KIRMIZI BAVUL YİNE GÜNDEMDE

Büyük Birlik Partisi İl Başkanı Harun Akın sosyal medya hesabından 25 Şubat’ta, tamda “Sakaraltı Sakarüstü” sahte internet yayıncılığı ile ilgili dosyada 2. Dalga Operasyonda gözaltına alınanlarla ilgili sorgulamalar yaşanırken manidar bir paylaşımda bulundu.

Harun Akın, paylaşımında “Bu saatte (23.42) bu kırmızı valiz nereden geldi aklıma… Demek ki kırmızı valiz önemli… Hafızamızdan silinmemiş… Al bir kırmızı valiz gel Muğla’ya hooop yürü ya kulum… Nasıl bir keramet varmış kırmızı valizde… Uzun zamandır Antalya’dayım, Muğla’ya dönüşümüzde kırmızı valizle döneceğim belki bize de bulaşır.!” ifadesinde bulunmuş.

Çok güldüm…

Sayın Harun Akın bu girişten sonra Muğla siyasetinin renkli isimlerinden Veteriner Hekim Yusuf Kayacık ile ilgili Marmaris’te “Gündem” gazetesinde 12 Ağustos 2020 de “Yusuf Kayacık: Kırmızı valizle gelip, trilyoner olmakla siyasetçi olunmuyor” başlığı ile yayınlanan haberi paylaşmış.

Düğün değil bayram değil eniştem beni neden öptü” hesabı…

*

Gündem Gazetesi’nin “Kızılay Muğla Şube Başkanlığından alınmasıyla ilgili süreç hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunan Yusuf Kayacık, ‘Sonun başlangıcı aslında 2020 yılının başında, Başkentgaz’ın Kızılay’a yaptığı bir bağış ve bu bağışın Ensar Vakfı’ndan Amerika’ya aktarılmasıyla başladı.” diye başlayan Süleyman Akbulut imzalı haberinde, sosyal medya hesaplarından bağış olayını kınayınca, öyle bir şey olmadığı halde “Cumhurbaşkanını eleştirip kınadığı” gerekçesiyle, söz konusu kendisi olduğu halde Kızılay’dan yönetimiyle birlikte nasıl atıldıklarını” anlatan Yusuf Kayacık o zaman “Kırmızı Bavul” meselesini “Kırmızı Valizle Gelip, Trilyoner Olmakla Siyasetçi Olunmuyor” ara başlığı altında “Görevden alınmasının siyasi bir karar olduğunu” belirterek şöyle söz konusu etmiş:

Bu süreçte herhangi bir siyasi yarışa girmedim ve kimseyi de eleştirmedim. Bir takım sahte sosyal medya hesapları var. 3-5 günde bir benim resmim kullanılıyor. Burada yapılan şikayetin, yerelden yapıldığı belli. Yerel siyasi aktör diyeceğim de aktörde değiller. Bunlar birer figüran. Siyasi güçleri yok. Ağa, babalarına dayanmışlar, üstelik siyasi tabanları yok. Millet her şey görüyor. Bugün beni Kızılay’da engelleyebilirsiniz. Ticaret Odası’nda nasıl engelleyeceksiniz? Yusuf Kayacık Ticaret Odası’nda icraatlarına devam edecek. Başka makamda elbet olacak. Millet doğruyu görecek. Sırça köşklerde oturmakla, insanları küçük görmekle, bir kırmızı valizle gelerek, trilyoner olmakla siyasetçi olunmuyor. Siyasetçi olmak istiyorsanız, milletin içinde olmalısınız. Biz milletin içindeyiz çok şükür. …

*

Kayacık ayrıca o haberde “kırmızı bavul sahibiniKızılay ile uğraşmak yerine Muğla için çalışmaya davet ederek “Sen git 10 sene önce (2010) başladığın Kale yolunu bitir. Bodrum’un su meselesini bir çöz. Akıllı kavşak meselesini çöz. Dalaman’daki, Sarıgerme’deki imar sorunları çöz. Dalaman Devlet Hastanesi’ni çöz. Datça Devlet Hastanesi’ne doktor bul. Sen git Acıpayam, Dalaman yolunu yap. Sen git Seydikemer’deki Karabel Tünelini bitir. Turizmin cennetinde 2 tane kruvaziyer limanımız yok, gemi yanaşamıyor. Kızılay’a varana kadar, senin yapacak çok şeyin var. O koltuklarda çok fazla oturamazlar. Bunun hesabı bir gün görülecek” ifadelerinde bulunmuş…

*

DUSKO POPOV”DAN “SAKARALTI SAKARÜSTÜ”NE…

Son 2 yıldır Muğla’nın başı, daha doğrusu AK Parti’nin Muğla’da başı iki aydır soruşturma konusu olan ve dava konusu haline gelen “Sakaraltı Sakarüstü” adını taşıyan sahte hesap ile “Saffet Karaman” ve “Agah Beyoğlu” adındaki sahte hesaplarla dertte…

Bu hesapların bir benzeri, hatta atası “Dusko Popov” yakın zamanlarda ama uzun zaman siyasilerin “baş ağrısı” kaynağı olurken, en çok başı ağrıtılanlardan biri de Yusuf Kayacık olmuştu…

Bu hesapları yönetenler ve o yönetenleri kullananlar çok can yaktılar, çok ah aldılar.

Şu mübarek Ramazan ayında ibadet ediyorlarsa namazlarında secdede Allah’tan utanıyorlar mı diyeceğim, ama bunlar olsa olsa “Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz” ar damarları çatlamış, cehennem kaçkını yeryüzü şeytanı olsalar gerektir…

*

O sahte hesaplarda “Bu insanların çocukları, eşleri, anneleri babaları var…” demeden her türlü “itibar suikastını” yaptılar. Dezenformasyonun dibini buldular.

Sosyal medya ve hedef gösterme, bu yolla nefret suçlarının önünü açma çağında dezenformasyonun önlenmesi sadece gazeteciliği değil nefret söyleminin sonucunda nefret suçlarına sebep olarak insanın en temel hakkı olan yaşama hakkını da tehdit ediyor.

Muğla’da adı geçen sahte hesaplarda bu en aşağılık şekilde yapıldı. Bu rezaletten zarar görenler kendilerine zarar verenleri bildikleri halde “hukuk önünde hesaplaşma” yoluna da gidemiyorlardı. Çünkü yayınların sahipleri “resmen” bilinmediği gibi adresler İngiltere merkezli olarak yurt dışında dolaşıyordu. Hukuk önünde hesaplaşma yolunu deneyenlerde “Fikir özgürlüğü” ve “mizah yapılıyor” gibi insanın öfke kat sayısını arttıran yanıtlarla karşılaşabiliyordu…

Bu arada yuvalar yıkılıyor, aile içi huzursuzluklar, psikolojik sorunlar, işini kaybetmeler, siyasi yaşamı sona ermeler, sosyal yaşamları kararmalar yaşanıyordu… İnsanların yaşamları “işkenceye” dönüştü.

Yaşananlara gazeteci olarak tanıklık ederken, toksik yayınlardan payına düşeni almış biri olarak tek tesellim, mağdurlardan herhangi birinin veya seveninin, taraftarının öfke kontrolünü yitirip birinin yaşamına kastetmemesi olmuştur…

*

SİYASET VE MUĞLA DA ZARAR GÖRDÜ

Bilmem Muğla’daki siyasiler, siyasi parti yöneticileri, siyasi kimlik taşıyan yöneticilerimiz farkındalar mı bilmiyorum, bütün bu olup bitenlerden “mağdurlar” kadar “siyasette” zarar gördü. En çok da AK Parti

Çünkü “Sakaraltı Sakarüstü” operasyonunda gerek mağdur gerekse şüpheli olarak adı geçenlerin neredeyse hepsi AK Partili veya AK Parti’ye yakın isimler. Bu yüzden Yusuf Kayacık örneğinde olduğu gibi dürüst, sevilen, toplumda karşılığı olan insanlar aktif siyasetten uzaklaşırken, pek çok saygın isim de “Aman temiz adımı kirletmeyeyim” deyip siyasette oyuncu değil seyirci kalmayı tercih ediyor.

O nedenle Muğla’da siyaset olmadık insanların eline geçerken, siyasette kalite seviyesi düşüyor ve bundan AK Parti dışındaki partilerde olumsuz etkilenirken, en büyük zararı da Muğla görüyor…

Elbette Muğla basını da yaşanan olumsuzluklardan payını fazlasıyla alıyor…

Ve arada bir dışarıyla sataşma olsa da AK Parti içinde yaşanan bir “rant kavgası” olarak yorumlanan “internette sahte gazetecilik” bana göre daha çok “Parti içi siyasi rant kavgası” olarak yorumlanabilir…

*

BU KADAR KOLAY OLMAMALI

Maalesef ülkemizde, sosyal medyada “sahte hesap sahibi” olmayı engelleyen hiçbir yasal düzenleme olmadığı gibi, “gazeteci olmayanların” ortalıkta “gazeteci olarak dolaşmasını” engelleyen “güçlü düzenlemeler” de bulunmuyor.

Neyse ki Devleti’nin emrinde, milletinin hizmetinde “hukuka saygılı” emniyet ve savcılık mensubu “vicdan sahibi” meslek adamları da var.

Zoru başardılar. Sadece Muğla’ya değil, bütün Türkiye’ye “yasa dışı hiçbir uygulamanın, tasarrufun yapanın, yaptıranların yanına kalmayacağını” gösterdiler. Örnek oldular…

​​Muğla’da sahte sosyal medya hesapları üzerinden hakaret, tehdit, şantaj, dezenformasyon ve itibar suikastı yapıldığı iddialarıyla yürütülen “Sakaraltı Sakarüstü” soruşturmasında emeği geçenleri yürekten tebrik ediyorum…

*

MHP İL YÖNETİMİNİ KUTLUYORUM

Ben MHP Muğla İl Yönetimini de tebrik ediyorum.

Söz konusu operasyonda MHP Muğla İl Başkanı Burak Demirel’in “mağdur” olarak geçerken, daha önce görevden alınmış olan selefi Oğuz Akarfırat’ın ismi şüpheli olarak geçti.

Sakaraltı Sakarüstü Dosyasında ikinci dalga operasyondan sonra Sulh Ceza Mahkemelerinin kararları ile tutuklu sayısı 5’e (Milletvekili Kadem Mete’nin Danışmanlarından Mertcan Güngör, Serap Ülkü Özdemir’in iş ortağı Sedar Cemal Süreroğlu ve Fethiyeli Müteahhit Habib Demir, Cemal Demirtaş ve Kürşat Keskin) çıkarken, Adli Kontrol Şartıyla serbest bırakılanların sayısı da 10’a yaklaşmış bulunuyor.

MHP Muğla İl Yönetimi hemen refleksini gösterdi ve Adli Kontrol Şartıyla bırakılanlardan partilerinin mensubu Oğuz Akatfırat’ın MHP ile hiçbir bağının kalmadığı duyuruldu. MHP İl Yönetiminden yapılan açıklamada “Adı geçen şahsın partimizi temsil etme yetkisi ve sıfatı bulunmadığı gibi, Milliyetçi Hareket Partisi ile hiçbir kurumsal, siyasi ya da teşkilat bağı söz konusu değildir. Milliyetçi Hareket Partisi; kurumsal kimliği, ilkeleri ve teşkilat disipliniyle yoluna kararlılıkla devam etmektedir. Şahıslar üzerinden partimizi yıpratma çabalarına itibar edilmemelidir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” denildi…

*

Şimdi gözler AK Parti İl Başkanlığına çevrilmiş bulunuyor.

MHP Muğla İl Başkanlığı’nın ardından “Sahte hesaplardan yapılan yayınlarla itibar suikastına uğrayan ve çoğu AK Parti’nin Muğla’daki önemli isimleri mağdur eden oluşumun içinde yer alan ve bazıları da tutuklanan AK Partilileri” disipline bile vermeyen AK Parti Muğla İl Başkanlığının ne yapacağı büyük merak uyandırıyor.

Bu çirkin olayda Hukuk gereğini yaparken, siyasette yapmalıdır…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: Gerçek dostluklar, zaman ve sınavla ortaya çıkar. --Marcus Valerius Martialis