CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, partisinin Muğla İl Başkanlığı binasında düzenlenen toplantıda konuştu. Toplantıya CHP Muğla İl Başkanı Halil Karahan, ilçe başkanları ve partililer katıldı.
“Bu topraklarda haklı bir direniş var”
Muğla’nın tarihinin mücadelelerle şekillendiğini söyleyen Kaya, kentin Türkiye’deki çevre mücadelesinin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Muğla’nın tarihi bize şunu söylüyor. Bu topraklarda teslimiyet değil, mücadele ve haklı bir direniş vardır. Muğla, Türkiye’nin en büyük çevre mücadelelerinin merkezlerinden biri olmuştur. Akbelen’i, Yatağan’ı ve Milas’ı biliyoruz. Kömür uğruna kesilen ağaçları, maden baskısı altındaki zeytinlikleri, termik santrallerin çevre yükünü ve orman alanlarının madencilik ile turizm yatırımlarına açılmasının yarattığı baskıyı görüyoruz.”
“Muğla Orman Güvenliği Programı’nı başlatacağız”
Her yıl meydana gelen orman yangınlarına dikkat çeken Kaya, “Her yaz ormanlarımız yanıyor. Aslında ciğerlerimiz yanıyor. Halkın iktidarında Muğla Orman Güvenliği Programı’nı mutlaka başlatacağız. Belediyeler, kamu kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları ve orman köylüleri birlikte hareket edecek. Riskli bölgeler belirlenecek, orman yolları ve su müdahale noktaları şimdiden hazırlanacak” dedi.
“Kıyılar halkın ortak mirasıdır”
Muğla kıyılarının kullanımına ilişkin uygulamaları da eleştiren Kaya, halkın denize ulaşmasının önüne ekonomik veya idari engeller konulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Muğla, kıyılarıyla da talan edilen bir kent haline geldi. Halkın denize ulaşmasının önüne ekonomik veya idari engeller konuluyor. Bu yapılamaz. MUÇEV’den Kıyı Yönetimi Çevre Koruma Anonim Şirketi üzerinden yürütülen kıyı yöneticiliğine kadar kıyıların yönetiminde kamu yararı, şeffaflık ve halkın erişim hakkı temel ilkeler olmak zorundadır. Muğla’nın koyları, sahilleri ve denizleri birkaç işletmenin değil, halkın ortak mirasıdır” şeklinde konuştu.
Milli Emlak ve özelleştirme uygulamalarının yakından takip edilmesi gerektiğini söyleyen Kaya, kamu taşınmazlarının el değiştirmesi ile belediyelerin kamu arazilerinin satışındaki pay ve yetkilerinin zayıflatılmasına karşı olduklarını belirtti.
Kaya açıklamasında, “Kamu arazilerinin imar rantına, plansız yapılaşmaya ve ayrıcalıklı özel kullanıma açılmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.
“İşçiyle ağaç birbirinin düşmanı değildir”
Yatağan Termik Santrali’nin geçmişi ile bölgede çalışan işçilerin verdiği mücadeleye de değinen Kaya, enerji dönüşümünün çalışanların işsiz bırakılması üzerine kurulamayacağını söyleyerek şunları kaydetti:
“Yatağan Termik Santrali’nin tarihini ve emekçilerin mücadelesini ayrıca düşünmek zorundayız. Enerji dönüşümünü işçiyi işsiz bırakarak yapmayacağız. Termik santrallerin ve madenlerin dönüşümünden etkilenecek işçiler için Muğla’da adil dönüşümü mutlaka gerçekleştireceğiz. Bizim siyasetimizde işçiyle ağaç birbirinin düşmanı değildir. Hem emeği hem doğayı birlikte korumak zorundayız. Ağacı da işçinin emeğini de koruyacağız.”

“Üretici yüksek maliyetler altında eziliyor”
Muğla’nın zeytin, zeytinyağı, narenciye, incir, bal ve arıcılık açısından önemli bir üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Kaya, üreticilerin artan maliyetlerle mücadele ettiğini söyledi.
Mazot, gübre, ilaç, elektrik ve işçilik maliyetlerinin yükseldiğini belirten Kaya, “Üreticiyi ve deniz emekçisini asla yalnız bırakmamamız gerekiyor. Muğla zeytinin, zeytinyağının, narenciyenin, incirin, balın ve arıcılığın kentidir. Ancak üretici yüksek maliyetler altında eziliyor. Bu koşullar devam ederse üretici zeytini ve narenciyeyi ağaçta bırakmakla karşı karşıya kalacak. Ürünü toplamadığında ettiği zararla, toplayıp sattığında ettiği zarar hemen hemen aynı noktaya geldi. Mazotun litresi 100 lirayı aştı. Çiftçi bunu nasıl başaracak? dedi.
Muğla’daki tarımsal ürünlerin katma değerli hale getirilmesi gerektiğini dile getiren Kaya, üreticilere de seslenerek şunları söyledi:
“Asla teslim olmayın, üretimden vazgeçmeyin. Halkın iktidarı mutlaka kurulacak.”
“Muğla’nın sorunu kaynak değil, yanlış tercihler”
Muğla’da yaşanan sorunların kaynak yetersizliğinden değil, yanlış tercihlerden kaynaklandığını savunan Kaya, CHP’nin önceliklerini şöyle sıraladı:
“Bizim tercihimiz bellidir. Ranta değil halka, betona değil ormana, madene değil zeytine, sömürüye değil emeğe, güvencesizliğe değil adalete, bağımlılığa değil özgür gençliğe, karanlığa değil Cumhuriyet’e sahip çıkıyoruz.”
Muğla’nın tarım, turizm ve doğal varlıklar bakımından büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Kaya, “Ormanlarımızı koruyabilir, zeytinliklerimizi yaşatabilir, kıyılarımızı halka açabilir, denizlerimizi temiz tutabilir, çiftçimizi yeniden üretime bağlayabilir ve turizmi dört mevsime yayabiliriz. Muğla bunun için bulunmaz bir kenttir. İşçimizi, öğrencimizi, öğretmenimizi, kadınlarımızı ve çocuklarımızı güvence altına alabiliriz. Bunların hiçbiri hayal değil. Çünkü biz sorunları yalnızca anlatmak için değil, çözüm üretmek için siyaset yapıyoruz. Muğla’nın ormanları ranttan, zeytini madenden, kıyıları paradan ve emeği sermayenin kârından değerlidir. Muğla’nın çocukları ve gençleri ise her şeyin üstündedir” diye konuştu.
“Partiden ayrılanlar seçildikleri görevleri de bıraksın”
Muğla’daki belediye başkanlarının parti değiştirmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaya, seçmenlerin kişilere değil, partinin ilkelerine oy verdiğini belirterek, CHP’den ayrılan belediye başkanları ve milletvekillerine görevlerinden de ayrılmaları çağrısında bulundu.
Kaya, şunları söyledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi, 31 Mart 2024 seçimlerinde Büyükşehir Belediyesi dahil olmak üzere birçok belediyeyi kazandı. Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren seçmenin oyunu alıp gidenler, siyaseten ahlaki bir davranış içinde değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilmişseniz ve bu partiden ayrılıyorsanız, seçildiğiniz görevlerden de ayrılın. Çünkü halk hiçbirinizin kişiliğine oy vermedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin altı okuna ve Atatürk’ün ilkelerine oy verdi. Bu ilkelerle oy aldınız. O zaman bu bayrağın altında durmuyorsanız, o görevleri de bırakın.”
Siyasette parti değiştirme uygulamalarının ülkeye yarar sağlamadığını savunan Kaya, milletvekillerinin de aynı sorumluluğu taşıdığını dile getirdi.
Kaya, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Transfer siyaseti bu ülkeye hayır getirmedi. Hiç kimseye de hayır getirmez. Bu durum milletvekilleri için de geçerlidir. 12 Eylül askerî darbe yasasının arkasına sığınılamaz. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu bugüne kadar siyasi iktidar tarafından bilerek ve isteyerek değiştirilmedi. Çünkü onlar siyasetlerini transferlerle sürdürüyor.”
CHP’den ideolojik nedenlerle ayrılmak isteyenlere itirazlarının bulunmadığını söyleyen Kaya, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“12 Eylül yasalarının arkasına sığınmayın. Bu partiden ideolojik olarak ayrılmış olabilirsiniz. Buna bir itirazımız yok. O zaman seçildiğiniz görevleri halka iade edin. Görevleri geri verin, sonra ne yapıyorsanız yapın. Siyasi duruşunuza bir sözümüz yok. Dün halkın yanında olup bugün liberal ekonomiyi savunabilirsiniz. Dün beşli çetelere karşı mücadele ederken bugün bundan vazgeçmiş olabilirsiniz. Ama o zaman seçildiğiniz makamları da bırakın.”
Muhabir: Mukaddes Yelin