Muğla ve ilçeleri her ne kadar sadece deniz turizmiyle dikkat çekiyorsa da burada yoğun bir kültürel birikim vardır. Başta Menteşe oğulları olmak üzere, yörede ekonomi ve kültürün gelişmesinde önemli rol oynayan sülaleler yaşamıştır. Milas’ta birkaç sülale herkesin malumudur. Bunlardan siyasî olarak hem Osmanlı döneminde hem de Cumhuriyet döneminde öne çıkan aile, Menteşe sülalesidir. Bizim kuşak bu sülaleden son dönem siyasetçilerinden Nahit Menteşe (1932-2024)’yi bilir.

Sülale hakkında bilgi almak için Milas’ın yetiştirdiği ve Milas kültürüne hâkim olan akademisyenlerden Prof. Dr. Bakiye Uğur’dan bilgi aldım ve Menteşe ailesi ile ilgili eksik bilgileri tamamladım. Nahit Menteşe’nin babası Halil Menteşe (1874-1948), Osmanlı dönemi Hariciye vekili ve Meclis-i Meb’ûsan Başkanlığı yapmış birisi. Halil Menteşe’nin kardeşi Murat Salih Menteşe (1876-1955) ise subaylık yapan ve Jöntürkler hareketine katılmak için Paris’e giden biri. (Murat Salih, Paris’te 1908’de Fransız asıllı Suzanne Dugenny ile evlenir. Bugün Milas’ta “Madam Murat’ın evi diye bilinen ev, 1976’da ölen Madam Murat için yaptırılmıştır.)

İşte bu Halil ve Murat Salih Menteşe ve babaları, günümüz sanayi ve ticaret erbabından Ali Osman Menteşe’nin dedesi Salih Ağa’nın mezarı, Milas’a bağlı Ağaçlıhöyük köyünün girişinde oğlu ve geliniyle beraber. Suzan Menteşe ve Murat Salih Menteşe’nin mezar taşları yeni harfli ama 1884 yılında ölen babaları Salih Ağa’nın mezar taşı eski yazılı.

2000’li yılların başında Milas dağlarını dolaşıp sarnıç ve eski yazılı mezar taşı-kitabe peşinde koşarken Ağaçlıhöyük muhtarına da uğradım; tabii ki sarnıç ve eski yazılı mezar taşı ve kitabeleri sordum. Muhtar önce hazine arayıcısı falan zannedip tereddüt etti ama kısa zamanda ikna ettim ve  bilgi verdi. Verdiği bilgilerden biri köyün girişindeki mezar taşlarıydı.
Ben mezar taşlarının fotoğraflarını çektim ve o yıllarda yeni harflere aktardım ama bilgisayarında bir kenarda kalmış. Geçenlerde bilgisayarı karıştırırken buldum mezar taşının fotoğrafını. Birkaç kelimenin okunuşunda sorun vardı. Onu da Hayrullah Satılmış kardeşim ile hallettik. Artık vakit kaybetmeden kamuoyuyla paylaşayım istedim.

Mezar taşı metni şöyle:

Hüve’l-Hallâku’l-Bâkî

 

Misli yok dinse sezâdır müştehir bir hânedân

Hâl-i cûd-ı cûy ile toldı bütün sem’-i cihân

 

Münteşirdir hüsn-i hulkı hem müntesib-i Nakşbend

Dâbıdır memnûn iderdi nice züvvârı hemân

 

Savb-ı Hak’dan çün alınca irci’î fermânını

Eyleyüp birden icâbet  oldı ukbâya revân

 

Lü’lü’-i eşk ile yazdı ehline târîh Ziyâ

Hâcı Sâlih efendi itdi  adn içre mekân

 

Li’llâhi’l-fatiha

Sene 1301

Fî 4 Zilka’de

141 yıl önce yazılan ve o zaman herkesin okuyup anlayıp şimdi torunlarının bile okuyamadığı mezar taşında ne yazıyor bakalım:

O (Allah) Yaratıcıdır ve Sonsuzdur

Benzeri olmayan meşhur bir sülale olduğu söylense layıktır.

Cihanın kulağı, onun ırmağının cömert hâlini duyarak dolmuştur

Huyunun güzelliği yaygın bir şekilde bilinir, hem de Nakşıbendî’dir

Onun şan ve şerefi, gelip geçen ziyaretçileri doyurmaktır

Allah tarafından “dön” emri gelince

Hemen emre icabet eyleyip öbür âleme doğru yürüdü

Ziya da ehlinin anlayacağı şekilde “gözyaşı incisi” diye tarih düşürdü

Hacı Salih efendi Adn cenneti içinde mekan tuttu

26 Ağustos 1884

Son beyitteki ebced hesabı ile Salih Ağa’nın Hicrî ölüm yılı olan 301 (1301) yılına işaret edilmiştir.

Mezar taşı metnindeki şiiri, 19. asrın sonunda Muğla civarında meşhur bir şair olan Ziyâ  söylemiştir. Aynı şair başta Muğla Saatli Kulesi olmak üzere değişik yerlerde mezar taşlarına da şiirler yazmıştır.

Şiirden de anlaşılacağı üzere Salih Ağa Nakşıbendî tarikatine mensuptur ve Milas’a yolu düşenlerin önüne cömertçe sofralar kurmasıyla meşhurdur. Cömertliği her taraftan duyulmuştur ve “Dön” emri gelince de ebedî âleme göç etmiştir. Bunun üzerine şair Ziyâ da ebced hesabıyla ölümüne tarih düşüp onun Adn cennetine gittiğini ifade etmiştir.

Salih Ağa ve çocuklarına ve ölen torunlarına Allah rahmet eylesin;  yaşayan torunu Ali Osman Menteşe ve ikinci kuşak torunlarına sağlık versin.