Birçok belediyemizde görevini kötüye kullandığı gerekçesi ile belediye başkan ve imar yetkilileri tutuklanıyor.

İnsan, ister istemez "Tutuklanan bütün belediye başkanları ve imar yetkilileri kötü insanlar mı?" diye düşünmeden edemiyor.

Uzun yıllar belediyeler ile çalışan bir mühendis olarak gördüğüm şudur;

Türk imar mevzuatı kalın kara bir kitaptır.

Türk imar mevzuatını incelediğiniz zaman tamamının yasaklardan oluştuğunu görürsünüz.

Teknik kadrolara hiç inisiyatif bırakılmamıştır.

Halbuki mühendislik mesleği çözüm üretme mesleğidir.

Türk imar mevzuatı yeniliklere açık değildir.

Mesela, 3621 sayılı kıyı yasamız 1992 yılına kadar kıyı kenar çizgisinden 10 metre çektikten sonra imar planı yapma imkanı sağlıyordu.

Kıyı kenar çizgisi, kumsal ile tarım arazinin kesiştiği noktaların birleştirilmiş ile oluşturulan çizgiler.

Kıyı kenar çizgisi, yaz aylarında deniz suyunun bulunduğu yerden başlamaz.

Kumsallar hukuken deniz sayılırlar.

1992 yılına kadar evlerimizi, pansiyonlarımızı ve otellerimizi kıyı kenar çizgisinden 10 metre içeri çekerek yapabiliyor iken 1992 yılından sonra kıyı kenar çizgisinden 100 metre çektikten sonra konaklama tesislerimizi yapmak zorunda kaldık.

Bu hale en uygun atasözümüz "Biz, vur deyince, öldürürüz" sözüdür.

3621 sayılı kıyı yasamıza göre kıyı kenar çizgisinden sonra ilk 50 metrelik şerit kamuya terk edilecek, ikinci 50 metre de günü birlik dediğimiz cafe, bar, restoran yapılabiliyor.

Otel ve evlerimizi ise kıyı kenar çizgisinden 100 metre çektikten sonra ancak yapabiliyoruz.

3621 sayılı yasamızın uygulamasının ne kadar güç olduğunu siz hayal edin.

Bu zorluk kaçak yapılaşmayı tetiklediği gibi görevi kötüye kullanmanın da önünü açıyor.

Bu tuzağı 1992 yılından beri göremedik.

3621 sayılı kıyı yasamız tekrar gözden geçirilmelidir.

Kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 50 metreye dokunur isek, millet ayağa kalkar ve "Sahiller halkındır" diye protestolar başlar.

Bu tepkiye meydan vermemek için, günü birlik yapılaşmaya açık olan ikinci 50 metreye konaklama izni verilmelidir.

Bunun anlamı, ikinci 50 metreye günü birlik yapı yapılamaz demek, değildir.

Şehir plancıları sahilleri planlar iken plan icabına göre ihtiyaç duyulan yapıları coğrafyanın gerektiği yerlere koyacaklardır.

Bu iş, şehir plancılarının işidir.

Siz, tıraş olmak için, terziye giden insan gördünüz mü hiç?

Bugün yaşadığımız olay "Tavşana kaç, tazıya tut" demekten başka bir şey değildir…

Yasalarımızı ve mevzuatımızı çalışır, netice alır hale getirmez isek, daha çok zor günler yaşarız…