Büyük bir sorunumuz var.
Bir sorunu çözmenin ilk adımı sorunu doğru teşhis etmektir.
Sorun dünya nüfusudur.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed zamanında dünya nüfusu 200 - 300 milyon kadar idi.
Dünya nüfusu ilk defa 1804 yılında bir milyara ulaşmıştı.
İkinci Dünya savaşından sonra 1945 yılında Dünya nüfusu 2,4 milyar idi.
21. Asra ulaştığımızda (2000) ise, dünya nüfusu 6,1 milyara ulaşmıştı.
Bugün 2026 yılında dünya nüfusu 8,3 milyarı aşmış durumda.
İnsan nüfusu geometrik diziye göre çoğalır.
Yani 1, 2, 4 , 8, 16, 32, 64, 128 gibi...
Gıdalarımız ise aritmetik diziye göre çoğalıyor.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 gibi.
Bunu gören bazı düşünürler insan nüfusu ile gıdalarımız arasında denge kurulabilmesi için, her 25 yılda bir savaş çıkması gerekir, diye düşünmüşler.
Bu formüle Maltus yasası deniyor.
İkinci Dünya savaşından sonra nükleer silahların devreye girmesi ile insanlar büyük bir savaşa girişemediler.
Mahalli savaşlar veya vesayet savaşları ile yetindiler.
Bu da nüfus patlamasına neden oldu.
Halbuki dünyamız binlerce seneden beri aynı dünya.
Nüfus artışı dünyamızın kirletilmesine ve iklim değişikliklerine sebep oluyor.
Bu gidiş bir çok insanı rahatsız ediyor.
Bazı adresler dünya nüfusunu azaltmanın yollarını arıyorlar.
Tabi, kaş yapayım der iken, göz çıkartmamak da istiyorlar.
Hele yapay zekalı robotların geliştirilmesi ile mavi yakalı emekçilere olan ihtiyaç da az kalmış iken, nüfus azaltma işine iyice kafa yormaya başladılar.
2019 yılındaki pandemi olayı bir tatbikat idi.
Bugün Çin, Hindistan ve civarındaki ülkelerde 5 - 6 milyar insan yaşıyor.
Üretimde sıradan insanlara ihtiyaç kalmadı adeta.
Nüfus artışından rahatsız olan kesimler, yalnız zeki insanların yaşamaya hak ettiklerine inanıyorlar.
Bu insanlar, üretimin dışında kalan insanlardan kurtulmak istiyorlar.
Adeta, dikensiz gül bahçesinin hayallerini kuruyorlar.
Etrafımızda olup bitenlere bir de bu pencereden bakmakta fayda var.
Yapay zeka (AI) ve uzay sanayinde geri kalan toplumların önümüzdeki yıllarda hiç yaşama şansları yok gibi.
Biz de ileri teknolojiye ulaşmak, onu geliştirmek için elimizden geleni yapmalıyız.
Zeki çocuklarımızı belirleyip, onların eğitimlerini sağlamak ve önlerini açmak zorundayız.
Hatta, gönül coğrafyamızdaki zeki insanları bulup, onları ülkemize getirip, ulusal teknolojimizi geliştirme konusunda görev vermeliyiz.
Buna en çarpıcı örneği, Elon Musk'un Güney Afrikalı olması ve ABD'ye göçerek ABD'ye hizmet etmesidir.
Yapay zeka konusunda öne çıkan ülkeler, dünyanın efendisi olacaklardır.
Tüm bu gelişmelere sırf "Adalet, Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik" mantığı ile yaklaşanlar, Armegedon savaşının gazabından kendilerini kurtaramazlar.
"Pazarda domates, biber, elma, armut pahalı" ile "Bizim de yaşamaya hakkımız yok mu?" diye enerjimizi ve zamanımızı boşuna harcamamalıyız.
Ayrıca, günlerimizi, particilik yaparak da boşa geçirmemeye dikkat etmeliyiz.
Ya dünyaya ayak uydurup ileri teknolojiye ulaşacağız, ya da yok olup gideceğiz.
Bu işin orta yolu yok...