Gerçeklikle kurgu arasında gerçekliğin ön plana çıktığı eserler okurunda veya izleyicisinde daha kalıcı izler bırakır. Genelde kurgu açısından gerçeklik izleyicisinde veya okurunda duygusallıktan çok eleştirel bir farkındalık kazandıran bakış açıları kazandırır.
Maalesef yerli eserlerimizde kurgu edebiyatta olsun sinema-televizyonda olsun duygusal açıdan okurunu, izleyicisini daha yüzeysel bakış açılarıyla baş başa bırakır. Bu açıdan sanatsal eserin tutarlılığı etkilediği kitlelerde bir farkındalık yaratma durumunda değildir.
Sadece duygusal okuma yapan bir okur ile izlediği filmde sadece duygusal çıkarımlar elde eden bir izleyici arasında bir fark yoktur. Sonuçta eser sadece zamanı tamamlayan ve seslendiği kesim için ait olduğu yaşamın rutininden bir anlık çıkmasını sağlayan bir vesileyr dönüşmüştür. Halbuki eser seslendiği insanlarda eleştirel bir bakış kazandırmanın yanı sıra kendi yaşamlarına olumlu izler taşıyabilecekleri, sorgulayabilecekleri, yenilenebilecekleri bir şeyler bırakmalıdır.
Özellikle Batı edebiyatında ve sinemasında kişi okuduğu veya izlediği eserin salımında kendine ait izler ya da parçalar muhakkak bulur. Bizim yerli eserlerimizde azınlıkta diyebileceğimiz eserler gerçek anlamda seslendiği kesimlerin üzerinde izler bırakabilir.
Toplum olarak bireysel okumada kendimize ait alan yaratmada istediğimiz hedefleri yakalayabildiğimizi söyleyemeyiz. Günlük okumalarımızda bile çıkarımlarımız anlık değişken taraflı gelir geçer hedefler üzerinden yürütülmektedir. Ya çok severiz ya hiç beğenmeyiz. Bir eserin çok ya da hiç zarfları ile beğeni altında tutulması bütün bu ifade ettiğimiz tutarlılık boyutunda karşımıza çıkmaktadır.
Bir film izleyicisinin, bir tiyatro seyircisinin, bir kitap okurunun nitelikli kazanımlar elde etmesinde gerçekliğin eleştirel boyutu en önemli tutarlılık ölçütüdür.
Özellikle sinemanın çok az bir kesime seslendiğini düşünürsek, tiyatroda aynı izleyici grubuna ses vermektedir, televizyon dizileri seslendiği kesimin zamanını tüketmekte ve karşılığında izleyicisine hiçbir şey vermemektedir. Estetik ölçütlerin en başında bulunan zevk unsuru, eleştirel uyumluluk maalesef hiçbir televizyon dizisinde karşımıza çıkmamaktadır. Son on yıldır aynı senaryolar, hatta aynı karakterler isimler roller değişerek temcid pilavı gibi izleyicinin önüne sunulmaktadır.
Tutarlılık ölçütlerini düşündüğümüzde televizyon dizileri izleyicisi üzerinde sadece ve sadece güdümleme dışında hiçbir iz bırakmamaktadır.
Avrupa, Amerika, Uzakdoğu, Hint ve dünya sinema ve televizyon dizilerine baktığımızda popüler yoğunluğun dışında izleyicisi üzerinde etkili izler bırakabilen eserler karşımıza çıkmaktadır. Senaryolar, kurgulamalar tamamen hayatın gerçeklik algısından yola çıkarak eleştiri, öz eleştiri sınırlarını zorlayarak okuru üzerinde olumlu farkındalıklara yol açabilmektedir.
Son zamanlarda izlediğim 18 bölümlük bir Amerikan dizisi (Matlock) 75 yaşına gelmiş ömrü boyunca bir sanat profesörü olan eşi için hayatının dönüm noktası olan mesleğini ikinci plana gitmiş bir kadının her şeye sıfırdan başlayıp avukatlığa dönüşünü, yıllar sonra ilk kez duruşmalarda verdiği mücadeleyi, öncelikle kaybettiği evladı için verdiği hak mücadelesinin yanında toplumun ezilen kesimlerinin de davalarını yürüterek kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesini konu alıyor.
Bu kadar uzun anlatımlı bir içerik içerisinde dizinin her bir bölümünde insan merkeze alınarak çok seri bir kurgulamayla izleyeceği çok farklı bakış açılarıyla baş başa bırakabiliyor. Sömüren ezici azınlığa karşı ezilen çoğunluğun sesi olmak 75 yaşında bir insan için bile hayatının son dönüm noktasında hayata yeniden bir merhaba demesini sağlıyor.
İnsanı içinde bulunduğu andan çok farklı bakış açılarıyla kendine ait olanı bulma yolculuğunda önemli başlangıçlara götüren nitelikli eserler bir okur, bir izleyici, bir seyirci olarak aslında bize çok şey katabiliyor. Bu açıdan bir eserin tutarlılık ölçütlerinde seslendiği kesim sanat eserinin farkındalığını da ortaya koymuş oluyor.
Okumak, izlemek, seyretmek hayatımızda çok farklı dönüm noktalarının sadece bize ait alanın farkına varmamızı sağlıyor.