Bilindiği gibi AK Parti’nin Muğla’da belediye başkanı adaylarının belirlenmesi yolunda hafta sonunda il merkezinde Atatürk Spor Salonu’nda temayül yoklaması ile teşkilatların önerileri alındı.

Büyükşehir için ortada tek aday adayı olmakla birlikte başta Milas aday adayı Barış Saylak olmak üzere çok sayıda isim önerildi. AK Parti Muğla’da en çok kim isteniyor bilmiyoruz.

Bunu hiç bilemeyeceğiz. Sonuçlar açıklanmayacak. Anket ve başka kriterlerde dikkate alınarak kesinleşen adaylar listesi açıklanacaktır. Ancak bu açıklama için de CHP’nin adaylarının belli olmasının beklenebileceğine işaret edenler de var...

xx xx xx

AK Parti’de Büyükşehir belediye başkan aday adayları için 50.000 TL alınırken, İlçe belediye başkan aday adayları için 20.000 TL alınırken, Belediye Meclis Üyesi aday adayları için de 10.000 TL bağış alınıyor.

Meclis üyelikleri için 9 Kasım’da başlayan başvurular 3 Aralık da sona eriyor.

Ben temayül yoklaması ile ilgili yazım için AK Parti yöneticilerinden belediye başkanı aday adaylarının listesini aldığımda, listenin altında meclis üyesi aday adayları şöyle sıralanıyordu:

Milas; Murat Sarıgül... Bodrum; Arif Türkdoğan... Fethiye; Ahmet Özütok, Ahmet Yasin Çolak, Süleyman Topcuoğlu... Marmaris; Salih Taşkın...

Evet bu kadardı... Sanıyorum hala bu kadar. 3 Aralık’a ne kaldı ki? CHP’de kaç para bilmiyorum, AK Parti’de meclis üyeliği için 10 bin lira fazla bulunmuş olabilir mi diye de düşündüm...

CHP’de de durum farklı sayılmaz. Orada da başkan adaylığına, meclis üyesi adaylığından daha çok ilgi var...

xx xx xx

Sanırım meclis üyeliği “Zaten başkanın dediği olur” bakış ve anlayışı sonucu olsa gerek pek önemsenmiyor...

Önemseyenlerin çoğunun da “Sosyal statü sahibi” olmak istedikleri veya “işlerini kolaylaştırmak derdinde oldukları” görülüyor. Tabii memleketine hizmet etmek ve yanlışlara karşı durmak ve doğruları, toplum menfaatlerini savunmak için oraya gelenleri tenzih ederim...

Oysa belediye meclis üyelikleri en az belediye başkanlığı kadar önemlidir... Önemli olmalıdır...

Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nin geçenlerde yapılan Kasım Ayı Olağan Toplantısı’nda yaşanan olumsuz olayları biliyorsunuz... Köylerinde, bölgelerinde çimento tesisi istemeyen Deştinliler ile onlara destek veren Yaşam Savunucuları zorla dışarı çıkarılmışlardı...

O olaylı toplantıdan sonra Deştinlilerin Avukatı Nuray Şahbudak şu paylaşımı yapmıştı:

Halkla arasına barikat koyan, Deştin halkını zabıta ve bir kısım görevliler ile susturmaya çalışan, Çimento fabrikasının yapılması için olur da yeniden ÇED alır diye planları hazır tutmaya çalışan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve  grubu, çimento fabrikası için bu büyük arzu ve isteğinizin nedeni nedir? 7751 hektar orman alanı yok edilince daha mı mutlu yaşayacaksınız? İçme suyu kaynaklarınız yok olduğunda daha mı huzurlu yaşayacaksınız? Projenin kamu zararına neden olacağı bilimsel olarak ortaya konulmuşken, siz neyin savunuculuğunu yaptığınızın farkında mısınız? Gelecek kuşaklara çimento tozu bırakma gayretinizden vazgeçin. Tarihe çimentocu belediye olarak geçeceksiniz bu tavırlarınızla. Unutmayın görevinizi kamu adına ve kamu yararına yapmak zorundasınız.

Peki CHP grubunda halkının yanında olan, dirayetli meclis üyeleri olsaydı nasıl olurdu?

xx xx xx

Son seçimlerde Türkiye İşçi Partisi’nin Muğla Milletvekili adaylarından olan Mehmet Yapıcı da bu konuda  geçenlerde şu paylaşımı yaptı:

2024 yerel seçimleri, bundan önceki yerel seçimlerin aksine belediye meclislerinin öneminin anlaşıldığı bir seçim olacaktır. Başta çimento fabrikası hadisesi olmak üzere, son yıllarda Muğla'da karşımıza çıkan konuların sorgulanabilmesi için, grup kararlarının dışına çıkabilecek, başkanlarının ağzının içine bakmayacak belediye meclis üyeleri sistemin emniyet supabı olmalıdır.

Bu seçimde başkan adayınız kim olursa olsun; onu layıkıyla denetleyecek, başkanın her dediğine evet demeyecek, siyasi kariyer beklentisi olmayan, partilerin sözcüsü değil, halkın sözcüsü olan belediye meclis üyelerini seçmek gerekir.

Yapıcı, Ali Turbalıoğlu’nun bir yorum sorusu üzerine de şöyle kaydetti

İşte bu seçimde başkan kadar meclis üyeleri de tek tek dikkatli bir şekilde seçilsin. Başkan için oy verilen kişinin listesinin seçilmesi geleneğini kıralım.

xx xx xx

Aynen Mehmet Yapıcı’nın dediği gibi oluyor...

CHP’de de AK Parti’de de bir “Meclis üyesi aday adayı havuzu” oluşuyor, başkan adayı da oradan bir “Meclis Üyesi aday listesi” çıkarıyor... Başkan ile birlikte o meclis üyeleri tanınmadan, bilinmeden, hatta çalışmadan kendilerini mecliste buluyorlar!

Ondan sonra bir de bakmışsınız, belediye başkanı meclis üyelerine bile sormadan bir çimento firmasına ruhsat vermiş!

En acısı ve düşündürücüsü de o kendilerine sorulmayan, bilgi verilmeyen meclis üyelerinden hiç değilse bir ikisinin çıkıp, “Sayın başkan o ruhsatı kime sordun da verdin?” diye sormamaları olmuştur...

Şimdi o meclis üyelerinden bazıları da belediye başkanı aday adayı oldu.

Onlardan birisinin aday olması halinde kendisine çimento ile ilgili, Akbelen ile ilgili, hatta Yerkesik / Denizova’da kesilen Meşe Palamutları ile ilgili sorular yöneltildiğinde ne cevap verecekler çok merak ediyorum...

xx xx xx

Sevgi Ulcay İngiltere’de yaşayan, ama bununla birlikte “Yerleşik Datçalılardan”, hayata evrensel bakan  sosyalist düşünen ve istese yazar da olabilecek bir entelektüel... O da geçenlerde oldukça ilginç ve düşündürücü bulduğum “Değişim mi yoksa aynı san, aynı terane mi?” başlıklı şu paylaşımı yaptı:

Datça'da CHP'den seçime girmek isteyen belediye başkanı ve meclis üyesi aday adaylarının 28 Kasım'a kadar başvurmaları gerekiyormuş. Yasa gereği İstifa etmesi gerekenlerin ise 5 Aralık'a kadar süresi var.

Hadi bakalım, görelim aday adaylarını..Eleştirmekle olmaz ‘elimi taşın altına da koyarım!’ demek gerek..

Bana hiç laf etmeyin ben yarı zamanlı değil de hep Datça’da yaşasaydım çoktan adaylığımı açıklamış, kapı kapı dolaşmaya başlamıştım.

Neyse hadi gari!!

Kim halkçı, kim rantçı olacak?

Değişim yine sözde mi kalacak?

Saz aynı saz kalıp, sadece teller mi değişecek?

Yoksa yeni cesur yürekli birileri umut olup, sürpriz yapıp artık yetti mi diyecek?

Mesela başkanlığa bir kadın aday neden olmasın?

Meclis vitrin için değil, kota için değil, belediyenin içi için değil, ziyaretler, düğünler dernekler için değil, hak için, hukuk için, Datça için mücadele edecek çalışacak cesur yürekli kadınlarla niye dolmasın?

Yoksa, ‘bırakıyorum, asla aday değilim!’ diye defalarca açıklama yapmasına rağmen Başkan Gürsel Uçar sessizce, merkez ‘karar veremedik sen devam et’ desin diye mi bekleyecek.. dedirtmeye mi uğraşacak..

Heyecanla bekliyoruz.. ve çok fena takipteyiz.. ?

xx xx xx

Sevgi Ulcay’ın paylaşımı sadece Datça için değil, her yer için geçerli... Datçalı kimi seçer, kimi seçmez beni ilgilendirmez... Bana “Eski Datça’ya gittiğimde yerinde duruyor olsun” yeter... Ama Datçalı’nın ne düşündüğü de önemli.

Menteşelinin de, Milaslının ve Fethiyelinin de...

Ben Menteşe’nin daha çok derdindeyim... Çünkü Menteşe’de yaşıyorum... Ancak Muğla’da bir de Büyükşehir var... Kaç yıldır MUSKİ’ye mırın kırın ediyoruz... Ulaştırma Daire Başkanlığını uygulamalarına kızıyoruz... Velhasıl Osman Gürün’e tepki gösteriyoruz... Bazen O’nun için de üzülüyorum... Büyükşehir Meclisi’nde Bir tane (AK Partili Eray Çiçek hariç) de “Dur ne yapıyorsun?” diyen çıkmıyor... Osman başkan da bütün yaptıklarının doğru olduğunu sanıyor...!

Unutmayalım ki Büyükşehir Meclisi ilçelerde seçilen meclis üyelerinin ilk sıralarda yer alanlarından oluşuyor...

Beyler, hanımlar belediye başkanı adayları için kafa yorduğunuz kadar meclis üyesi adayları için de kafa yorun... Kuyunuzu kendi ellerinizle kazmayın. Evlerinizin önünü süpürün, yoksa sonra ayağınız takılıp düştüğünüz de söylenmeyin... Bir soru ile noktalayalım:

“Belediye başkanı adayları seçilmeleri halinde kendilerinden bilgili ‘evet’ demek kadar ‘hayır’ demenin de bilincinde olanları meclisine alır mı?”

Son söz;

Bütün partilere söylüyorum; Seçim kazanma şansınız olmayan ilçelerde belediye başkanı olabilecek çapta ve belediye ile işi olmayan meclis üyesi adayları gösterin. Ki yarın seçildiklerine karşınızdaki partiden başkan seçilenin “Hıh” deyicisi olmasınlar....

------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Herşey olması gerektiği için olur ve yaşanması gerektiği için yaşanır. Pişmanlık; 'keşke olmasaydı' diye değil, 'bir daha olmasın' diyedir.--Alexandre Dumas (oğul)