2024 yaz ayları 5299 Sayılı Hayvan Hakları Yasası’nda yapılan ve köpekleri, Hitler’in kampı gibi kamplarda toplayıp yok etme zihniyetini engelleme mücadelemizle geçti.  Maalesef başaramadık ve Ak Parti’nin oy kaybının %1.9’unu sokak köpeklerine bağlayıp Sayın Cumhurbaşkanını ikna eden lobi kazandı ve yasa değişikliği geçti. Yasa değişikliğinden önce belediyelere görev veriliyor ve sokak köpeklerini “topla, iyileştir, aldığın yere bırak” deniyordu. İşte bu hüküm değiştirildi geçen yıl ve “köpekleri topla, besle, iyileştir, sahiplendir” adı altında köpekler toplu ölüme terk edilmeye başlandı. Sosyal medyada ve gazete ve televizyonlarda görüyorsunuzdur. Belediyeler henüz, hayvanların yaşamalarına uygun alanlar tesis edip personel görevlendirmeden, yasal zorunlulukla sokak köpeklerini toplayıp kamplara tıkmaya başladılar ve orada bakımsız olan köpekler ölmeye ve cahil personel elinde işkencelere maruz kalmaya başladı.

İktidar %1.9’luk oy kaybının peşindeyken yapılan yasal düzenleme ile oylarının artacağını zannediyor ama yanılıyor. Sosyal medyaya her hafta birkaç köpek işkencesi ve ölümü yansımaya başladı. Bu acıklı ve merhametsizliğin zirve yaptığı sahneler seçimlere doğru daha da artacak ve Ak Parti, yanan canların hesabını sandıkta vermeye zorlanacak.

Ya CHP?...

Yasada değişiklik yapılmaya çalışılırken Sayın Genel Başkan Özgür Özel, CHP’li belediyeler köpek öldürmeyecek” dedi. İlk bakışta masum ve esası olan bir ifade gibi göründü kamuoyunda ama ben “Öldürmeyeceğiz.” Değil “Toplamayacağız” demeleri gerektiğini söyledim. Çünkü yasa, sokaktaki köpekleri toplama işini belediyelere vermişti ve belediye başkanlıklarının çoğu CHP’de idi. Sayın Genel Başkan, “Öldürmeyeceğiz” değil de “Toplamayacağız” deseydi, geniş bir kamuoyu desteği alırdı ve belki yasanın geçmesini engelleyebilirdi. Demedi ve yasa geçti.

Yasa meclisten geçip yürürlüğe girdi ve ilk cozutma gene CHP’den geldi. Ankara’da artiz bir belediye başkanı “Öyle bir barınak yapacağız ki, köpekleri siz getireceksiniz barınağa” dedi. BU açıkça milleti enayi yerine koyup millete gönüllü köpek düşmanlığı yaptırmaktı. Hayvan severler anında tepkilerini gösterdiler ama CHP halkın sesine hiç kulak asmadı.

Ak Parti’nin oy kaybı saikiyle abandığı yasa, CHP’nin yeteri kadar muhalefet edememesi sonucu çıktı. Ama şunu unuttu siyasîler: Her yasa, yasaldır ama vicdanî değildir. Yasanın vicdanları yaraladığını hemen görmeye başladık. Mesela kardeşimin yayla evindeki köpeğini komşusu zehirleyip öldürmüş ve “Zaten kanun da çıktı. Bunlar öldürülebilir.” demiş. Yasayı Ankara’da öyle yaptınız ama yaylaya yansıması böyle oldu sayın vekiller!...

***

Bir yıldan beri, Muğla’da da sokak köpeklerini kamplara toplama kavgası yapılıyor. Yasa, ilçe belediyelerine barınak yapma mecburiyeti getiriyor ama o sürenin dolmasında daha süre var. “Hökümat” Ankara’da “Köpekler toplanacaaaak!... Topla!...” dediğinde taşradaki yöneticileri bir telaş alıyor. Geçen hafta bu telaş Muğla’da da yaşandı ve Doğa Koruma ve Millî Parklar Müdürlüğü’nün organizesiyle vilayette bir toplantı yapıldı. Gelen biglilere göre, Muğla’da sokak köpeklerinin sayısının tespit edilmediği anlaşılınca vilayet belediyelere bu konuda görev verip 12 Eylül gününe kadar il çapında sokak köpeklerinin sayısının belirlenmesini istemiş. İşgüzar belediyeciler de hemen konuya atlamışlar. İlk ses Köyceğiz belediyesinden geldi. Zabıta ekipleri sorup soruşturmadan evlere dalıp köpek tespiti yapmaya kalkınca tabii yasal olarak tavır takınmalar başlamış. Bir de kedi besleme konusunda ileri-geri konuşuyorlar. Zaten vilayetteki toplantıdan sonra belediyelere gönderilen “tespitte bulunma emri” üzerine başta Baro ve Hayvan hakları dernekleri olmak üzere 40 kadar STK dayatılan duruma tepki gösteren bir bildiri yayımlayarak kamuoyunu aydınlatmıştı. İşgüzar belediyeciler Anayasa’nın 21. Maddesi olan “konut dokunulmazlığı” hususunu hiç hatırlamadan evlere dalmaya başlamışlar. Güya bilimsel bir çalışma için veri topluyorlarmış. Yok öyle bir şey!... Kimse mahkeme kararı olmadan veya âciliyet gerektiren bir hal (salgın hastalık) olmadan evlerimize dalamazlar.

Ayrıcaaaa…

Şehirdeki sokaklarda yaşayan köpekler bile sahipsiz değilken; yani her sokakta oradaki köpeklere bakan insanlar olduğu bilinirken, kırsal mahallelerdeki (Nerdeee o güzelim “köy”?) köpekleri nasıl “sahipsiz” yazacaksınız? O köpeğin sahibi bütün köydür. O köpekleri toplama kamplarına götürüp öldürürseniz “Köpeksiz köyde değneksiz gezen” deyimimizi de kültürümüzden sileceksiniz demektir.  Köylerde veya mahalledeki sokaklarda yaşayan köpekler, sağlık bakımları yapılan uysal köpeklerdir. Bunları topladıkça yerlerine kontrolsüz köpekler gelecek ve muhtemelen kuduz vak’aları artacaktır.

Vilayetteki toplantıya sadece belediyeler davet edilmiş. Oysa hayvan gönüllüleri, sorun tespiti ve çözüm önerileri konusunda tecrübelidirler. Bu toplantılara onlarında davet edilmesiyle daha gerçekçi kararlar almak mümkündür ve toplumsal demokrasi çok sağlıklı bir şekilde işletiliş olmakla alınan kararların sosyal yansıması daha fazla olacaktır.

***

Kimse lafı eveleyip gevelemesin. Köpeklere yapılan zulmün hesabı iktidardan da muhalefetten de sorulur. İktidar, merkezî gücüyle vicdanları yaralarken, yerel yönetimler de dirayetsizlikleriyle hayvanlara yapılan zulme ortak oluyor. Gel de bunların hesabını sandıkta sorma!... Ayrıca ahirette bu canların hesabını Allah da soracak… Ey iktidar, ey muhalefet!... Hayvanlara yaşattığınız zulmün hesabından kurtuluş yok!...  Ne demek yaaaa “Sokak kedilerini beslemeyin!... Hani “Komşusu açken tok yatan bizden deği”di. Komşu olarak sadece insanları mı alıyorsunuz? Hayvanlar, bitkiler komşumuz değil mi? Onlar olmatan hayatımız olur mu? Onlar bizim habitat komşumuz; besleriz de  kontrollerini de yaptırırız.

***

Hey Allahım!...

Şu Muğla ne dertli yer hayvanlar açısından… Önce köpeklere zulüm başladı… Arkasında sıra domuzlara geldi… Bi ara eşekler de dert oldu Datça’da!...

İnşallah tez zamanda hayvanlarla kavga etme zihniyetinden vaz geçerler…