Tarih boyunca devletlerin en çok isteyeceği şeylerin başında adanmışlık duygusuyla yanıp tutuşan fertlerden oluşan bir toplum olabilmek gelir. Adanmışlık düşüncesi ve duygusuyla yoğrulan insan, memleketin bekasına kefil olabileceği gibi o memleketin en yüce devletler seviyesine ulaşması için birtakım fedakarlıklarda bulunur. Fedakarlıklar bir süre sonra, olmadı bir nesil sonra meyvesini vermeye başlar. O müreffeh ülkenin insanları eğer aynı adanmışlık ruhunu devam ettirirse nesiller boyu çok farklı bir millet ve devlet ortaya çıkarır, tarihe de adını yazdırmayı unutmaz.

Adanmışlık üzerine beni çok düşündüren ve yazmaya iten sözler merhum Osman Yüksel Serdengeçti’ye ait. Bir Nesli Mahvettiler adlı kitabında “Malım, mülküm, evim, barkım, çoluğum, çocuğum diyen adam hiçbir şey yapamaz. Milletim, vatanım diyebilmeli. Daha ileri giderek dinim, Allah’ım diyebilmeli ve icap ederse düşünmeden kendini bu yolda harcayabilmeli.” der. İlerleyen satırlarda “Hakiki kurtuluş, kurtarıştadır; insan kurtarırken kurtulur. Feda etmek, feda olmak, serden geçmek lazım.” diye devam eder. Bu derin düşüncelere daldıran satırların arkasında önünde birbirinden çarpıcı cümleler temel düşünceyi desteklemeye devam etmiştir. Kendini feda eden veya birçok şeyden vazgeçen insanlar üzerine düşünmek lazım. Onların bu adanmışlık duygusunun bizim milletimize neler kattığı üzerine düşünmek lazım. Örnek vermek gerekirse 1961 yılında çok kısa süre içerisinde kendini feda etme noktasına gelip Devrim arabasını üretmek için çalışan insanlar belki o gün için bir şeyleri yeteri kadar başaramadılar. Belki kariyerlerinden bir şeyler kaybettiler ama geleceğin inşasında ve üretimde örnek olabilmek adına güzel izler bıraktılar. Nuri Killigil için “inançlı ve idealleri olan bir karakter” denilmesi onun için en güzel adlandırmalardan birsidir. Zorluklar içinde Türk savunma sanayinde ortaya koyduğu üstün çalışmalar sonucunda gelecek dönemler için savunma sanayinde atılan adımların öncüsü olmuştur. Süper vali adıyla anılan rahmetli Recep Yazıcıoğlu yönettiği şehirlerde gecesini, gündüzüne katarak örnek bürokrat nasıl olur, bize göstermiştir. Tarihin şanlı sayfalarında nice adlı, adsız kahramanlara da değinmeden geçmeyelim önce vatanım deyip şehit ve gazi olan insanlarımız yine adanmış ruhlar olarak tarihte yerini en üst mertebeden alır. Bu örnekler Türk milleti için uzar gider.

İçinde bulunduğumuz maddeci çağda insan hazza doğru çağrılıyor. Sürekli refah isteği ve arzusu, dünyevi heyecanlara doğru koşan ruh hali, sonsuz sahiplenme isteği bizi adanmışlık ruhundan vazgeçirebilir. Fedakârlık etmek bizlere çok zor gelebilir. Unutmamak gerekir ki tarih sahnesinde kalem ve kâğıt hep adınmışlar ve adanmışların ülkesini yazıyor.

Gelelim can alıcı soruya şimdilerde ülkemizde adanmış ruhlar var mıdır? Ben inanıyorum ki memleketin dört bir yanında üretimden, eğitime, savunma sanayinden, sanata, ülkenin korunmasından, yönetilmesine kadar birçok alanda adanmış ruhlar vardır. Yoksa bağımsız ve büyük ülke hayallerini nasıl diri tutacağız.