Demokrasinin kabaca tarifi halkın yönetime katkı sağlaması, denebilir.

Demokrasi, partiler arasında "Ben daha iyisini yaparım. Ülkeyi daha iyi ve adil yönetirim" iddiası ile hayat bulur.

Acaba Demokrasi böyle mi çalışıyor?

İnsan bir ailede dünyaya geliyor.

Yeni doğan bebeğin adını soyadını ailesi veriyor.

Yeni doğan bebeğin inancı da o aile içinde şekilleniyor.

Hatta hangi takimi tuttuğu da doğduğu aile içinde oluşuyor.

Tum bunlar olur iken, yeni doğan (Nevzat) çocuğun hangi partiye meyletmesi, ailenin tercihi dışında şekillendirir mi?

Ben çevremde bazı arkadaşlarım "Ben aileden Demokrat Partiliyim" diyenler çokça var.

Bazı arkadaşlarım da "Ben aileden CHP'liyim. Başka bir partiye oy vermem" diyenler de var.

İnsanlar ailelerinden aldıkları ve kendilerinin dahli olmadığı adını, soyadını, inancını değiştirmiyor.

Vaz geçtim değiştirmeyi, bu sıfatlarını ve inançlarını ölümüne savunuyor..

Bu haller tuttuğu takım ve parti için de geçerli.

Hal böyle olunca Demokrasilerde partilerin "Biz daha iyisini yaparız" diye vaadde bulunması anlamını yitiriyor.

Bu ülkemizde değil, tüm dünyada geçerli bir hal...

ABD'de Demokratlar ile Cumhuriyetiler arasında kemikleşen oylar çarpışır iken ülkemizde de AK Parti ile CHP arasında da aynısı oluyor.

İnsanlar aileden gelen parti tercihinden kolay kolay vaz geçemiyor.

Bu durumda Demokrasiyi nasıl yaşatacağız?

Türkiye'de demokrasi "Partim tuvalet terliğini aday gösterse ona oy veririm" diyenlerin oyları ile şekilleniyor.

İnsanların bu zayıf yanlarını gören Siyonistler ellerindeki ekonomi, medya ve sinema gibi kurumlar ile demokrasiye müdahil olabiliyor ve yön verebiliyorlar.

Bu da Demokrasi olmuyor...