Emperyalist Batı'nın hışmından korunmak için, Anadolu'da verdiğimiz bağımsızlık savaşımızın son perdesinin oynandığı tarih, 30 ağustos 1922 idi.

9 Eylül’de sonlanan zaferimiz, Bati Emperyalizminin ilk mağlubiyeti idi…

Özgürlük savaşımız, mazlum halkları yüreklendirmiş ve cesaret vermişti.

İnsanoğlu, savaşmaktan ve bencillikten bir türlü vazgeçemiyor…

Hem de bu savaşlar "Adalet, kardeşlik, eşitlik ve özgürlük" adına yapıldı/ yapılıyor.

Günümüze gelirsek;

7 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail devleti, Gazze şeridinde etnik temizlik yapıyor.

İsrail "Filistinli Hamas bize saldırdı" gerekçesi ile bu güne kadar 40 binin üstünde Filistinliyi öldürdü, 90 binin üstünde kişiyi de yaraladı.

Geriye kalan Filistinlileri de açlık ve susuzluk ile yok etmek istiyor.

İsrail'in bu etnik temizliğine, ABD ve AB ülkeleri yardım ediyor.

İsrail devletinin asıl hedefi, Gazze şeridinde yaşayan 2 milyon Filistinliyi tamamen yok etmek.

İki gün önce İsrail Hükumetinden bir yetkili, "Bu bir savaştır. Savaşı Batı Şeria'ya yaymamız lazım" diye Batı Şeria'da yeni cephe açtı ve onlarca Filistinliyi öldürdü.

Zaten Yahudiler, yıllardır Batı Şeria’da Filistinlilere ait evlere el koyuyorlar idi.

İsrail devletinin hedefi, bu günkü İsrail devleti sınırları içinde yaşayan tüm Filistinlileri yok edip, onların evlerine ve topraklarına konmak.

Tüm bu insanlık dışı olaylar yaşanır iken, Batı, İsrail devletine yardım ediyor, ağırlığını İsrail'den yana koyuyor.

Hatta Batılı politikacılar "Ben İsrail'e daha fazla yardım ederdim" diye birbirleri ile yarışıyorlar…

Yahudiler ile Filistinliler Arap ırkından olup kuzenlerdir…

Yani, yakın akrabalardır.

Kudüs ve çevresinde yaşanan kavganın temelinde miras kavgası bulunuyor.

Paylaşılamayan Kudüs şehri ve çevresi...

1948 yılında kurulan İsrail devletinin bayrağı bir haritayı içerir.

Yahudiler, Nil ile Dicle nehirleri arasındaki toprakların, Tanrı tarafından kendilerine vaad edildiğine, inanıyorlar.

Yahudiler, "Nil ile Dicle nehirleri arasında iki bin yıldır işgalle oturuyorlar" diye düşünüyorlar.

Bugün, Nil ile Dicle arasındaki toprakların, "Hak sahiplerine, iade edilme zamanı gelmiştir" mantığı ile hareket eden İsrail Devleti ve Batı ile karşı karşıyayız.

Vaad edilmiş topraklar içinde bizim 60 yıldır büyük emek ve paralar harcayarak inşa ettiğimiz GAP projesi ile zenginleştirdiğimiz Güney - Doğu Bölgemiz ile Kapadokya ve Çukurova Bölgemiz de bulunuyor.

Batı, Yahudilerin vadedilmis topraklarına kavuşması için, bütün imkanları ile Yahudilere yardımcı oluyor.

Onların da gizli bir emelleri olduğu açık.

ABD'deki Ermeni ve Rum lobilerinin emellerini biliyoruz.

Yahudiler ve Batılılar, büyük savaşın (Armegedon savaşı) zamanı geldiğine inanıyorlar ki, düğmeye bastılar.

İyi bir silahşör, silahının ne olduğunu bildirmez ve söylemez.

Yahudiler ve onlara yardım eden Batı, nasıl bir silaha sahip ki, vadedilmiş topraklar için düğmeye bastılar?

Biz, bunu düşüneceğimize ve gereğini yapacağımıza içeride neler konuşuyoruz?

Yaşadığımız günler " Var olma veya yok olma" günlerdir.

Batının önderliğinde dünyamız yeniden şekillenir iken, biz kurbanlık koyun gibi başımızı mı uzatacağız?

Etrafımızda nelerin yaşandığını ve hedefin kim ve neresi olduğunu ne zaman anlayacağız?

Hedef biziz…

Hedef İstanbul ve Anadolu'dur.

Hedef Karadeniz'dir.

İstanbul ve Anadolu'yu ele geçirmeden Karadeniz, Batı'ya kapalı oluyor.

Başımızı kaldırıp bu gerçeği görelim artık.

Atamızın önderliğinde 30 Ağustos 1922 günkü zaferini boşuna mı kazandık?

Yeni 30 Ağustoslara hazırlıklı olmalıyız…

Batı, batı diye gözümüzde büyüttüğümüz ve güvendiğimiz tek dişi kalmış canavar, üstümüze geliyor.

Hem de, dost maskesi ile.

Gazze etnik temizliğin başlangıcı idi.

Maalesef, 21. Asırda yeni bir Haçlı seferi ile karşı karşıyayız…

Bize de düşen "Geleceğin var ise, göreceğin de var" diyerek hazır olmaktır…