Adalet Bakanı Akın Gürlek uygulamaları ve özellikle Muhsin Yazıcıoğlu ve Uğur Mumcu dosyaları olmak üzere “faili meçhul” dosyalarını yıllar sonra açması ile ilgili dikkatleri üzerine çekip “Ne oluyoruz?” dedirtirken, Gazeteci Cüneyt Özdemir şöyle yazdı:
“Ben buna ‘Akın Gürlek efekti’ diyorum. Akın Gürlek yazı yaşıyoruz yani bu yaz. Türk siyasi tarihine böyle geçebilir. Bir operasyon bitmeden üç operasyon başlıyor, üç operasyon bitmeden yedi operasyon daha geliyor. Geçmişe yönelik, geleceğe yönelik, yolsuzluk var, yasaklı madde var... Var oğlu var yani. Olmayan bir şey yok.”
Bence de…
*
ÖZGÜR ÖZEL TAZMİNAT ÖDEMİŞ
Nedense hiç konuşulmadı. Hani Özgür Özel CHP’deyken Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilgili “mal varlığı” konusunda iddialarda bulunmuş ve o iddialar karşısında Gürlek’in bakanlığından olacağını söyleyenler bile çıkmıştı. Unutuldu… Sonra ne oldu bilen var mı? Fikri takip diye bir şey kalmadı. Önce sallıyoruz, sonra arkası yok, unutuyoruz.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, o zaman CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP Grup Başkanvekili Murat Emir'e karşı açtığı manevi tazminat davasını kazanmış. Bende atlamışım. Yani Özel ve Gürlek’in iddiaları boş çıkmış. Bakan Gürlek, kazandığı 150 bin TL tutarındaki tazminatı AFAD'a bağışlamış.
O değil de bu tazminat paraları kimin cebinden çıkıyor bilen var mı? Ben bilmiyorum. Kılıçdaroğlu da Özgür Özel’den önce genel başkanlık yaparken az tazminata mahkûm olmamıştı.
Dilin kemiği yok tamam da partilerde “alengirli” açıklamaların ardına önüne bakan da mı yok?…
*
YARGITAY NİYE ENGELLESİN?
Milas’tan meslektaşımız hızlı Yeni Partili Nevzat Çağlar Tüfekçi dün “Soruyorum” başlığı altında “Yeni Parti 24 Temmuz 2026 tarihinde kuruldu. Kuruluşu üzerinden neredeyse iki hafta geçti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital sisteminde halâ Yeni Parti'nin online üyelik sistemini açmadı? İnsan düşünmeden edemiyor; acaba Yeni Parti için bir engelleme durumu mu var diye?!” diye yazdı.
Bir mahkemeden istediğimiz karar çıktı mı “… da hakimler var”, çıkmadı mı “İktidarın hakimleri” … diyoruz. Yargıtay niye engellesin ki?
Vallahi ben de merak ediyorum, hangi partinin ne kadar üyesi var? Herkes sallıyor…
Bakın Muğla’da Genel İş Sendikası yöneticileri Muğla Büyükşehir Belediyesi MUBEP’te yetkiyi kazandıklarını açıklıyorlar. Belediye İş Sendikası “Yok öyle şey” diyor. Meğer o yarışın sonucu 3 Eylül de belli olacakmış. Üstelik adli tatildeyiz. Acaba sistem bu yüzden kapalı olabilir mi? Hem Yeni Parti bu konu da bir açıklama yapmadan biz yorum yapsak ne olacak…
*
PKK AFFI MI DEMOKRASİ Mİ?
Nelerle uğraşıyoruz.
Barış ve Demokratik Toplum sürecinde Yeni Aşamaya geldik. Meclis'te görüşülecek teklifin 5 Adımlı Yol Haritası tamamlandı. TBMM Adalet Komisyonu, dün “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni görüşmeye başladı.
Haberiniz var mı?
Teklifin yasalaşması halinde devreye girecek süreç; silahsızlanmanın izlenmesinden başvuru mekanizmalarına, yeni yasal düzenlemelerden demokratikleşme adımlarına kadar beş temel aşamadan oluşuyor. Birinci aşamada, Çerçeve Yasa yürürlüğe girecek. Teklifin gelecek hafta TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşması öngörülüyor.
İYİ Parti, Zafer ve Anahtar baştan beri “hayır” derken, Yeni Parti ayak sürüyor. Buna kızanlar var. Bence Yeni Parti doğru yapıyor. Kanun teklifine imza vermedi… Boyacı küpü değil…
Kürtlerin eşit yurttaşlık haklarına eksiksiz kavuşmasına, “Terörsüz Türkiye” ye kim karşı çıkabilir… Ancak temkinli olmak da lazım…
*
12 Eylül öncesinin fraksiyon mensuplarından biri olarak “Silahlara vedanın” o kadar kolay olacağını sanmıyorum. Hele bu silahlar yıllardır yabancı istihbaratlar tarafından sağlanmış, gençlerimizin eline tutuşturulmuşsa…
Hadi bebek katili ve Kandille, DEM’le anlaştınız, onlarla anlaşıldı mı? Sanki “PKK’nın affı” öncelikli DEM usulü bir demokrasi ya da demokratikleşme ile karşı karşıyayız.
“Silahlara Veda”, tamam da bu konuda iki yıldır DEM ağzını ne zaman açsa “Demokratikleşme.” diyor. Demokratikleşmeyi bir “Türk” olarak Kürtler kadar ben de istiyorum…
İyi de “Kim için demokratikleşme?.. Kaç senedir suçsuz içeride olan Selahattin Demirtaş için mi bebek katili Abdullah Öcalan için mi?
Galiba tartışmaya yeni başlıyoruz…
*
DEAŞ VE FETÖ NE OLACAK?
Kaç milletvekili nereye geçti, MBB Başkanı Ahmet Aras Yeni Parti’ye geçmek için ne bekliyor? Yargıtay sistemi neden açmıyor? CHP’liler ve Yeni Partililer bunlarla meşgul. Önceki gün Perşembe Pazarı’ndan kaç kişi istediği her şeyi alamadan evlerine döndü haberleri var mı bilmiyorum.
15 Temmuz’un Marmaris Suikast Timinden son firari iken yakalanan Burkay Karatepe’nin soruşturması Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sürdürülüyor. Erdoğan’a yönelik suikast timinde yer alan ihraç yüzbaşı tutuklu Burkay Karatepe dün (7 Ağustos 2026) Marmaris'te Cumhuriyet Savcısı nezaretinde yer gösterme ile arama-tarama çalışmalarına katıldı.
Dün bir de Muğla dahil 30 ilde DEAŞ operasyonu vardı. 104 şüpheli yakalandı.
Yapılan açıklamaya göre yakalanan şüphelilerin; DEAŞ terör örgütüyle iltisaklı kişi ve sözde yardım kuruluşları aracılığıyla örgüte finans sağladıkları, Sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütünün propagandasını yaptıkları, DEAŞ terör örgütü üyesi oldukları tespit edildi.
Jandarma Genel Komutanlığı tarafından, operasyonları gerçekleştiren İl Jandarma Komutanlıkları ile Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordineli çalışmasına dikkat çekilerek operasyonda görev alan personel tebrik edildi.
“Terörsüz Türkiye” tamam da DEAŞ’ı var, her yere, neredeyse bütün partilere sızmış FETÖ’sü var… İnsan bunlar ne olacak diye sormadan da edemiyor…
*
ADALET BAKAN YARDIMCISI VE EŞEĞİN AKLINA GELEN KARPIZ KABUĞU
Bu arada önceki gün bütün bunların üstüne Muğla’dan bir bakan yardımcısı geçti: Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay…
Bu konuda Muğla Valiliği’nden yapılan fotoğraf paylaşımında “Adalet Bakan Yardımcısı Sayın Can Tuncay ve Muğla Cumhuriyet Başsavcısı Necati Kayaközü, Valimiz Sayın Dr. İdris Akbıyık'a ziyarette bulundu.” denildi.
Bu bile “Eşşeğin aklına karpuz kabuğu getirmeye” yetti… “Bakan AK Parti’ye, MHP’ye neden ziyaret etmedi?” … “Bakan Büyükşehre ziyaret edecek mi?” … Soru çok, bende yanıt yok.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Başsavcı Necati Kayaközü ile birlikte Emniyet Müdürlüğünü de ziyaret etmiş. İl Emniyet Müdürü Süleyman Karadeniz’in sosyal medya paylaşımında gördüm. Bilmiyoruz hemşerisi veya dostudur… Belki Başsavcılığı da ziyaret etmiştir. Ki en doğalı da bu…
Öküz altında buzağı aramanın alemi yok…
SON.TV’nin haberine göre, Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, Muğla’da gerçekleştirdiği temaslarla adli ve mülki teşkilatın üst düzey temsilcileriyle bir araya gelirken, bir günlük ziyaret programında hem yargı hizmetlerinin işleyişi hem de kamu kurumları arasındaki koordinasyon masaya yatırılmış.
Programın ilk durağı Muğla Adliyesi’nde Cumhuriyet Başsavcısı Necati Kayaközü ve Muğla Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Şenol Kartal ile görüşen Bakan Yardımcısı Tuncay, kentte yürütülen adalet hizmetleri hakkında bilgi almış. Görüşmede, vatandaşların adalete erişiminin daha hızlı ve etkin hale getirilmesine yönelik çalışmalar ile adliyedeki uygulamalar değerlendirilmiş.
Ziyaret sonrası açıklama yapan Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, “Bugün Muğla vilayetimizi ziyaret ederek adli ve mülki teşkilatımızla bir araya geldik. Muğla Adliyesi programımız kapsamında; Muğla Cumhuriyet Başsavcımız Sayın Necati Kayaközü ve Adalet Komisyonu Başkanımız Sayın Şenol Kartal ile bölgedeki adalet hizmetlerinin işleyişi ve yürüttüğümüz çalışmalar üzerine verimli bir istişare gerçekleştirdik.” ifadelerini kullanmış.
*
VALİLİK VE EMNİYET ZİYARETİ
Adliye temaslarının ardından Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık ile makamında görüşen Bakan Yardımcısı Tuncay burada il genelindeki kamu hizmetleri, güvenlik, kurumlar arası koordinasyon ve devam eden çalışmalar hakkında istişarede bulunurken, İl Emniyet Müdürü Süleyman Karadeniz’i ziyaretinde de emniyet teşkilatının yürüttüğü faaliyetler ele alınmış.
Bakan Yardımcısı Kayaközü Muğla’daki temaslarda da yargı, mülki idare ve emniyet teşkilatının ortak çalışma kültürünün önemine vurgu yapmış…
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; İnsan, başkalarını iterek kendisini yüceltmeye çalıştığında kendi özünden uzaklaşır. --Rabindranath Tagore