İlk İstanbul’a gitmem 1946 senesine rastlar.
Çok küçük idim.
Babam öğretmen olduğu için 1946 seçimlerinde görevlendirilmişti.
Seçim seminerlerine de katılmıştı.
1946 seçimlerinin gerçek yüzüne şahit olunca, zamanın Valisi Recai Güreli'den "İstanbul'dan haber geldi. Annem çok hasta imiş, İstanbul'a gitmem gerekiyor" diye izin almış.
Vali Recai Güreli Tokat valiliğinden Muğla Valiliğine gelmişti.
Tokat Hakimi Recep Balkan babamın öz dayısı idi.
Bu nedenle babam ile Vali Recai Güreli arasında özel bir yakınlık vardı.
Üç kardeş idik.
Babam ve annem, iki kardeşimi anneanneme bırakarak, beni yanlarına aldılar beraberce İstanbul'a babaannemin yanına gittik.
Muğla'dan Aydın'a otobüs ile, Aydın'dan tren ile İzmir üzerinden Bandırma'ya ulaştık.
Bandırma'dan İstanbul'a vapur ile gittik.
O günleri hayal meyal hatırlıyorum.
1958 yılında okumak için İstanbul'a gittiğimde ise, yolculuk güzergahımız değişmiş idi.
Muğla'dan otobüs ile İzmir'e kadar gittik
İzmir'den İstanbul'a vapur ile gittik.
O zamanlar İstanbul'dan kalkan gemiler Çanakkale, İzmir, Kuşadası, Bodrum, Marmaris, Fethiye, Antalya üzerinden Mersin'e kadar yolcu taşırlardı.
Tabi geminin depolarında mal da taşırlar idi.
İzmir ve Bodrum mandalinası da bu gemiler ile İstanbul'a ulaşır idi.
İstanbul'dan İzmir'e de bu gemiler ile evimize dönerdik.
O zamanlar Muğla ile Marmaris, Bodrum ve Fethiye ilçeleri arasında kara bağlantısı çok zor olduğu için, gemiden İzmir'de iner, Aydın üzerinden Muğla'ya gelirdik.
Bu yolda da en zorlandığımız yol Çine- Yatağan arasındaki Göksel virajları idi.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra yavaş yavaş İstanbul - Mersin arası çalışan gemiler seyrüseferden kaldırıldı.
Bu gemiler Türkiye Cumhuriyetinin ilk turistik gemileri idi aynı zamanda.
Amcam Yekta Akgüç kaptan idi.
Amcam, İstanbul - Beşiktaş'daki "Yüksek Denizcilik Okulu" mezunuydu.
Mesleğinin sonlarına doğru Türkiye Deniz Yollarında müfettiş olarak görev aldı.
İstanbul - Mersin'e arasında çalışan gemilerde bilet bulmak öyle kolay değildi.
Amcamın bu konuda çok yardımını görmüştüm.
Neden bunları yazıyorum ?
Hürriyet Gazetesinde Fatih Çekirge'nin bir yazısı beni yıllarca geriye götürdü ve ben de anılarımı yazayım, dedim.
Evet, İstanbul - Mersin gemi güzergahı yeniden neden hayata geçirilmesin ?
Bugün Kuşadası, Bodrum ve Marmaris limanlarına hep yabancı kruz gemileri uğruyor.
Bugün hiç bir partimizden bu eski güzergahı canlandırma konusunda bir tek kelime bile duyamıyoruz.
Bu konuyu Türkiye'nin gündemine önce Muğla Milletvekilleri getirmeli.
Bu hat yeniden açılsa kara yollarındaki trafik de rahatlar.
Datça - Mesudiye köyünün önünden her gün geçen Atina - Rodos seferini yapan yolcu gemilerini görünce, neden bizim de gemilerimiz önümüzden geçmiyor diye düşünüyorum.
Denizi hala benimseyemedik gitti.
Babası kaptan olan bir Cumhurbaşkanımız var iken bile denizlerimize kör gözle bakıyoruz.
Lütfen denizlerimizi görelim ve ondan yararlanalım.
İstanbul - Mersin arasında çalışacak yolcu gemilerimizi dört gözle bekliyoruz.
EVET neden olmasın?