Aralıkayı yağışlarında Karabağlar Yaylası ile yanıbaşındaki Çayır 'dagöllenme olunca " Muğla'dan bi haber " bazı gazeteciler " Tarım alanlarısular altında kaldı " başlığı attı. Bizi de o zaman bi gülmek aldı.Keşke çocukluğumun yağmur, kar yağışları olsa da tarım alanları (Menteşe'de)hep sular altında kalsa..!

Ogünlerde Harita Mühendisi Özden Ahmet Akgüç 'de sosyal medya hesabındanşöyle yazmıştı:

" Bumevsimde Karabağlar'da yağan yağmur sularını, Hamursuz dağının doğusundayapılacak büyük bir sarnıca (Yerebatan sarayı gibi) veya yapay küçük bir göldetoplamak lazım. Gidecek yeri olmayan sular doğal olarak yurtları basıyor.Ayvalı Kahvesinde doğan biri olarak bunu yıllardır dile getiriyorum, ama kendimçalıp kendim oynuyorum maalesef. Önerdiğim projenin de büyük bir maliyeti yok.Biriken suların yazın kullanılması da çabası. "

Sevgili Özden ağabey su sorununa çözüm mü, Karabağlar 'daki yurtlara subasmasına karşı önlem mi öneriyor anlamadım...

xx xx xx

Düzovada yayla olur mu?

Muğla 'da olmuş. Biriki metreden su çıkan kuyuları ve yurtların Nisan-Mayıs 'a kadar sularaltında kalması ile olmuş.

Sonbaharlabaşlayan yağmurla birlikte Kızıldağ 'dan, Eğergediği 'nden (Menteşeevleri) ve Dırlavan 'dan (İkizce) inen yağmur suları derelerle Karaçayır 'aulaşırken, Asar Dağı 'nın sağından solundan Tabakhane Deresi ve DeğirmenDeresi ile taşınan yağmur suları da " Kara Muğla Deresi " olarak ovaüzerinde yaylaya ulaşır ve Yaraş Köyü çevresinden Ortaköy 'ünkuzeyindeki Hayıtlık 'tan yaylaya akan sularla Kışla Park 'ınyanından akan Kanlı Dere 'nin suları ve Yılanlı Dağı yamaçlarındaninen sular da Hamursuz Dağı 'nın doğusundaki Çayır 'da toplanır...

Çocukluğumdakışın her iki çayır, özellikle Düğerek Çayır 'ı büyük bir göle dönüşürdü. 1950 'li yıllarda çevrede piknik yapanlar Gökova 'dan getirilenteknelerle çayır gölünde ücretle dolaştırılırdı. Üzerinde yaban ördeği avlayanlarolurdu. O çocukluk yıllarımda " Bu göl yazın neden yok oluyor? " diyedüşündüğüm olmuştur, ama büyürken öğrendim ki, arazi sahipleri sularınzamanında çekilip, toprağın tava gelmesini ve ekim için sürmeyi beklerlermiş...

HamursuzDağı 'nındoğu ucunda Muğlalıların " düden " dediği obruk vardır. Karaçayır 'dada olduğu söylenir. Gözümle görmedim, zamanı gelince (Nisan gibi) kapaklarıaçılır ve sular Gökova Körfezi 'ne ulaşırmış. Suların düdenlerden Akyaka azmaklarına ulaştığı söylenir...

xx xx xx

Son20-25 yılda çelik ve çimentonun girdiği yayla bugün hala yeşil ve yazları serinbir doku ise bu yağışlar sonucu yurtlara su basması ve bölgedeki göllenmesayesindedir...

Ogöllenmeler olmazsa yayla kuyularında da su olmaz!

Göllenmeyiortadan kaldırmak Karabağlar Yaylası'nı kurutmaktan başka bir işe yaramaz!

Elbettetoprak ve yayla suya doyduktan sonra düden kapaklarını açmak yerine, kalanyağmur sularının Özden Ahmet Akgüç 'ün dediği gibi, bir yerdetoplanmasında yarar var. Ki o yollarda karşılaştığımız sarnıçlar geçmişte yazaylarında binek hayvanlarını, hayvan sürülerini ve elbette yolculuktakiinsanların susuzluklarını gidermiştir.

Büyükbölümünün Kanuni 'nin Rodos Seferi 'nde yapıldığı bilinir. Bir çoğuda hayırseverler tarafından yaptırılmıştır. Dünden bugüne atalarımızın " kuraklığaçözüm örneği " olarak bıraktığı bu sarnıçların yanında bir örnekte AnadoluRumları , Fethiyeli hemşerilerimizin Kayaköy 'de bıraktıkları " sarnıçlıevler " var. Kışın evlerin çatılarından akan yağmur suları evin altındakiveya bahçesindeki haznede biriktirilip, yaz aylarında tüketilirdi...

RahmetliDemirel'in " Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz " dediği gibi,bugünün su sorununu dünün sarnıçları ile çözemezsiniz, ama sarnıçlardan yolaçıkabilirsiniz...

xx xx xx

Muğla 'nın Rize 'densonra en çok yağış alan ikinci il olduğu hep söylenir. Aklımda kaldığıkadarıyla ülkemizde en çok susuzluk çeken illerin başında da Bitlis veya Siirt gelir. İkinci veya üçüncü sırada da Muğla gelmektedir...

Artıkkuraklığın içinde olduğumuz son yıllarda bile Muğla en çok yağış alanillerden biri olmaya devam ederken, susuzlukta da ilk sıralarda şampiyonluğuelden bırakmıyor.

Elbettebu Muğla'nın da elinde değil. Çünkü Muğla'nın toprağı geçirimli ve bu yüzdenyağmur suları toprağa düşer düşmez yeraltına akıp gidiyor.

Oyüzden kar yağışı çok önemli...

Küreselısınmanın sonucu olmalı son yıllarda kar yağışı da azaldı. Yağsa da çabukeriyor. Bu kış çok az kar oldu veeridi.. İnşallah Şubat 'ta diyelim.. Olmadı, önümüzdeki yaz beklenendenağır bir kuraklık bizi bekliyor olacaktır...

xx xx xx

Nezaman yazarken de konuşurken de konu " yağışlar ve susuzluk " olursa ilkaklıma gelen Büyükşehir Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün 'ünbaşkanlıkta ilk döneminde " Muğla'da (Menteşe) 50 sene susorunu yaşanmayacak " sözü olur...

Gerek Erman Şahin döneminde, gerekse Orhan Çakır döneminde su sorunuyoktu. Çünkü o yıllarda bugünkü nüfus yoktu ve çeşmelerden " kaynak suyu "akıyordu. Yine de Orhan Çakır döneminde Muğla " kuyu suyu "ile tanıştı.

OsmanGürün 'dezamanında ise kaynak suyu hiç yetmez oldu ve Muğla 'nın içme suyu sorunununçözümünde temelli " su kuyularına " bel bağlandı. Her gün artan nüfusumuza Bahçeyaka , Bozüyük Kuyularının suyu da yetmez hale geldi.Sık sık " arıza var " anonsu ile yaşatılan su kesintileri bu yüzdendir.Eğer mevsim normallerinin altında yağış almaya devam edersek bu yaz içme suyuhatlarımızda şebeke arızalarında büyük artış yaşanacaktır.

Oysabu sorun Başkan Osman Gürün'ün ilk yıllarında kökten çözülebilirdi. BaşkanGürün "su kuyularına bel bağlayarak" Muğla'yı "Su Mastır Projesi hazırlanmalı"diye diye bugünlere getirdi...

xx xx xx

BüyükşehirBelediye Başkanı Osman Gürün , " Muğla Belediye Başkanı " olarakgöreve geldiği ilk yıllarda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kurucu RektörüProf. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı ve " Muğlalı " olmasa da Muğla 'yıçok bilmese de iki önemli proje gerçekleştirmişti.

AslındaFığlalı hoca çok proje gerçekleştirdi de onlardan ikisi çok önemli ve yerelyönetimlerimiz içinde "örnek" teşkil eden projelerdi; Isınma ve içme suyu...

Herkesbilmez. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yerleşkesinde hiçbir zaman kömüryakılmadı. Yerleşke hep " yeraltında depolanmış likit doğal gazla "ısıtıldı. Bir gün hocaya " Burnumuzun dibinde kömür var. Neden doğal gazyakıyorsunuz, pahalı değil mi? " diye sormuştum. Yanıtı şöyle olmuştu:

" Evetpahalı. Bakarsın bir gün Muğla'ya doğal gaz gelir, biz de bir hatla bağlanırızçok ucuza gelir. Hem ben şimdi kömür yaksaydım, Muğla Londra gibi olur,temizlik işçileri sokaklardan ölü kuşlar toplardı. Sende her gün yazardın "

Geçte olsa öyle oldu.. Başkan Gürün 'ün engellemelerine rağmen doğal gazgeldi ve şebekeye üniversite de bağlandı... Yine Fığlalı hoca ' Büyükşehir 'olduğumuzda kapanan İl Özel İdaresi ile işbirliğinde Sandras Dağı 'ndaniçme suyu getirdi. Yerleşkede arıtmalı kanalizasyon şebekesi kurmuş ve yeşilalanları arıtmadan çıkan atık su ile sulamıştı...

Vizyonsahibi olmak böyle bir şey...

xx xx xx

Kulaklarıçınlasın Fığlalı hoca İl Özel İdaresi ile işbirliğinde Sandras 'tansu getirirken Başkan Gürün 'e " Gel şu işbirliğine sen de katıl,Muğlalı kaynak suyu içsin " demiş, O " Muğla'nın suyu var "demişti.

Aslında Muğla 'nın suyu yoktu. Başkan Gürün , rahmetli Orhan Çakır yönetimindenyüklüce borç devralmıştı. Bugünkü gibi " bonkör " de değildi.. Sanırım ozaman işbirliğini kabul etseydi, o günün parasıyla 1 trilyon TL gibi birpara gerekiyordu. Ancak su kuyularından Muğla 'ya su pompalanırkenharcanan elektriğe Muğlalıların senelerce ödediği ve ödemeye devamettiği paranın yanında o 1 trilyon TL hiçbir şey değildi...

Bu Sandras Suyu 'nu o zaman Belediye Meclis Üyesi olan Ziya Ercan hepgündemde tuttu. Bu yüzden Başkan Gürün 'den papara bile yedi. Ercan , AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak da peşini bırakmadı ve işiilgili genel müdürlükte ihale aşamasına kadar getirdi. Ne yazık ki AK Parti' nindiğer yöneticileri Ziya Ercan kadar " Muğlalı ve Muğla sevdalısı "olmadıkları için mi bilmem neredeyse üç yıldır o ihale gerçekleştirilemedi...

Yarındevam ederiz.

------------------------------------------

GÜNÜNSÖZÜ: Akıllı kimdir? Herkesten öğrenen. Kuvvetli kimdir? Hırslarını yenen.Zengin kimdir? Halinden memnun olan. -Meksika atasözü

ÇİVİ

Sayıştay2019 raporunda 'yeryüzü cenneti' olarak adlandırılan Muğla'nın Datça ilçesindebulunan bin 773 işyerinin 656'sının ruhsatsız olduğu tespitinde bulundu.Arkadaşım, "Bu Sayıştay öteki belediyelere bakmamış mı?" dedi.

BeniBi Gülmek Aldı: )))))