Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB), ‘20 Mayıs Dünya Arı Günü’ kutlamalarının bu yıl Muğla'da düzenleneceğini duyurdu.

2010 yılında Ankara’da ‘Altın Yağmur’ sloganıyla başlayan Dünya Arı Günü etkinliklerinin bu yıl 15'incisi, “Arıya Saygı, Geleceğe Umut” mottosuyla Muğla'da, hem de Menteşe Kent Meydanı’nda yapılıyor...

Muğla Valiliği veMuğla Büyükşehir Belediyesi ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Menteşe Belediyesi, Milli Eğitim İl Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, TAB (Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği) ve MAYBİR (Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği) tarafından düzenlenecek etkinlik haftaya Salı günü saat 14.00 de kortej yürüyüşü ile başlıyor ve Menteşe Kent Meydanı’nda gerçekleştiriliyor...

+

ARILAR AÇLIĞA ÇÖZÜM OLABİLİR...

Bal arısının dünyadaki varlığının insanlıktan önce olduğunu belirten ve “Arı yoksa yaşam da yok” diyen Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Ziya Şahin, ‘20 Mayıs Dünya Arı Günü’ etkinliği nedeniyle yaptığı açıklamada “Arının gerek ürünlerinin gerekse doğadaki öneminin insanoğlunun ilgisini çektiğini” belirten Şahin şu ifadelerde bulundu:

Bundan dolayı doğadaki yaşam alanlarından kovanlara aktarılmış, evcilleştirilmeye çalışılmıştır. İnsanların bir şifa kaynağı olarak kullandığı bal, bal arısının esas ürünü olmasına rağmen son yıllarda diğer alternatif arı ürünleri, bal mumu, arı sütü, polen, arı ekmeği, apilarnil, propolis, arı zehri, arı havası insan beslenmesinde ve sağlığında çok yoğun kullanılmaktadır.

İnsan sağlığı ve beslenmesinde bu kadar önemli ve üstün üretim gücü olan bal arısının, insan beslenmesinde yaşanan yetersizlik ve tarım alanlarında ortaya çıkan azalma nedeniyle oluşan ‘açlık sorunu’na bir çözüm olacaktır.

+

ARILARIN YAŞAM ALANLARI KORUNURSA, GELECEK KORUNABİLİR

Bal arılarının tozlaşmayla bitkisel üretime katkısı konusuna da dikkati çeken MAYBİR Kurucusu ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Ziya Şahin,Muğla’da yapılacak etkinlikler kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla bu yıl ilk kez “Hatıra Ormanı” için fidan dikimi yapılacağını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

Bal arıları, üretim gücünü tamamen doğadaki çiçekli bitkilerden almaktadır. Yani üretim için tüketmek zorunda olduğu herhangi bir kaynağa ihtiyaç duymaz. Bal arısı kendi ürünleriyle meydana getirdiği katkılardan daha fazlasını, kültür bitkilerinin tozlaşmasındaki katkısıyla meydana getirmektedir. Bal arılarının, dünyadaki bütün tozlayıcıların içerisindeki payı yüzde 85 dolayındadır. Doğadaki çevre kirliliği ve pestisit kullanımı, iklim değişikliği nedeniyle devamlı artmaktadır. Bu artışla mücadele etmenin en doğal ve güvenilir yolu bal arılarıdır. Bal arısının tozlaşmayla bitkisel üretime ekonomik katkısı, ürettikleri arı ürünlerinin ekonomik düzeyinin 15 katıdır. Ayrıca çayır, mera ve ormanlardaki tozlaşmadan dolayı bitkilerin üremesini sağlaması nedeniyle erozyonun önlenmesinde önemli bir katkı sağlamaktadır.

+

EKOSİSTEMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ONLARIN YAŞAMINA BAĞLI

‘20 Mayıs Dünya Arı Günü’, her yıl kutlanan bir gün olup, arıların korunması ve öneminin vurgulanması amacıyla çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Bu tarihin seçilmesinin nedeni, modern arıcılığın babası olarak bilinen Anton Janša'nın doğum günü olmasıdır.

Bal Arıları, Ziya Şahin’in de dediği gibi ekosistemlerin sürdürülebilirliği ve gıda güvenliği için hayati bir rol oynamaktadır. Bu gün, arıların ve diğer tozlayıcıların (kelebekler vd) karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak için önemli bir gün.

Ki, “Arıya Saygı, Geleceğe Umut” sloganı da bu günü anlamlandırıyor.

Birleşmiş Milletler, başta arılar ve kelebekler olmak üzere omurgasız tozlayıcıların %40’ının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dair uyarıda bulunuyor. Dünyadaki yabani çiçekli bitki türlerinin %90’a yakını, dünyadaki gıda ürünlerinin %75’inden fazlası ve küresel tarım arazisinin %35’i tamamen hayvan tozlaşmasına bağımlıdır.

Bir de Yaban Arısı var. Onların nüfusunda da %87’lik kayıp yaşanıyormuş.

Yaban arıları, çiçekli habitatların kaybolması, zehirli böcek ilaçlarının kullanımı ve iklim krizi gibi tehditlerle karşı karşıya. Uzmanlara göre, yoğun monokültür uygulamaları, pestisitlerin uygunsuz ve aşırı kullanımı arıların yuvalama alanlarına erişimlerini engelliyor; zararlı kimyasallara maruz kalmalarına neden olarak bağışıklık sistemlerini zayıflatıyor. Bal arılarından daha etkili tozlayıcılar olarak bilinen yaban arılarının popülasyonunda keskin bir düşüş görülüyor. Paslı yamalı yaban arısı nüfusunda son yıllarda %87’lik bir kayıp gözlendi ve bu arı, ABD’nin nesli tükenmekte olan türler listesine giren ilk arı türü oldu.

Arıcıların bakımını üstlendikleri bal arıları da benzer şekilde hastalıkların tehdidi altında. Bu da dünyanın tozlayıcılara bağımlı olan gıda mahsullerinin dörtte üçünün zarar görebileceği anlamına geliyor. FAO’ya göre, böceklere ve diğer tozlayıcılara bağımlı olan mahsul üretimi miktarı son 50 yılda üç katına çıkmış...

Aslında bu bir alarm, ama...

Bu arada Greenpeace, arıları korumak için eylemleri şu şekilde sıralıyor: En tehlikeli yedi böcek ilacını yasaklayın... Yabani yaşam alanlarını koruyarak tozlayıcıların sağlığını koruyun... Ekolojik tarım yapın...

+

ARI YOKSA “TARIM ÜLKESİ” DE OLAMAZSINIZ...

Dün de ‘Dünya Çiftçiler Günü’ kutlandı.

Başta siyasiler olmak üzere ilgililer, parlak ifadeler ile paylaşımlar yaptılar. Onlardan biri şöyleydi:

Emekleriyle toprağı yoğuran, soframıza gelen her türlü nimette büyük emekleri olan çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutlu olsun.

Kutlu olsun... Keşke böyle demek yetseydi... O soframıza gelen her türlü nimet kesinlikle “Arılar” sayesinde geliyor da hiç merak edip araştırdınız mı, o nimetlerin ne kadarı ‘Anadolu topraklarından’ ne kadarı yurt dışından geliyor.

Çocukluğumda “toplu iğne” dahi üretemememizden şikayet edilirken, ‘Yerli Malı Haftası’ kutlamalarında öğretmenlerimiz “Tarım Ülkesi” olmamızla, kendi kendimizi doyurmamızla övünürlerdi. Öyleydik... Rusya’ya buğday sevk edildiğini bilirim... Şimdi savaş halindeki Rusya neyse de üzerine her gün bomba yağan Ukrayna’dan buğday satın alıyoruz... Toplu iğneyi de mi ithal ediyoruz bilmiyorum, ama mercimeği Kanada’dan alıyoruz. Tabii tercih meselesi...

+

MUĞLA “ARI KENTİ”DİR DE...

Dün bol bol “iklim değişikliği”nden ve “sürdürülebilirlik”ten söz edildi. 20 Mayıs Salı günü “Arı Günü”nde neler söylenecek çok merak ediyorum.

Greenpeace’nin önerdiği eylemlerin en çok yapılması gereken yerlerden biri ise Muğla...

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, bir yıl önce göreve başladığı gün Muğla için “Dünya Kenti Muğla” sloganını ortaya koydu. Henüz bu sloganın “hedeflerinin” ortaya konduğunu görebilmiş değiliz. Biliyorsunuz, Osman Gürün döneminin sloganı “Hedefimiz Bir, Muğla1Bir” şeklindeydi. Yerine Ahmet Aras geldi, hala o sloganı anlayabilmiş değiliz... Belki de iyi bir şeydir, biz anlamadık.. Belki de anlatılamadı...

Şimdi “Dünya Kenti Muğla” diyoruz. Olduk mu olacak mıyız? Son yerel seçimler yaklaşırken Osman Gürün’ün ortaya attığı bir slogan da “Bizi Birde Bahardan Sonra Görün” olmuştu. Vallahi ben bir tek Osman Gürün’ün gittiğini gördüm, “Arılar ne gördü” bilmiyorum!

Acaba Ahmet Aras Başkan da “Bizi Birde Dünya Kenti Olduktan Sonra Görün” der mi bilmiyorum. Ama korkarım bu gidişle ebemizi göreceğiz...

Muğla ‘Dünya Kenti’ oldu mu olmadı mı bilmiyorum, ama Muğla’nın bir “Arı Şehri” olduğunu biliyorum...

Yoksa sırf MAYBİR kurucusu Ziya Şahin TAB Başkanı diye memleketi Muğla ‘20 Mayıs Dünya Arı Günü’ kutlamaları için tercih edilmiş olamaz...

+

İPİMİZİ KENDİMİZ ÇEKİYORUZ...

Yukarıda “Greenpeace’nin önerdiği eylemlerin en çok yapılması gereken yerlerden biri ise Muğla...” dedim. Çünkü ballarıyla ve özellikle “çam balı” ile ünlü Muğla, bal ormanlarının da en çok bulunduğu bir coğrafya.. Bu coğrafya da çam balı ormanları yangınlarda yok olurken, il genelinde çeşitli nedenlerle tehdit altındaki çam ormanlarına özellikle Ula’da ve bu ilçeye bağlı Akyaka’da adeta saldırılıyor...

Bunun yanında arılar olmadan sera ürünlerinin olamayacağı bilindiği halde bu ürünler ve başkaca tatım ürünleri için kontrolsüz ilaç tüketilen yerlerden biriyiz de...

‘20 Mayıs Dünya Arı Günü’nün Muğla’da kutlanması umarım bir işe yarar...

Hani son yıllarda “Büyükşehir statüsüne” geçtiğimizden beri şehrimizde moda olan, başka yerlerde var mı bilmiyorum, ki Kavaklıdere Belediyesi bunları klimalı kapalı alanlar haline getirmeye başladı, bu Sosyal Donatı Alanları gibi Menteşe Kent Meydanı da “çok amaçlı” bir hal aldı... Yanlış anlaşılmasın, buna karşı değilim, ama Dünya Kenti Muğla’da bu içine edilmiş alanın da artık geleceğini belirlemeliyiz...

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ;Kahrolsun Emperyalizm. Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye...