CHP'nin kuruluş yıl dönümüne de demokrasimize de yakışmadı...
Gürsel Tekin dört gün önce Hürriyet’e yaptığı açıklamada, “Pazartesi günü çağrı heyetiyle il merkezine görev başına gideceğiz. Biz onlarla kucaklaşmaya gidiyoruz, çatışmaya gitmiyoruz ki” dedi, olanlar oldu..
CHP İstanbul Gençlik Kolları, önceki gün sosyal medyadan yaptıkları açıklama ile İstanbulluları saat 23.00’te il binasına davet etti. Çağrıda, “Saraçhane ruhuyla direnecek, demokrasimizi kayyumlara teslim etmeyeceğiz. İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik’in yanında omuz omuza duracağız” ifadeleri kullanıldı.
Ardından benzer çağrı CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den geldi...
CHP'nin Sarıyer'deki İstanbul İl Başkanlığı binası önceki akşam saatlerinde polis tarafından ablukaya alındı. CHP'lilerin parti binasına gelmesi ve bina içindekilerin de dışarıya çıkışı polis tarafından engelleniyor. Binaya çıkan yollar da polis barikatları ve TOMA'larla kapatıldı.
Bunlar demokratik bir ülkeye yakışmıyor. Dün CHP İl binasının önünde yaşananlardan, aralarında Muğla Milletvekilleri Gizem Özcan ve Cumhur Uzun’un da bulunduğu hukukçu milletvekillerinin Çevik Kuvvet tarafından adeta süpürülmesinden bu ülkenin bir vatandaşı olarak utandım.
Daha önemlisi bugün 9 Eylül, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş yıl dönümü. Gürsel Tekin bir CHP’li olarak CHP İl binasına kuruluş yıl dönümü kutlamalarından sonra gelebilirdi. Yaşananlar yakışmadı...
+
Bu arada İstanbul Valiliği'nin aldığı eylem ve etkinlik yasağı kararı nedeniyle dünya şampiyonasında ilk kez finale kalıp gümüş madalya kazanan A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın İstanbul'daki kutlama etkinliği de valiliğin eylem ve etkinlik yasağı nedeniyle iptal edildi.
Türkiye Voleybol Federasyonu iptal kararını “Yarın (9 Eylül) gerçekleşmesi planlanan Filenin Sultanları FIVB Dünya Şampiyonası İkinciliği Galataport Kutlama Etkinliği, İstanbul Valiliği'nin almış olduğu eylem ve etkinlik yasağı kararı nedeni ile iptal edilmiştir.” sözleriyle duyurdu.
Akıl alır gibi değil.. Kutlama ertelenmemiş, iptal edilmiş. Sanki bahane arıyorlarmış!
Kadın halleriyle şampiyonayı ikinci tamamlamaları, bir de gümüş madalya almış olmaları yetmiyor mu? Kutlamada olmayıversin, aileleri ile kutlasınlar...!!
+
Tekrar konuya dönelim, canlı yayınlardan izlediğimize göre Gürsel Tekin dün il binasının önüne geldi, yoğun protestolarla aracından indi. Tekin aracından indikten sonra büyük protestolarla karşılandı. Tepkiler eşliğinde CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde açıklama yapan Gürsel Tekin, “Bunların hiçbiri CHP'li değil” derken, kayyum olmadıklarını söyledi. Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı'na girmeden 34 CHP 85 plakalı aracına döndü. Aracında temaslarda bulunacağını söyleyen Tekin, “Baba ocağına gideceğiz” ifadesinde bulundu.
“Biz kayyum filan değiliz. Ne gariptir altı gündür sesimiz çıkmamasına rağmen baba ocağına giderken el ele gidelim. Bizi engelleyemezler. CHP'lilerin bana tepkisi olmaz. Bizim tarafsızlığımıza hiçbir arkadaşımızın itirazı söz konusu değil. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Parti içerisinde hiçbir arkadaşımızı ayrıştırmadık. Arkadaşlarımızın bu kudretini Esenyurt'ta ve Şişli'de görmek isterdim.” diye sitemde de bulunan Tekin şöyle devam etti:
“İl Başkanlığı bizim baba ocağımız. 6-7 gün önce de girebilirdik. Arkadaşlarımızla temas içindeyiz. Benim buradaki görevim provokasyona gelmek değil baba ocağının kurumsal kimliği için çok önemli çabalarımız olacak. Ben ve arkadaşlarım, ailelerimiz tehdit edildi. Bütün bunları biliyoruz. Birileri CHP'yi bölmek istiyor olabilir. Yarın sayın il başkanımız, Özgür Özel ne zaman isterse otururuz. Biz buraya birilerini ötelemek, kovmak için gelmedik. CHP yöneticileri size yalvarıyorum: Biz çağrı heyetiyiz, kayyum belediyelerimizde. Baştan itibaren söylediğim bizim anayasamız CHP'nin tüzüğüdür. O tüzük ne gerekiyorsa onu yapacağız. Bu olayların hepsi bizim inisiyatifimizin dışında İçişleri Bakanı'nı da aradım hassasiyetimizi belirttim olanlardan biz sorumlu değiliz.”
+
Gürsel Tekin, mahkeme kararından siz sorumlu değilsiniz, ama dün olanlardan siz sorumlusunuz... “Buradaki görevim provokasyona gelmek değil” diyorsunuz, ama siz provoke edilen değil, provoke edensiniz...
Gürsel Tekin otomobilinde yaptığı telefon görüşmelerinden sonra polis eşliğinde CHP İl Başkanlığı binasına girdi... Gürsel Tekin’e burada Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin yumruğunu masaya vurarak “Buraya 5 bin polisle nasıl gelirsin!” demiş...
Sonra ne oldu paylaşamıyorum, çünkü Gürsel Tekin oradayken ben yazımı baskıya göndermiştim.
Umarım yeni olumsuzluklar yaşanmamış ve “kaosu, gerilimi” durduracak adımlar atılmıştır... İstanbul İl Kongresi’nin bir an önce yapılmasına karar verilmiştir...
+
Gürsel Tekin il binası kapısı önünde girmeyi beklerken de “Davayı ben açmadım. Sürecin tarafı değilim. Bizi Esenyurt’taki, Şişli’deki kayyumla karıştırıyorlar. Keşke kayyuma oralarda direnselerdi.” ifadesinde bulunuyor ve gazetecilerin sorusu üzerine “Cumhuriyet Halk Partisi’nin anayasası tüzüğüdür. Tüzüğün gereğini yaparız. Kongreyi yenileriz.” diyordu...
Ben de 5 Eylül 2025 tarihli yazıma “CHP sorunu hukuktan ayrılmadan Kurultay ile çözebilir...” başlığı atmıştım.
Hukukidir değildir, ortada bir mahkeme kararı var. Karara göre CHP İl Kongresi iptal edilmiş ve Gürsel Tekin ve arkadaşları da kayyum atanmış bulunuyorlar.
Keşke CHP Genel Başkanı Özgür Özel kayyum olarak Gürsel Tekin’in görevini yapmasına izin vermiş ve iptal edilen kongrenin yenilenmesi için çalışmalara başlamış olsalardı.
Başlamış olsalardı da gerilim tırmandırılmamış olsaydı...
+
“YASAYA AYKIRI DAVRANAN HER CHP’Lİ AKP’NİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRÜYOR”
Bizim Orhan Okutan’ın bu konudaki başlığı dikkat çekiciydi:
“CHP’de Büyük Sınav: Yargı Baskısı Ve İçerideki Zafiyet”
Orhan Okutan “Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin en kritik sınavlarından birini yaşıyor. Bir yanda siyasallaşmış yargının kararları, diğer yanda partinin kendi içinden çıkan zaaflar, CHP’yi adeta çift yönlü bir kuşatma altında bırakmış durumda.” diye durumu özetlerken, “Yargının Siyasallaşması Artık Gizlenemiyor” ara başlığı altında şöyle devam etmiş:
“AKP’nin yargı eliyle yürüttüğü baskı artık gizlenemeyecek kadar açık. Aziz İhsan Aktaş’ın ihale aldığı AKP’li belediyelere dokunulmayıp CHP’li belediye yöneticilerinin tutuklanması, İstanbul İl Yönetimi’nin görevden alınması ve yerine kayyım atanması gibi olaylar bunun en çarpıcı göstergesi. Belediye başkanlarının cezaevine gönderilmesi, kongre süreçlerine yönelik müdahaleler, iktidarın muhalefeti sahadan silme planının parçaları olarak görülüyor. 15 Eylül’de Kurultay iptal edilse bile, alınan kararla 21 Eylül’de olağanüstü kongreye gidilecek olması, CHP’nin baskılara rağmen demokratik iradeyi diri tutma çabasını gösteriyor. Bu noktada en büyük övgüyü, tüm engellemelere rağmen direnç gösteren üyeler, delegeler ve Cumhuriyet Halk Partisine destek veren partili-partisiz tüm yurttaşlar hak ediyor.”
+
Orhan Okutan “Yasaya Aykırı Davranan Her CHP’li AKP’nin Ekmeğine Yağ Sürüyor” ara başlığı altında da şu ifadelerde bulunmuş:
“Ancak meselenin yalnızca iktidarın saldırısından ibaret olmadığını görmek gerekiyor. CHP içindeki bazı eski ve yeni yöneticilerin, belediye başkanlarının ve teşkilat görevlilerinin yasaya aykırı uygulamaları, partiyi hem yıpratıyor hem de AKP’nin ekmeğine yağ sürüyor. Aydın’da yaşanan Çerçioğlu örneği, baskıya maruz kalındığında kimin nerede durduğunu açık biçimde ortaya koydu. ‘Partimizin yanındayız’ açıklamaları ne yazık ki çoğu zaman ilk kriz anında boşa düşüyor. Ama asıl tehlike bu boşlukta saklı: Bu tür tutarsızlıklar sadece CHP’yi değil, toplumun direncini de kırıyor. İnsanların inancı zedeleniyor, umutlar köreliyor. Yani yanlış bir tavır, sadece partiyi değil, tüm destek veren halk kesimlerini etkiliyor.
Buradan çıkan sonuç net: CHP’lilerin asıl yapması gereken, eleştirilere kulak tıkamak değil, içerideki yanlışlara cesurca karşı çıkmak. Gazetecilerin eleştirilerine öfkeyle tepki göstermek yerine, yasaya aykırı davranışları teşhir etmek ve durdurmak gerekiyor. Çünkü yasayı çiğneyen her CHP’li yönetici, ister istemez iktidarın istediği gibi kullanabileceği bir piyon haline geliyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı en büyük mirası; bağımsızlık, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü korumakla yükümlü. Cumhuriyet’e sahip çıkmak, sadece dışarıdan gelen baskılara direnmekle olmaz; içerideki yanlışlara da ‘dur’ diyebilmekle olur. Bugün CHP’nin önündeki asıl sınav budur.”
+
Dün yaşananların kalıcı hale gelmemesi için CHP’nin Orhan Okutan’ın vurguladığı sınavı başarıyla, samimiyetle vermesi gerekiyor. Kurtuluşun ve kuruluşun partisi olan CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel keşke “Mahkeme kararını” tanımıyorum dememiş ve Gürsel Tekin de bu partinin il binasına polis eşliğinde girmemiş olsaydı.
CHP’nin 102. yaşını kutluyorum. Cumhuriyet yaşadıça CHP, CHP yaşadıkça Cumhuriyet yaşayacaktır...
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Benim ağrıma giden insanların yalan söylemesi değil, bir süre sonra söyledikleri yalanlara inanmasıdır. --Dostoyevski