Gayet açık ve anlaşılır...

xx xx xx

MUĞLA’DA TURİZM VE BACASIZ SANAYİ YAPILIR...

Ahmet Aras o gün maden ruhsatlarını anlatırken de “Buradaki sıkıntı ne?” diye sorup şöyle devam ettl:

Eğer burada turizm yapacaksanız orada turizm yapılır. Orada hem turizm, hem madencilik yapayım, hem sanayicilik yapayım, hem santral, farklı büyük tesisler kurayım diyemezsiniz. Böyle bir şey olmaz. Orayı korumak zorundayız. Çünkü turizm bacasız sanayi ile sürdürülebilir bir ekonomidir. Muğla dediğiniz yerde 110 antik kent var. Sağ olsun Turizm Bakanımıza teşekkür ediyorum, geçenlerde kanalınızda bir programa katıldı ve kazı çalışmalarını, müzecilik çalışmalarını çok ta güzel anlattı. Şu anda Muğla’da 20 antik kentte Stratonikeia’dan tutun Hillerima’ya, Amos’tan tutun Euromos’a, İasos’a kadar inanılmaz bir çalışma var. Bafa Gölü’nün yanında Heraklia, buralar binlerce yıllık medeniyetlerin var oldukları yerler. Orada Beşparmak Dağları vardır. O güzelim coğrafyayı maden ocaklarıyla taş ocaklarıyla yok etmek istiyorlar. Yani oturdukları yerde bir karar veriyorlar, kültür varlıklarını, ormanı, ağacı görmüyorlar. Buralarda biz turizm yapacakken Bafa’da taş ocakları ile mücadele etmek durumunda kalıyoruz. Şimdi ben soruyorum bu kararı verenlerin köyüne gidip te ailesinin atasının topraklarını, zeytinliklerini veya çay bahçelerini yok etseler acaba ne düşünürler? Tabii ki enerjiye ihtiyacımız var. Ama yenilenebilir kaynakları kullanabiliriz. Muğla inanın dünyada güneşi en düzgün olan coğrafyadır.

xx xx xx

GÜNEŞ ENERJİSİ

Başkan Aras programda Ezgi Gözeger’in “Yenilenebilir enerji kisvesi altında da doğa talanı gerçekleşiyor. Onda da uygun yeri seçmeniz, kimseyi rahatsız etmemeniz lazım. Dönen bir teker varsa onu durdurmadan nasıl yapabilirsiniz, onun peşine düşmeniz lazım.” sözü karşısında da “güneş enerjisi” çalışmalarını şöyle anlattı:

Çok güzel söylediniz. Hemen örnek vereceğim. Geçtiğimiz hafta 5 mw’lık çok büyük bir güneş enerjisi yatırımı gerçekleştirmiştik, onun açılışını yaptık. Yaklaşık 3 bin 200 hanenin günlük elektrik ihtiyacını oradan karşılayabiliyorsunuz. Ayda 3.7 milyon TL tasarruf ettik. Orası çok güzel güneş alan yer. Şimdi biz yaptığımız yatırımlarla su ücreti maliyeti de yüzde 10 kadar azaldı. Alacağımız kararlarla suyun daha ucuza verilebilmesini de sağlayacağız. Termik santrallere gelince  bir an önce kamulaştırılmalı, çünkü özelleştirmeden kaynaklanan problemler bunlar. Orası sadece karlılık güttüğü için ‘eğer belediye başkanı fazla üstümüze gelirse sizi işten atarız’ diye işçileri de tehdit ediyorlar. Ben de gittim söyledim, dedim ki ‘sizi kimse tehdit edemez, kimse emek sömürüsü yapamaz. Santrallerin bir an önce kamulaştırılması donra da belli bir terminle artık kapatılması gerekiyor.

xx xx xx

TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİNDEN UYARI

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bunları söylerken, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliğinden de termik santrallere kömür üreten “hava kalitesini ortadan kaldırdıkları” gerekçesiyle “kömür madeni ocaklarının kapatılmasına” dair rapor geldi. Raporda ocaklar kapatılarak, tahrip edilmiş alanların rehabilite edilmesi istendi.

Yeniköy ve Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’nin (YK Enerji) kömür çıkarmak amacıyla yaptığı dinamit patlatmaları sonrası, İkizköy ve Akbelen bölgesinde yaşayanlar bir süre önce Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne ‘hava kalitesinin ölçülmesi’ talebiyle başvuruda bulunmuştu.

Ege Kültür ve Çevre Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü Avukat İpek Sarıca’nın başvurusu üzerine, Muğla Büyükşehir Belediyesi İkizköy Mahallesinde 30 gün süreyle “PM10 ölçümü” yapmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı Avrupa Yakası Çevre Laboratuvarı ile iş birliği yaptı...

xx xx xx

16 Mayıs ile 14 Haziran tarihleri arasında yapılan çalışma tamamlandı ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği, ölçüm sonuçlarını açıkladı. 3O gün yapılan çalışmada AB ve Türkiye Cumhuriyeti Mevzuatı yıllık PM10 ortalaması sınır değerlerinin çeşitli kereler ve kat kat aşıldığının görüldüğü belirtilirken “Küresel ısınma ve iklim değişikliği gerçeği de göz önüne alındığında, yerel halk sağlığını da tehdit eden bu işletmenin durdurulması ve maden alanlarının en kısa sürede rehabilite edilmesi gerekmektedir.” denildi.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’ndan Akbelen için yapılan ‘Kritik Uyarı’da şu ifadelere yer verildi:

Raporda, PM10 sonuçlarının ölçüm periyodu boyunca çok yüksek çıkmasının, bölgedeki halkın sağlığı için önemli bir risk oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu sebeple, bölgedeki hava kalitesinin sürekli olarak izlenmesi ve maden çevresindeki diğer yerleşim yerlerinde de benzer ölçümlerin yapılmasının büyük önem taşıdığı ifade edilmiştir. Ayrıca, uzun süreli partikül kirleticilere maruz kalan bölgelerde düzenli sağlık taramalarının yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.

5-6 Haziran 2024 tarihlerinde ölçülen PM10 değerlerinin 200 µg/m3’ün üzerinde çıkması, hava kalitesi indeksi (AQI) açısından alarm seviyesine işaret etmektedir. Bu durumun sağlıklı bireylerde dahi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ve tedavisi zor hastalıklara sebep olabileceği ifade edilmiştir.

Bugüne kadar çevre ve insan sağlığına dair ne uyarılar yapıldı... Bakalım neler olacak...

----------                       -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Efendiler sizden değilim ama inanın sizin düşündüğünüz yerde de değilim. --Kurtuluş Oğan