2023’ün son demlerinde,
Tarihin zor zamanlarındayız.
Dünyada bir güruh var.
Bunlara Küreselci diyoruz.
Adeta bizlerle oynuyorlar.
İnsanlığı;
Köleleştirmek,
Nüfusu azaltmak,
Mülksüzleştirmek,
Cinsiyetsizleştirmek,
Bireyselleştirmek,
Kültürsüzleştirmek
Devletsizleştirmek,
Ulus devletleri yıkmak,
Tek dünya devletine gitmek gibi bir gayeleri var.
Hedeflerine doğru
Tam gaz ilerliyorlar.
Bizler de bu kötülükler karşında uyanmaya,
Farkındalıklarımızı artırmaya çalışıyoruz.
Bu deccali dönemde,
Vatanımızı korumak zorundayız.
Anadolu bizim göz bebeğimiz.
Ülkemiz dünyanın merkezi.
Bu topraklara sahip olabilmek için can atıyorlar.
Lakin heveslerini kursaklarına tıkarız.
Biz varız.
Pençesini açmış bir aslan gibi,
Kanatlarını semada olan doğan kuşu gibi,
Onlara geçit vermeyeceğiz.
Ülkemiz bir politika dahilinde dizayn ediliyor.
Bir el tarafından,
Anadolu’yu Türksüzleştirme politikası yürütülüyor.
Bunları da aparatlarına yaptırıyorlar.
Zaman zaman,
Bizi çileden çıkartan açıklamalar oluyor.
Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan da,
Bizi hayrete düşüren açıklamalar yaptı.
Güya parası yokmuş,
İstanbul’da kiralık ev bulamamış,
Kira fiyatları çok yüksekmiş,
Ailesinin yanına taşınmış
Vay efendim bir evde bir kişi nasıl yaşarmış,
Bir evde 10 kişi yaşamalıymış gibi,
Sözler sarfetti.
Tam küreselci ağzı ile konuşuyor.
Küreselcilerin mülksüzleştirme projesi var ya,
Sanki onların sözcüsü.
İstanbul kasıtlı bir şekilde,
Vatanın öz evlatlarının yaşayamayacağı hale getirildi.
Akın akın özevlatlar İstanbul’u terk ediyorlar.
Ve yabancılar İstanbul’a yerleştiriliyorlar.
Adım adım Anadolu Türksüzleştiriliyor.
Kör müsünüz?
Sağır mısınız?
Yoksa işbirlikçi misiniz? diye sorarlar adama.
Bu vatan kolay kazanılmadı.
Tarih boyu böyleydi.
Geçmişimizi bilmiyoruz.
Geçmişini bilmeyen geleceğini yaratamaz.
Öğrenmeliyiz.
Daha da geri gidelim.
Yıl 1897.
Osmanlı İmparatorluğumuz,
Ve Ab dulhamit Han dönemine.
Bu dönemde Avrupa’da Basel de bir kongre yapılır.
Bu kongrede Büyük Orta Doğu projesi konuşulur,
Bu kongrede gür bir sesle,
Filistin bölgesinde,
Kudüs etrafında bir devlet kurulacağı,
Bu devletinde 50 yıl içinde kuruluşunun tamamlanacağı belirtilir.
Bu devlet İsrail devletidir.
Theodor Herzl bu devletin planlayıcısıdır.
Bu topraklar Osmanlı Toprağıdır.
Buna müteakip,
Abdulhamit Han’dan,
Yıldız Sarayında görüşme talep edilir.
Bir türlü randevu vermek istemez padişahımız.
En sonunda görüşme talebini kabul etmek zorunda kalır.
Gelen heyet der ki,
‘Biz Kudüs etrafında devlet kuruyoruz,
Bu toprakları da para ile satın almak istiyoruz’ derler.
Yüklü miktarda para ve altın teklif ederler.
Sultan Abdulhamit Han,
Bu teklifi duyunca küplere biner.
Bu ne cesaret!
‘Kanla kazanılan topraklar parayla satılamaz,
‘Ayağınızı denk alın’,
‘Siz bu cüreti nasıl gösterirsiniz’ diye,
Çok sert tepki gösterir.
‘Ben bir karış dahi olsa toprak satamam,
Zira bu vatan bana değil milletime aittir.
Milletim bu imparatorluğu kanlarını dökerek kazanmışlar.
Ve yine kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır.
O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz.
Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı,
Birer birer Plevne’de şehit düşmüşlerdir,
Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere,
Hepsi muharebe meydanında kalmışlardır.
Türk İmparatorluğu bana ait değildir,
Türk Milletinindir’ der.
Der demesine ama Osmanlıyı Yıkma projesi hayata geçirilir.
Şimdide Anadolu’yu gizli bir el tarafından,
Adım adım Türksüzleştirme projesi ilerlemekte.
Biz ne yapıyoruz?
Uyuyoruz.
Hafize Gaye Erkan Merkez Bankasının başkanı olarak,
İnsanı çileden çıkartan açıklamalar yaptı.
Tam bir aparat.
Dedi ki, İstanbul da kiralar çok pahalı.
Bu yüzden ben annemlere taşındım.
İstanbul da bir kişi bir evde yaşıyor.
Bir kişi bir evde olmaz.
10 kişi bir evde yaşasın dedi.
Küreselci aparatı gibi konuşuyor.
Para sıkıntısı yok iken,
Merkez Bankasının konutu kendisine tahsisli iken bu açıklamaları yapıyor.
Vatanı kurtarmak için mi geldin?
Bir karar ver de bizde bilelim.
Vatandaşım refah içinde yaşasın.
Konuttun da ister bir kişi isterse beş kişi yaşasın.
Sana ne? Hafize Gaye Erkan.
Sen çok çalış da,
Refahımızı arttır.
Yüce milletimiz her güzelliği hak etmektedir.
Milletimiz vatanın sahibidir.
İstanbul bu vatanın omurgasıdır.
Boğazlar,
Ayasofya,
Yuşa tepesi,
Ve sarayları ile bizim.
Toprağımızın zerresine kadar bizimdir.
İstanbul üstüne çok büyük emelleri var.
Lakin nafile. Boğazlarına tıkarız o emellerini.
YENİ YIL geldi.
Yılbaşı Ağaçlarımızı süsleyelim.
ÇAM AĞACI SÜSLEMEK BİR TÜRK GELENEĞİ’dir.
Hıristiyan geleneği değildir.
Ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ,
Çam ağacı süslemelerinin Hıristiyanlıktan yüzlerce yıl önce,
Türk geleneklerinde olduğunu vurguluyor.
Çığ açıklamalarında,
“Gündüzün geceyi yendiği 21 Aralık’taki bayram Nar-Dugan bayramı,
Orta Asya Türklerindendir.
Kutsal ağaç Akçam’dan aldıkları dala kurdelelere dileklerini, isteklerini,
Yeni yıldan beklentilerini yazarlar.
Akçam eski Türkler''de dünyanın merkezindeki kutsal yaşam ağacıdır.
Anadolu halı ve kilim desenlerinde de vardır.
Nardugan’da insanlar evlerini temizler,
En iyi elbiselerini giyerdi.
Ağacın etrafında dans edip şarkı söylerler,
Yaşlılar ziyaret edilir,
Aileler bir arada olur, özel yemekler yenirdi diye belirtiyor.
Kısaca;
Yılbaşı için çam ağacı süslemek bize ait bir gelenektir.
Yabancılar allamış pullamış,
Ağaç süsleme geleneğimizi kendilerine mal etmişler.
Geleneğimize ve kültürümüze sahip çıkacağız.
Tüm değerlerimize sahip çıkacağız.
Kültürümüzü kuşaktan kuşağa yaşatacağız.
Ve 2024 yılına adım atarken,
Çam ağaçlarımızı süsleyeceğiz.
Yeni yılın hepimize barış, mutluluk,
Sevgi, aşk, bolluk, bereket, huzur getirmesini diliyorum.
Biliyoruz ve hissediyoruz ki 2024 yılı biraz fragmanlı geçecek.
Küresel efendilere karşı.
Uyanmamız gereken bir yıl olacak.